ESKİL BİR HÜZÜN
 

çocuk gülüşlerine banmış gözlerim vardı

gecenin rahmine düşen ateş yürek sözlerim

karanfil fısıltısıyla gelip geçerdim

taşralı bir kadının gül desenli sesinden

çay kokulu kıyıların dizlerini döverdi kuzeyli bir deniz

şarkıların ve özlemlerin dili tutulurdu o zamanlar

yatağımda soğuk ve dişi bir akrep

yesenin’le uyanıp kalkardı eskil uykulardan

 

kafkasyalı tacirler gelip giderdi lebiderya kasabalarımıza

şekerleme alırlardı en çok/ket çap ve mayonez

siveta mıydı nataşa mı yoksa irina mı

çantasını kaptırmıştı bir düzenbaza/neyi varsa kaptırmıştı

madam roza’ya benziyordu ağlayışı/hırçın ve lirik

anımsıyorum yine de işte

çocuklar şamatayla geçiyordu gözlerindeki mahşerden

 

şimdi eskil şarkılarda söylenen imge sevdadır

taşra akşamlarına sığınan kuşların günah cıvıltıları

zulüm sayılır sedef hançer keten duygularıma erketem ölse

ve bir kadavra gibi uzandığım küf kokulu sokaklar

hüzünlü şarkıların diline düşer gözlerimin isyanından

savrulur kızıl akşamlarda toy sevdalarıma

Özer TURAN

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı