|
» Düş
/ Merhaba
sabahın kampanansı
çalarken
gecenin
bitkinliğinden çıkmış ir derviş gibi düştüm yollara
yollar mı beni
yürüdü ben mi yolları bilemiyorum
huzurlu bir uyku
idi gece ki
öyle bir uyku ki
gözlerim açıktı ama sanki dinleniyordu ruhum
yani ruhum sanki
uçmalara geçmişti
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Şair
Çağından Sorumlu...
Savaşı yazmak
kolay aslında. Zor olan, barış...
Patlayan
bombaları, ölen çocukları, sönen ocakları, yanan evleri, dağılan
aileleri, gözyaşlarını, sürgünleri yazmak kolay...
Şiirin imkanı her
zaman savaşı yazmaya yetti.
Ama barış?...
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Çocuklar
Bir Tek Ulustur Çünkü
Biz günahkârız;
meyvası nur olacak ruh tarlasını harabe yaptık. Biz çocuklarımıza
zulmettik; ezel bezminde yaşanan hayatın rüyasını yeryüzüne indiren
yuvalarımızın getirdiği ilahi emanete değer vermedik...
...
Peygamberin
gösterdiği yolun remz olduğu itaati isyana tebdil ettik.
Çocuklarımızın gözlerinde parlayan teslimiyet sevgisini öldürdük;
yerine hoyrat saldırışları koyduk...
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Kitap
neden yakılır?
Bilim ve kültür
tarihi, yüzyıllar önce dört ünlü kütüphanenin yok olması sonucunda
bir daha yerine getirilmesi imkansız büyük kayıplara uğramıştı.
Bağdat, Buhara, Bergama ve İskenderiye kütüphaneleri bugün ancak
masalların efsane mekanları olarak varlıklarını koruyorlar.
İskenderiye Kütüphanesi biraz daha şanslı, çünkü Mısır devleti, bu
kütüphaneyi yeniden inşaa ederek bugünlerde dünya kültür hayatına
yeniden kazandırdı.
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Hayat
Sizin Olsun
terkettim bütün
küflü yalnızlıkları. kendime yeni bir alfabe kurdum. yeni bir
müzikle atıyorum
adımlarımı. rüzgara çarpan martılarla kanat kanat uçuyorum
denizlerin
üzerinde. hiç yaşanmamış anlar keşfediyorum düne ait zamanlarda.
daha
ne kadar uçurumun
kenarında tüneyeceğimi düşünüyorum intihar düşlü gecelerin.
kalbime dolan eski
ilhamlardan kaçıyorum. ay yüzlü genç kızlardan utanan
delişmen köy
delikanlıları gibi. kaderimin ipini bağladığım bilinmezlikler
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Mayısa
Akan Bulutlar
Küçük bir kız
çocuğun mavi gözlerinde okudum ben sevdalı gülüşleri. Tuz-buz olmuş
güvercinler uçarken yıldızlar düşüyordu bakışlarından. Sonra uçuk
mavilerde yürüdük elele öperek adımlarını zamanın. Dalgaları çektik
üstümüze ve öylece uyuduk ay doğmamış yataklarda... Rüzgarları
okşadık, kalbimizde gezinirken ağrılı uzun türküler. Bir dilek
tuttuk gözlerimizin kaydığı yerlerde esmer günlere dair. Turkuaz
alevlerde yandı ellerimiz, camları beyaza duran aynalarda. Yürüdük
peşisıra.. yürüdük özlediğimiz çınar gölgelerine o eşsiz aşkın...
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Düşün
Ölümü
Kimisi için güzel
bir düş veya kâbus dolu bir düşünce kuyusu...
"Olmak veya olmamak denkleminde, hangi tarafta bulunmak istersin"
sorusuna
verilecek cevabı düşünenler için kâbus ancak; Peygamberini bile onun
kucağına
atanlar için ne güzel bir düş!
Dün gece, düşümde seni gördüm ey ölüm!
İmam-ı Gazali'nin elinde kocaman bir pankartla karşılıyordun beni:
"Ölümün manası ancak bir hal değişmesinden ibarettir. Ruh cesetten
ayrıldıktan
sonra ya azap görmek, yahut da nimete kavuşmak üzere bâki kalır!"
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Ölüm
ıssız bir uykudan
güne bakarken nefesimin kırık tellerinde büyük bir isyanın
varolduğunu duyumsadım akşamdan kalma heyecanlarımın sabaha karşı
buz tuttuğunu bilindik bir türküye ayarlanmış ıslığımın donduğunu
gördüm dudağımda sıcacık küçük bir eldi aradığım belki de kaybolup
yitmek istedim parmaklarının arasında o elin sahibinin küçücük -bir
kuş kanadı kadar bile
olsa - bir omuza
belemek istedim başımı korkunç bir yalnızlığın üzerime saldığı o
yarasa kanatlı ümitsizlik ağlattı beni dünyanın bütün kadınlarına
dünyanın bütün erkeklerine dünyanın bütün çocuklarına dünyanın bütün
çiçeklerine ve kendi dünyama sesim yetmiyordu Allah’ım!
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Sürekli
Kanayan O İnce Yara
Yüreğime sıcak bir
şiir damlıyor Tanrım
Altın sürüsü
kelimelerden tanıyorum parıldayan dizeleri
Bir dua gibi
mırıldanıyorum acıya dönüşen günahları
Her şey gidiyor
Bir tek aşk
kalıyor sesimin siperinde
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Şiir
Susma Öyküsü
Hiçbir şey, ben
"ol" deyince olmaz.
Ne çocukluğumun şiirleri ezberimdedir, ne çığlık çığlığa koştuğum
sokakların tozu.
Alaycı gözlerle yürüdüğüm caddelerin parke mi, asfalt mı olduğunu
nerden bileyim?
Sonsuz bir inatla sarıldığım lambalı radyonun kürdilî hicazkâr
fasıllarından hangi tad kalmıştır dilimde?
Bilmem!
|
Özcan Ünlü |
|
|
» Güz
Yorumcusu
Neden susayım usta, kırmızı bir gök yağıyor üstüme
Dörtnala içiyorum rüzgârın soğumuş yapraklarını
Göğsümdeki âteş düşüyor soyunmuş dudaklarıma
Savurup atıyorum taflan yemiş çocukları, alnımdan
Yürü yürü çoğalıyor eylül denen yol,
Geçiyor eşiklerden yağmur kokulu saçlarıyla iki sevgili
Ve birdenbire uçuruma düşüyor simyası yalnızlığın...
|
Özcan Ünlü |
|