|
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Yürüdüğüm
düş bahçeleri beni sana taşıdı. Yine de kalakalsam da
böyle tek... böyle kimsesiz; dedim, ‘yüzünü dökme küçük
kız, kızma onlara.’ Buruk bir tadı vardı yalnızlığımın,
sen hep kalabalıklar içinde kim? Ben hep yalnızlıklar
içinde kim?
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Dedim
kendime, ‘yalnız sen misin bir düşün, zincir oranda
buranda. Her tutsağın bir kaçışı, uykunun uyanışı da
vardır.’ Uyansam yitiririm seni ben. Biliyorum ki,
uyansam yitiririm seni ben. Bir daha çıkmazsın karşıma
hiç. Üstelik dokunamadım da o naz ellerine. Ellerin ki
belki kurtuluşum... ellerin ki belki tek umudum...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. ‘Gördüm
düşümden büyük bahçe yok.’ Ve gördüm düşümün en güzel
çiçeği sensin. Kalabalıkların sevdiği, kalabalıkların
sende dinlendiği... gecenin aydınlığı sensin.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. ‘Düş’
dedim, ‘görmek istediğim mi?’ ‘Düş’ dedim, ‘geleceğimden
bir mektup mu?’ Seni buldum Şiraze, düşte de olsa...
İzin ver dokunayım, belki hep kalırım yanında. Gittin...
Hangi yöne? Hangi gemiyle? Yine kalan ben oldum.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Ve ben,
‘yüzünü dökme küçük kız’ dedim kendime. ‘Yaşamın
anlamını bul, sonra dinle kendini yolunu bil’ dedim. Sen
uzaklardan ses veren, bir kere çıkıp karşıma ışıltını da
alıp giden Şiraze... Sen yüreğinin götürdüğü yeri bilen,
ben yüreğimin sesini bile duymaktan aciz... Aramızdaki
ayrılıkların dozajının ayrımına varmak ne güç. Ne güç
seni bir kere görüp yeniden bulma ümidiyle yaşamak.
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Ne kadar
güzel, ne kadar derin...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze. Bir dahası
olur mu düşlerin? Tekerrür eden düşler de var mıdır?
Geceler midir düşlerin mekanı? Mekansa sınırlar mı seni?
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Velhasılı...
Düşlerin en güzelinde çıktın karşıma Şiraze.
Ş İ R A Z
E
|