|
|
|
|
|
|
|
23
bîpayanım
aguş-i mevtte başlar hayatım
yalan ile bir ömür ey yâr
bir kendimi kandırırım
Birgün seni yazmaktan vazgeçersem şiraze, bu
hâmuşun ardına düşme. Gün gelir herkes ve her şey susar
şiraze. Açanlar solmak, duranlar eğilmek,
parlayanlar sönmek, gidenler dönmek mecburiyetinden baş
eğer de bu muammanın içinde kalır bir başına. Takatimin
bittiği yerde kargaların döne döne uçuşlarını izliyorum
şu soğuk havada. Yağmur bir yandan kar bir yandan
şiraze, kuzeyin sert rüzgarı dudaklarımda derin
yaralar açarken; bir yılın son noktasının eğlentisini
yapar insanlar. Giden zamana yakılan mumlar etrafında
döner şu zeminin zavallıları. Ağla şiraze, benim
ağladıklarıma sen de ağla. Aşk |
|
değil gönül gönül dolaşmak, aşk değil demden deme akmak,
aşk değil yön değiştirip yol çizmek, aşk değil gözyaşına
tutsak hüzne zincir dolamak. Aşk değil şiraze
masalarda uyuyakalmak. Ağla şiraze, benim
ağladıklarıma sen de ağla. Geçen zamandan bîhaberlerin
yitişine sarf-ı nazar et. Geceleri orta yere saçılıp
gündüzleri gizlenenlerin hâline, ötelerden gelen sesin
yanıbaşlarında dönmesine aldırış etmeyenlerin çilesine,
gayr-i mahdut eyleşmelerde tükenen hâl dilinin
çırpınışına şiraze...
bendideyim...
Benim ağladıklarıma sen de ağla. Sensizliğe, sensiz
geçen her gecenin sabahına, sabahların soğuk dokunuşunda
an an vuruluşumuza, yüze inen her çizgiye, her çizginin
sensiz çekilişine, dumana, bozkır kışına, çamurda kalan
yanlarımın ne etsem lekelerini çıkaramayışıma, mahşere
az kala gözüm gökte yarıldı yarılacak korkularıma...
Ağla şiraze; zemin katta istersen, istersen
merdiven boşluğunda, istersen terasta ağla. Maziye gir
odalarında dolaş, orada ağla. Şimdide dur,
durduramadığın zamana ağla. Gelecek girerken kapıdan tut
elinden oyala, ninni söyle eğilip kulağına.
hezayım...
|
|
Başıma doladığım sarı yazma, memleket kokulu. Prut
kenarındayım. Bakıyorum akışına, sarı yazma başımda.
Diyor bana, “hayattan kaçanlar bende boğulmaya gelir.”
Şiraze; ne gam yetemem ne sana, ne bana, ne
dualarından adım düşmeyen canana.
Ürperdi tenim. Kılıç keskin şiraze. Kimsenin
umursamadığı dik bir kayadan başkası olamadım. Kimse
kayaların da kırılabileceğini düşünmüyor şiraze.
Kimse kayaların da rüzgara, yağmura direnemediğini
bilmiyor şiraze. Kırılıyorum her yanımdan. Un
ufak dökülüyorum toprağa, ben de topraktan bir toprak
oluyorum şiraze. Aşkındır beni böyle perişan
eden, böyle bedbaht, böyle garip, böyle hey gidi hey
şiraze.
gri bir gök rahmet, sen bu rahmet altında
sır gibi, inci mercan gibi, bir can gibi taşıdığım
söz olsun dönmeyeceğim, seni görüp yüzümü yüzüne
dönmeyeceğim
sen bende hayat şiraze
sen bende hep şiraze
Ş İ R A Z
E
|
|
| |
| | |