|
yıkık
dökük bir ev vardı
o
ağacın altında
o
ev benimdi
bir
de ırmak geçerdi az uzağından
kıvrıla
kıvrıla inerdi
o
ırmak benimdi
kenarında
çiçekler açardı
rengarenk
kır çiçekleri
o
çiçekler benimdi
kokusunu
duyardım odamdan
bahar
yeliyle eser gelirdi
o
koku benimdi
her
sabah güneş doğardı
evime,
ırmağıma, çiçeklerime
sıcağını
verirdi
o
güneş benimdi
gün
bitip gece geldiğinde
ay
salınırdı
hale
hale
o
ay benimdi
bir
de yıldızlar bulutsuz gökte
geceme
kandil gibiydi
o
yıldızlar benimdi
ılık
rüzgar pencereme değdiğinde
bir
çıtırtı ile çağırırdı beni
giderdim,
dinlerdim
o
rüzgar benimdi
kuşlar
vardı cıvıl cıvıl
uçuşup
duran
duyardım
seslerini
o
kuşlar benimdi
hangi
mevsimse üzerimize düşen
yaz,
kış, bahar, hazan
gelişi
sevindirir, gidişi üzerdi
o
mevsimler benimdi
bir
de meyvesi vardı ağacımın
kızıl
kızıl açardı önce çiçekleri
sonra
meyvelerle dalları çökerdi
bir
bir okşar severdim
o
meyveler benimdi
ilk
yağan karda
ılık
bir yel eserdi
kışın
şarkısını söyler gibi
o
yel benimdi
iz
bırakmak için karın üstünde
basardım
basardım
biri
görür de gelir diye
o
iz benimdi
o
sevda benimdi
Naz FERNÎBA
|