...................................

bu şehrin limanları yok,

bu yüzden oturup bir sahil kenarına

denizin dalgalarını dinleyemiyorum

ve bir olta sallayıp mavi sulara

zavallı bir balığın tutulmasını bekleyemiyorum

bu şehrin limanları yok 

 

bu şehrin simitleri yok,

bu yüzden sokak ortasında durup simitçiye

'sımsıcak olsun' diyemiyorum

ve bir demli tarafından çayla kahvede

oturup tadına vara vara yiyemiyorum

bu sehrin simitleri yok 

 

bu şehrin sahafları yok,

bu yüzden kitap kokusunu içime çeke çeke

tozlu raflar arasında gezinemiyorum

ve bana tebessüm eden kitaplardan bile

bir tanecik alıp gönlümü şenlendiremiyorum

bu sehrin sahafları yok 

 

bu şehrin çınarları yok,

bu yüzden mis kokusunu alayım diye

bir sandalye çekip altına oturamıyorum

ve ney'in o ruhumu dinlendiren eşliğinde

çinaraltı'nda kendimden geçemiyorum

bu şehrin çınarları yok 

 

bu şehrin rengi yok,

bu yüzden içimden geleni geçeni

istediğim renge bürüyemiyorum

ve mor'un bana verdiği parıltılı mor hissini

nedense yüreğime yakıştıramıyorum

bu şehrin rengi yok 

 

bu şehrin varı yok!

                                                                           Naz FERNÎBA

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...