|
“Sevdiğini incitir insan” diyenleri haklı çıkaracak
kadar kapanışım.
Rüzgar ektiğim günlerin sonrasında biçilen fırtınalarım.
Geceleri katettiğim menzillerim.
Bir şiire vurulup da hiçbir şiiri çözemeyişim.
Yapmak istediklerimi yaptıklarımla bir türlü
örtüştüremeyişim.
Ve nerede, nasıl, ne zaman sonlanacağını bilemediğim
hayatım.
Hepsi bir “yaşandı bitti” noktasının etrafında gezinen
cümlelerim. Al yalnızlığımı ört üzerine şiraze.
Buralardayım uzun zamandır. Birgün’ü bekliyorum sanırım,
birgün’ü. Öyle büyük fırtınalarım var ki, o fırtınaların
birinde “artık yeter” feryadına kapılıp kaybolacağımı
sanıyorum. Yutuluyorum şiraze. İzin vermeyeceğimi bile
bile dik duruşların ardında bir söğüt eğikliği tavrında,
hemen apartmanın ucunda kıvrılan sokak köşesinde,
önümden gelip geçen her şeyi derin bir huşû içinde göz
hapsinde tutuyorum. Sonbaharın yaprak dökümünde her yer
sarı rengin hükmünde. Bu yüzden işte, al yalnızlığımı
ört üzerine şiraze.
|