Leyal ve Gözlerin – I

                   

                     “Refika, gecelerin nuru ruhunda gezer

                      Erdemi viran ederken güneşi görenler

                      Fecrden sonra hışmını tutamam sükûtun

                      İhaneti gündüzünde gördüm hayatımın

                      Kaç terkedilmişlik uyandı dost gündüzleri

                      Aşk gecelerle sızdı zindanıma Refika

                      Mahzenime vefa seninle geldi bilesin.”

 

 

Ruz-i vuslatım için heyelanım ol benim

Enkazımı leyâle bırak ey gül benizlim

Firakın ile sermestim kastetme bâdıma

İnfazına alışkınım savur depremini

Kıyma çile kasrıma erteleme gecemi

Ahu duruşlum, dilberimsin getir hüznümü

Gül endamınla ey zincire vur cesedimi

Elimden n’olur alma aydınlık kederimi

Cefa dileniyor senden kırma keremini

Ellerinden hüzün yağdır karartma gecemi

 

Lalezâra döner hücrem sızmışsa hasretin

Esrarıyla kanatır gözlerimi hayalin

Ruhum acıya seninle tutulur bilesin

İncitme artık getir başımın dumanını

Nabzım doyunca içsin efkarın şerbetini

N’olur getir hücreme hicranın kafesini

Urganımı getir  fermanını hayalini

Ruhumu çölde komayan ey vefalı olan

Uzat elini ayrılığın kahretme beni               

 

Rıhtımında tutuldum afuruna sevdanın

Uğruna nerde gurbetler verdiğim yağmurun

Her sevda zemheri bekler kardelen misali

Ufkuma tan düşmeden göreyim sehabını

Masum bakma ki biçare garip kalmalıyım

Derdini andığım her gece savrulmalıyım

Aşkınla kandilce alev almalı zindanım

Göster didarına ummanın en karasını

Ey ahu duruşlum, çevir güneşten ummanı

Zindanda bir ben kalayım çevir gözlerini

Estir gönlüme gidişinden artan hülyayı

Rüzgarıyla her gece sallasın benliğimi

 

Eskimez umutlar yaşlı bir çınar içimde

Ruhumun yarasına her sallantın revandır

Derdin dünyamın asude yanına dalandır

Ey selvi edalım, sallanışınla kanıyor

Menekşe ıtır ile açılıyor efganım

İnerse gecemin şahikasında gözlerin

Veremem efkarımı aşkı ateşbar olan

İsteme dumanımı dağıt külümü benim

Ruhumu cefaya vuran ey vefalı olan

 

Arus-i gülzarısın kavrulan yüreğimin

Ne olur dikenini alma güllerimin

Eğrilmemiş başaktan hasat çıkmaz bilirsin

Dikensiz çiçeğin bilirsin er solduğunu

Ey ahu duruşlum, çek dikenimden elini

Ruz-i vuslatım için ateşbarım ol benim

Külümü leyâle savur ey al karanfilim

Erisin yazımın zifti kandilim ol benim

Nurunu bahtıma çevir dolunay benizlim

Göster dilzarına en yanığını bozlağın

Üstüme nar salan ey ağıdı derman olan

 

Ne zaman sökersin kelepçesini ömrümün

Erişemem geceye batmayınca güneşin

Şaşkınım her yokuşunu çıkarken ömrümün

İniş ve çıkışlar gezer üstünde bahtımın

Güneşin madem doğma kararında sevdama

Ömrüme sürülmek düşer hasret makamına

Ruhum sabahlarda intiharı kuşanmışken

Elinden kilit bekler kelepçesi ömrümün

Nasırları çelik pranga arayan biriyim

Leyliyim dertliyim hasretinle biçareyim

Elinde intizar fermanı tutan biriyim

Ruşen değilim gece gözlüm hep viraneyim

 

Firakın bir kere ızdıraba vurmuş beni

Eğlemez geceleri gümüşten zülüf beni

Cemre düştü kalbime bu mevsim bahar mıdır

Ruhumda bu kıvranan sabrına kanmak mıdır

Dilberim, sabır mı devadır senin derdine

Engin denizlerde yorgun yürüyen birine

Ne zaman filiz verse sabrımın çiçekleri

Senden utanan hisler bahçıvandır içimde

O titreyen yüreğimi kemirir gidişin

Ne zaman sabır gelse söner hülyan içimde

Ruhum cefana vurgun sabrına değil senin

Aşığa reva görülen çiledir bilesin

Hep viraneyim umman gözlüm ruşen değilim

Izdırap dare çekilmiş dervişken içimde

Şarkısını süremem dilime ayrılığın

Mehtabın muştuları tutuşurken içimde

Irağındayım gözlerin akıyor geceme

Ne seninleyim şimdi ne sensiz bir diyarda

Itır kadar uzakta şiir kadar yakınsın

 

Tut ki firezinde kalmışım aşk tarlasının

Umudun uzayan saçlarını tütsüleyen

Tutsaklığı ilmek ilmek işlerken beynime

Adı sevda olur azad kılan esaretin

Martılarla suskun gecelerde hep ağlatan

Aşktır zincire vuran beni geceye salan

 

Münzevî çığlıkların zemini oldu kalbim

Suların sükutuna adanırken martılar

Üryan duyguları taşırken yağmur öteden

Kurşun rengine büründü deniz ve akşamlar

Urgana tutkun feryatlar gezinir içimde

Tenha rıhtımlar ararım sen yokken yanımda

Ummanın en karasına sal ey yağmur beni

Ne bir yelkenli göreyim ne de ak bir martı

İncitmeden bırak dalgasına cesedimi

 

Hazal duruşlum, sararttı güneş zambakları

Aşk başımı eğdirmedi gününe gurbetin

Nazarındı geceme rüzgarını gönderen

Ellerime demetle gül gölgesi getiren

Tufan kopunca alevlendi birden hasretin

İlkin gölgen geldi geceme sonra hayalin

Gelen afetimdi haber saldığın bilirim

Üzülme gece gözlüm ben zaten viraneydim

 

Nil kadar yorgun şimdi ufuklara dalışım

Dehliz-i keder içinde kaybolmuş seyyahım

Ülfetine dilenciyim kapında avare

Zehrinle değil senin şerbetinle harabım

Ümidime kara çalma geceyle revanım

Nedir bu... baharımdaki çetrefil saçların

Dertliyim leyliyim kederinle biçareyim

Elinde firkat fermanı tutan divaneyim

 

Gurbetin ihtilal olur içimde hasretin

Örülmüş yazgıma söyle akrepler girmesin

Rengi solmasın gülün söyle hazan düşmesin

Dilimden zindan bildiğim o beste gitmesin

Üşüşmesin bahtıma söyle prangan ötmesin

Muhacir olan biri yine sürgün gitmesin

Hüzne isyanımsın gel bu heyelan dinmesin

 

Ahu duruşlum, gecemi yokluyor gözlerin

Yar derken efkarım hep gülüyor dikenlerin

Al duvaklı arusum gül benizlim yarimsin

Tek hüzne ıslanmasın gülsün umman gözlerin

Irağında her dem yar der efkarım bilesin

Mahzensin baharıma ahımsın kararımsın

Irmağıma gün akmasın gecem ağarmasın

Nuru sönmüş bahtıma gözlerin kapanmasın

 

                                                                                    Gökhan SERTER

 

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı