|
Cevali’den Artakalan
“gördüm geceye uçuyordu serçeler. gidiyordu sekine...
öylece yürüyordu gölün en haki yerine.
‘aşk sinemde dare çekilmiş bir münzevi savaşçı…
kardeşlik, yüreğime şehrayinken,
bütün kanadı kırık serçelere dermen ölümdür’ diyordu.
gidiyordu.”
steril korkular kuşanan çiçeklerimi soldurmadan
nasıl avuturum delilik fanusumu
közlüğümde sönüşe saldığın sevdalara
bir kibrit bile örebilir parmaklığı
hayatımın bu berceste faslını sayıklarım diye…
korkuyorum, dişlerim çıldırınca sökülür de
konuşurum diye.
zülfenin anlamında yitirdim adını,
hayıflanmıyorum.
ürperiyorum, burçları düşerken helecanımın.
beyaz ateşini kaybedince dünya
biliyorum, ağlayacak o zaman forsalar
sapan tutmayı sevecek çocuklar
ceplerinden düşürecekler telden mermileri
benim; şimdi ekinlerine düşen kölçeri seyreden
bütün poetik yanımı saçlarına vermiştim oysa
şimdi ben, heyemola nöbetleri bekleyen ırgatbaşı
duruldu şiirin ummanı içimde.
sanırım artık gözlerimden müeccel kinler,
esrik bütün yüzlere zerkolunabilir.
sanırım elhapı çalacağım çocuklardan
susacağım…
çenesini kaybetmiş şehirlere yürürken
gidişinden artakalan çıbana yaslanarak…
sürdüğün sumağı süzerek içimden
ben, hüzün dağlarında cerenlerle ağladım.
senden sonra çiçeklerim çığırdı ağıdını bana
biliyorum hiç ceran olmadı o kadınlar
bakışlarından hep irkildi gri çehreler
biliyorum, baharıma vecd ile işledim bu depremi
bu arakesiti
gözlerine adadım, hiç çekinmeden.
sen yüreğimin cevalisinden biri / sürgün
küreğe mecbur forsalar gibi gitmelisin.
ahını bırakmam serçemin hiçbir şahandan
sen de sunaklar istiyorsan sevdana…
var git ufkumdan…
var git yoluna
ya da
kabul et
bu deprem senin için
yalnızca.
Gökhan SERTER
|