|
seninle konuşmalıydım Şiraze
kendini artık dinlemek zorunda olduğunu bir şekilde
anlatmalıydım sana
boş boş baktığın kalabalıklardan değil, kendinden
medet...
o, benim evet; yani sen
ben Şiraze, sen Şiraze...
seninle konuşmalıydım Şiraze
zaman aktı geçti yanından, durdun hep
birşeylerin geçip giderken, sen dursan bile, senden çok
şey alıp götürdüğünü,
parçaların bir bir eksildiğini artık farketmeliydin
sevgililer gider Şiraze... sevgililer hep gider
biz kalırız artakalan onlardan
ve
bize artabıraktıkları...
sevgililer hep gider Şiraze...
seninle konuşmalıydım Şiraze
birgün ‘yarın’ diye bir şey olmayacak
o olmayacak yarın’ımız bize varmadan ne mümkünse
yapmalıyız beraberce
tut elimden Şiraze
rüzgarlara katıp kendimizi uçalım, altımızda atlas
tut elimden Şiraze
yağmurlarla sulayıp yüreğimizi turnaların izini sürelim,
ışık yol
tut elimden Şiraze
uyanmak için geç olmadan yola çıkalım, rüyalar bizi
kilitlemeden
seninle konuşmalıydım Şiraze
ben Şiraze, sen Şiraze...”
...........
her dilden söyleniyorum sana işte, her telden
çalıyorum...
hayat devam ediyor Şiraze; bazen kıyısında dünyanın,
bazen en içinde...
hayat, her şeye rağmen devam ediyor Şiraze
Ş İ R A Z
E
|