SERENCAME-İ NESL-İ GAİP VEYA BATAKLIK GÜLLERİ

ana kuzularıydık kınalı
kevser şırıltısıydı  ninniler
gönüllerimizi yoğuran nisan yağmuruydu
sabah yeli yumuşaklığındaki eller
zülüflerimizi okşardı yorulduğumuzda
ay parlar gün ışırdı yüzlerimizde
kadife bir ses yavrum diye seslenince

yıllar geçti
biz büyümedik hiç
hep o çakıldak kız deli oğlanız
rahmet kaynağı o gözlerde

kundaktaki gibi masumuz yine
ama koşup gelenimiz yok şimdi
canavarlarla dolu bu ormanda
feryatlarımıza cevap yok

büyüdük istemeye istemeye
ayrıldık çiçek bahçelerinden
kuş cıvıltılarına karışmıyor artık sesimiz
gök gürültülerinde yalnızız
çalacak bir kapı sokulacak
ana baba kokulu
şefkat yatağı yok artık

hayat böyle buyurdu
oysa biz

üzerimizde sabah çiğlerinden boncuklar
dalımızda güzeldik

şimdi gecelerdeyiz
buz gibi gecelerde
gözün görmediği gecelerde çaresiz
birbirimize bağlı
yürüyoruz tek sıra uygun adımla
önümüzü karartan zehir dışarıda değil
içimizden buharlaşmakta
karanlıklar ve kötülükler putuna
kurban edilmeye hazırız artık

o kadar önemli değil
gömülmek için kız veya oğlan olmamız
herkese yetecek kadar çukur
herkese yetecek kadar günah var bu batakta

ah keşke bir rüya olsa bütün bunlar
bir nisan yağmurunda
bir ağaç altında
bir papatya dokunuşuyla uyansam
dağçayı toplasam tepelerde
nergis kokularında kendimden geçsem
çamlar arasında
saklambaç oynasam kaybolsam
yorulsam tıka basa
derin bir gölde dibi bulsam
galaksiler arsında düzenlenen bir yarışmada
ipi ilk göğüsleyen ben olsam
yıldızlardan  madalya taksalar boynuma
tatlı bir ağırlık çökse üstüme
mayışsa her taraflarım
bir nisan yağmurunda
bir ağaç altında
bir papatya dokunuşuyla uykuya dalsam.....


HEYYY SENNN!!!SALLANMA YÜRÜMEYE DEVAM ET
GERİ KALMAK YOK!!!!


olimposun çarmıhı gibi günler
çarmıhta biz... hergün
ciğerimizi vermekteyiz şeytana
bunu hayatımızı sürdürebilmek için
imanımızı satmak olduğunu bile bile

oysa

promete ateşi çaldığı için çarmıhtaydı
bizlerse belki çalarız diye

en temizin susuzluğundayız şimdi
fedakarlığı feda ettiler bu asra
başkası için yaşamayı
başkasına bıraktılar
bugün de ölmeyecek kadar yedik
az daha yeseydik ölecektik
komşumuzun ekmeği bile yok
pasta yesin efendim....
yeni kelimeler öğrendik
riya gibi gıybet gibi
hased bencillik ardniyet gibi mesela

bilmem ki yandığımıza mı yanmalı
yandığımız bilmediğimize mi yoksa

birisi göründü
garib birisi
karanlıkta seçemiyorduk ama
o bizi görüyordu
tek tek dolaştı kulları
ve gülleri
elinde bir çapa
eşti toprağı
cansuyu verdi hercana
bekledi...
bekledi....
ümitsizlendi kullar kıpırdamıyor
güller açmıyordu
birşeyler mırıldandı gözünde yaşlarla

bataklıkta gezerken bir tomurcuk gördüm
olmayacak bir şeydi belki çamura can vermek
hiç gerçekleşmeyecek bir hayalden ibaretti
bataklıkta bir gül yetiştirmek....

Ellerini açtı dua dua yalvarmaya başladı
gökler yağmur vermese de
o
yağmur yağmur ağlıyordu
mırıldandı tekrar

bataklıkta gezerken bir tomurcuk gördüm
olmayacak bir şey belki çamura can vermek
sadece her şeyin sahibine mahsustur
bataklıkta güller yetiştirmek

                                                                    Tufan ŞİRİN

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...