|
bu
şehrin limanları yok,
bu
yüzden oturup bir sahil kenarına
denizin
dalgalarını dinleyemiyorum
ve
bir olta sallayıp mavi sulara
zavallı
bir balığın tutulmasını bekleyemiyorum
bu
şehrin limanları yok
bu
şehrin simitleri yok,
bu
yüzden sokak ortasında durup simitçiye
'sımsıcak
olsun' diyemiyorum
ve
bir demli tarafından çayla kahvede
oturup
tadına vara vara yiyemiyorum
bu
sehrin simitleri yok
bu
şehrin sahafları yok,
bu
yüzden kitap kokusunu içime çeke çeke
tozlu
raflar arasında gezinemiyorum
ve
bana tebessüm eden kitaplardan bile
bir
tanecik alıp gönlümü şenlendiremiyorum
bu
sehrin sahafları yok
bu
şehrin çınarları yok,
bu
yüzden mis kokusunu alayım diye
bir
sandalye çekip altına oturamıyorum
ve
ney'in o ruhumu dinlendiren eşliğinde
çinaraltı'nda
kendimden geçemiyorum
bu
şehrin çınarları yok
bu
şehrin rengi yok,
bu
yüzden içimden geleni geçeni
istediğim
renge bürüyemiyorum
ve
mor'un bana verdiği parıltılı mor hissini
nedense
yüreğime yakıştıramıyorum
bu
şehrin rengi yok
bu
şehrin varı yok!
Naz FERNÎBA
|