LEKEDİR HAYAT YÜZÜMDE

I

gidiyorum...

yüzümü dayadığım yerler eskidi

ayağından zincirlenmiş

tan vaktiydi beklenti

yürünmüyor...

yok katık fazlası yordamının arkadaşlığı

meşru bir yasaydı gözlerin

monarşik yalnızlığıma bakan

körpe gençliğimi

mezranın sularına akıtan

hayat meclisidir

tv'lerde naklen yayınlanan...

 

II

harici sevdalardan uzak

dahili dağınıklığında çil çil açan

bir sevdadır karlıova'n

rutubet kokan

dağlarımın

hiddetine yaslanan...

 

III

devşir rotasını taşkınlığımın

ecelimi dün gece yazdım

ölüme esnemekli

bir hayat (u)yudum

sefil taş pınarlarında

uğuldadı kavalım

başımın (k)oyulduğu yaslarda...

 

IV

(u)yandım kekremsi kalabalıklarda

(g)özümü gözelere gömdüm

afili toprak kör oldu...

insanlık kara(r)lama yaşıyor

bir eksik çok (f)azla

yüzümü dayadığım yerler eskidi...

 

V

rutubet koktum...

korktum...

deniz çekildikçe

içimin çekülünde

kara büyüdü

yüzümde !

 

VI

yaşam maskeydi zamana takılan

çocukların suçsuzluğundan utanan

devletin menfaatlerine atanan

ana...

nerede kaldı

terbiyeye kurduğun barbatan

kar suyuyla yıkanan oğlan

kendisini dola(ndır)maktadır zaman

 

VII

vatan                                                   

dört yanın amip

parçalandıkça büyüyen

şarlatan...

 

VIII

yüzüm maskedir yasamdan artakalan

silin çaresizliğimi

sökün ifademin utanan katresini

sökün etmeden halkım sürgünden

içime kanıyorum boz bulanık

kendimin katliyim...

 

gayrı meşrudur çocukluğum

çıkamıyorum içinden...

yaşamanın meclisi

monarşik düzen...

 

IX

lekedir hayat yüzümde

(g)izlediğim...

gündüzleri bırakıp

geceleri (g)ezdiğim...

 

X

çınardı mücadelem

dallarına kırağı vurdu

köküne yalnızlık...

 

dağınıktır başım

susuz yazdır aş(k)ım

mürşit adalet bitti mi

ses ver ey tanrım!

yüzümü dayadığım

yerler eskidi...

 

XI

anla gediklim yavuklum

bu düzen sonbaharda bulaşan

kuru öksürük

ömrümün baharına ulaşan

salgın...

 

şairdim

kalemime (y)aslandım

batırdılar...

kanıyor sana sakladığım avuçlarım

namussuzluğu yazanım

serencamların arka yüzünü

ön camlara asanım...

 

ipe gidiyorum

sap(a) olmaktansa...

 

XII

karanlık köyümün tayfı

katresi kabartırdı

toprağın dudağını...

hata ettim indim dağımdan

seslenirdim

sevdanın ayazının üflediği

kavalımdan...

sanaydı yankılanması bağların

içtiğim şarapların

dağların

eşkıyasıyım...

 

XIII

(be)yazım

çalamadım şehirde

yırtamadım yüzümün safını

çalamadım arsızlığın sazını

dönüyorum

bir tek sana gücüm yeter

seni çalarım !

 

XIV

hayat utançmış

tv’lerde naklen yayınlanan

harpmiş meğersem asıl olan...

                             Mustafa Ergin KILIÇ

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...