BEDESTÂN YOKUŞU

Bir mecûsi kıblesinde ömrümü kaybettim,

Yangınlar ve küller düştü sesime

Yangınlar ve küllerden sonra

İpeklere uzanan ellerimi yitirdim....

Bedestân yokuşunda  konuldum değersiz teraziler kefesine...

Alnımda metelik yaftaları, 

Alnımda silik hikâyeler...

Eski ve antik eşyalar niyetine 

Sunuldum ve satıldım alıcı kuşlara 

Alnımda sihir törenleri, 

Alnımda düşen giyotinler... 

Dilârâ..! Nerdesin ..?

Kafese koydular Anka kuşunu

Yusuf, kuyuya atılmakta hâlâ.

Sükûtum, Tenhayım, Suskunum,

Bir ses bana vakit tamam gel desin... 

Nerdesin,  beynimden kurşun çıkaran bıçak..!

Sensizliğin mevsimi ne kadar kurak

Ve ne çok zindan böyle yaşamak... 

Dilârâ..!

Asırlara sinişen  korkular içindeyim,

Bedestân yokuşunda bedbîn haldeyim,

Yerdeyim,  Gökteyim, 

Bir zaman göçündeyim,

Olur olmaz kazılmış mezarlar içindeyim... 

Gel artık..!

Sensiz anlam vermek zor bu salgın yangınlara.

Ve sensiz düşmek imkânsız kapanmış masal yollarına... 

Ey yolda kalanların emsâlsiz dostu,

Ey beynimden kurşun çıkaran bıçak..!

Gel kurtar beni Bedestân yokuşundan,

Kurtar beni, bu cüretkâr günahlardan. ......................... 

                                                                    Seyfullah FATİH

Bir Önceki Sayfa...

Yukarı Çıkmak İçin...