1

Güçlü olmak artık beni yoruyor Şiraze,

herkese karşı dimdik olmak...

bir çınar gibi asırlara direnebilecekmişim gibi görünmek...

Liman olmaktan yoruldum Şiraze,

artık ben de ağlamak istiyorum uluorta

susturulmuş hikayelerime ses vermek istiyorum.

haykırmak...

çılgınca bağırmak...

en cart pembeyi giyip yürümek yollarda, kimseyi umursamadan

ve önemsemeden kurulacak cümleleri.

artık ben de ağlamak istiyorum Şiraze; sakınmadan gözlerden, sakınmadan kendimi.

 

Kurumuş rengi bakıra çalmış, bir bahar sonu kırgınlıklarım var içimde

İçimden içime, düşlerimden gecelerime, gecelerimden gündüzlerime... uçurduğum

turnalarım var

seher vakti kavak yelleriyle salınan, salındıkça cama tık’layan; beni benden alıp bilmediğim diyarlarda bana öyküler yaşatan düş kanatlarım var

turnalar uçarken, başımdan allı yazmalar düşer...

ben düşerim; toprak, kokusunu salar içime; içim ürperir, hasret türküleri yakar

‘bilemedim kıymetini kadrini/hata benim, günah benim, suç benim’

düşer bakışlarım...

sen masal uykularındayken gönderilmiş beyaz güvercinler uçuşur etrafımda

çırp çırp kanat sesleri; çırp çırp... çırp çırp...

ben buralarda bilmem ki hangi uykunun hangi köşesinde beklemedeyim hiç gelmeyecek olanı

bir beyaz kelebek olur umut, avuçlarıma konan

 

biliyor musun, bir zemheri gününde, yine elimde mektuplar yola çıktığımda

tam da başımın üzerinde beyaz bir kelebek... hafif kanatları huşu içinde

dönüyor... dönüyor... dönüyor...

işte o gün sonrası Şiraze, ben her bahar beyaz kelebekleri aradım

her güne beyaz kelebek görme umuduyla başladım

uyan Şiraze, doğrul... kelebekler seni bekliyor, düş değil gerçek

kelebekler seni bekliyor...

 

revnakı güzelliğinin, tüm zamanlarımı doldurduğunda

en onulmaz derdin tam orta yerine düştüğümün idrakinde değildim elbet

kimseye düş bahçelerimden geçen katarların ağırlığını duyurmadım

duymayın da artık beni...

bundan sonrasında mı lâl rengi masallara yelken açacağız Şiraze?

lâl olup lâl’e mi boyanacağız Şiraze?

gözümüzden akan lâl, gönlümüzden taşan lâl...

hepsinin içinde ben de bir lâl...

 

biryerlerde hep yanlış yapmanın telaşlı kıpırtısını yaşıyorken,

o yanlışın artık sonsuza dek düzeltilemeyeceğini bilmenin kıstırılmışlığı ile

pusuyorum bazen

uzun süre gecelere küsüyorum...

uzun süre kendime küsüyorum...

uzun süre kaleme, kağıda küsüyorum...

 

denizin en sığ yerinden başladık yol almaya Şiraze,

şimdi kara görünmüyor gerimizde

küsmeyi de boşverelim, hep ileri... hep ileri... hep ileri...

bizi bekleyen sahilin taşlarında ışıltı var Şiraze.

denizin dalgalarından anemonları toplayıp dolduralım çıkınımıza

onlar da mor, düşlerimiz gibi...

varacağımız sahilleri mor’a boyayıp, mor uykulara dalalım

 

biz, denizin en sığ yerinden başladık yol almaya Şiraze.

 

düş bahçesi ile...

Ş İ R A Z E

  Geri Köşe Ana Sayfası Arkadaşına Gönder Yukarı