|
bulut
yaşın habercisiyken
geceye kendini
bir başka kattı..
onun renginde
çatıları tutuşan bir köyün
en alt başında unuttuğum
çocukluğumun
elma bahçeleri vardı...
vardı
çocukluğum
ölümlerle ihtiyarladı..
ama yeşil kalmalı
aşağı tarlayı sularken
anılarımla ıslattığım
yüreğimdeki o küçük
su değirmeninin
yıkılmaz sandığım duvarı.
vardı birde
yukarı yolu çıkarken
elime tutuşturulan
yeryüzündeki en tatlı ekmeği
bana bölen ellerin
bir gün gelip ekmek olacağı
ve bir böceği doyuracağı..
benim anılarım vardı
böceklere armağan ettigim..
kahve önlerinde düğün oldumu
zurna sesine mırıldanırdı
boroboy eminesini
boroboy eminesi
en sevdiği havaydı
belkide orda
emine adında
gönül veripte alamadığı
bir sevdiği vardı.
ama asıl gerçek
bundan sonraki düğünlerde hiçbir halayın
doğru ayakla
başlamayacak olmasıydı
vardı
çocukluğum
ölümlerle ihtiyarladı..
şimdi yasa benzeyen
siyah bir bulutum..
bu kış
bir ceylan öldü ovada
suların yüreği tutuştu
kül oldu çocukluğum..
A. GÜLAL |