|
A - TAŞ
Hep yalnız, hep tenhadır gülüşlerim aynada
Hep aykırı durur nedense
Konuşsam ayrılık kokar cümlelerim
Sussam ayrılık
Eski hatıralarımı depreştirir soframdaki zeytin
Esmer ve kekre
Eşkali belirlenmemiş hüzünleri çağırır müezzin
Ne zaman güneye dönsem
Takvimler kanamaya başlar
Yavaştan yavaştan
Vay benim birinci yüzüm
İlk göz ağrım, ilk mektebim, ilk durağım vay
Dualara yaslanıp ısınan ellerim vay
Yoruluyor yadına yüreğim El-Aksanın
Şimdi oralarda güneşler batar
Başka diyarlarda doğar gün
Alevle karılır,
Zifirdir gece
Çöl barut, aş barut, su barut ve hava barut
Ölüm taşır kamyonlar çocuk parklarına
Son defa dokunur Melekler saçlarına
Kum salıncaklarda
Anneler lale yetiştirir taze mezarlar için
Gözlerindeki yaştan
Yağmur neden geç yağar Rabbim
Lanetli kavmin komşularına
Koşar adım yaklaşır ölüm-ihanet
Ki özgürlük
Namlu uçlarından içilir
Kanatlanır binlerce hayat
Güvercin sürüleriyle
Çoğul ağıtlar kalır
Geriye savaştan
Kurşun değer yıkılır
Körpe tenler sokağa
Yenilmiş ekin gibi
Vurgun yer uçurtmalar, fire verir insanlık
Yırtılır çöl ve duman
Çocukların ahıyla
Sahtiyanlar boşalır gevşeyen bileklerden
Ve zaferler dikelir terk edilen mahpesten
Yürektir sapandaki
Ağırdır taştan
Yaşamayı erteler kum yanığı bedenler
Satın alır sonrakini
İlahi alkıştan.
Abdülbaki Kömür |