|
Karlı dağların yamaçlarında
şafağın rengi atmadan son yıldız da
kayıverdi gök kubbesinden,
evrenin sonsuzluğuna süzülerek
bilmem kaç kozmik yılın
keyfini sürmenin verdiği anesteziyle
yorgun,
can çekişerek...
Güneş parıldayarak
sarmalarken
yer yuvarlağını
ve milyonlarca tohumdan
döllenen gözbebekleri
merhaba derken hayata;
bakacak şaşkınlıkla
basit dünyasındaki
çelişkilerindeki devri âleme...
Gücü ne kadar da yüceydi
dünyayı allak bullak edip değiştirirken;
çabası neden daha az peki
hep kendine hükmetmeye ?..
Farkında mıdır sevgisini kucaklayan
yüreğinin özünden damla damla dökülen
aşkın o iflah olmaz savaşına?..
Oysa ne kadar da kolay bir açmazın içinde
bakmasını bilse bir içindeki aynaya
tutsağı olur muydu hiç
kendi neslince yaratılan tuzağın
anlamsız anaforunda?..
Birazdan güneş ışığını daha az salarken
gecenin zifiri karanlığı da binecek üstüne,
düşüncelerindeki aydınlığı fark ettiğinde
ah ! ne kadar da geç olduğunu
kim bilir nasıl, hangi zamanın
denkleminde anlayacak?
Bir kozmik yılın mikronun binde biri
dahi dolmadan,
sürecek bir ömrün telaşesiyle
bir beden daha devrilecek
bir beden daha yaşama ayaklanacak!..
Karlı dağların yamacında
belki yeni şafakların sancısı tutarken;
O da bir yıldız olup
gök kürenin sonsuzluğunda,
acılarıyla tükenerek
kendi türküsüyle
hiçliğin içinde
maddeden enerjiye mi biçimlenecek ?..
Ali ARSLAN
|