|
Varna’da hatırladım Sonya’yı, bir dağ yamacından
Karadeniz’e el ederken şiraze. Sonya bir memeleketin
bana yabancı kızı. Gözleri yosun yeşili. Kitabın birinde
diyordu “Sonya bir yere gitti / Döndüğünde artık
eksikti / Ya da eskisinden fazlaydı belki / Eksik ya da
fazla / Eskisi gibi değildi yani.” Gözleri yosun
yeşili şiraze. Denizin toprakların önünü kestiği
yerlerden birinde serpildi. Ben de bir deniz kızı, sen o
deniz kızının hep hayalinde üzerine titrediği şiraze.
Gözleri yosun yeşili. Gözleri yosun yeşili, dilinde
anlamını çözemediğim bir heyûla. Baktıkça dalgalanıyor
üzerimde, şeffaf zamanlardan kalma hançerlerin derin
oyuklarını “hatırla” dercesine. Gözleri yosun yeşili
şiraze.
bimeal...
Kendimi bulmak için çıktım yola, kendimsiz kime olsun
faydam şiraze.
Bulayım derken daha çok yittim dehlizlerde, kim duysun
bu mağrur sesimi şiraze.
Ene’lerle kavgam, ene’lerle mücadelem; ene’ler ene’ler
ene’ler şiraze. Var ya; bu kadar mı çok olunur, bu kadar
mı çok şiraze.
Bir çıkmazda dalgalanan ak bayrağın altında dökülen kan,
kavganın al’ı şiraze.
Ak ve al sen, al ve ak sen; simsiyah sonunda ben şiraze.
O gün geldiğinde bir “ah” çekeceğim, diyeceğim “eyvah”.
Eyvah ki eyvah şiraze.
Ben senden değil, seni zamana sıkıştırıp beklemekten
vazgeçtim. Sensizlikten vazgeçtim. Seni mekanda
aramaktan vazgeçtim. Benden vazgeçtim. Hayat
felsefesinden, sosyal olan her şeyden, toplumsalcılık
oynamaktan, kültürel faaliyetlerin her birinden,
ney’den, Beşevler’den, duvar gazetesinden, pembe boyalı
binadaki odalardan, sağa sola çiziktirmekten...
Vazgeçtim şiraze kuralları bir bir çiğnemekten. İster
yak beni, ister karala. İstersen al da as duvarına.
Vazgeçmekten başka işim kalmadı benim.
İyi bilirim şiraze, sen benim ezberimdesin.
Ş İ R A Z
E
|