|
Nasıl
adını koymuştu eylülün kendince
o
ağacın altına gittiğinde
hatırlar
gibi oldu
Belki
zamanın birinde
hiç
susmayan şarkılar bestelemişlerdi
hiç
susmayacak şarkıları bestelemek içinse
zamana
çağrıda bulunmuşlardı şimdi
beklemede
yitip
gidenler
Kaldırım
boyu uzanan böğürtlen çalıları ile
salkım
selvi nedimeler
hiç
kutlanmamış bir düğünün eğlentisinde
çengiler
zil
takıp oynardı zamanın en içinde
Bir
tutturulmuş ıslık dökülürdü
birileri
gelir
birileri
geçerdi
o
tablonun içinde eski mi eski
bir
şal titrerdi
Ağlamadığını
söyleyen bir hadım
kapı
ardında
ve
sabahlara değin gecelerde
giremediği
yatakların gözyaşını dökerdi
Her
ayrılığın ardında
acının
zakkumi tadı
damaklarda
zamanlarca mesken tutar
sular
yosun kokulu sevdalar sunardı
Bitmeyecek
dediği aslında bir yalan
bitecek
dediği fasafiso
vazonun
kırılgan nazında parıltılı
tılsımların
cümbüşünde heyheylenen bir
gemici
narasında sükunet vardı
Az
söylemedim sana
kulaklarımdaki
çın seslerinin bir melodi
bir
oyun gibi geçici olmadığını
Ahlanmanın
da başbaşa veriştirdiği anıları
yarım
kalmışlığı olası yitik denzileri
belki
ülkeleri belki atlantis’i
vardı
Yok
yok dinlemeyeceksin aşk fısıltısını o çatı
kedisinden
zaten
kovulmuş değil mi idi
O
eylül başka eylüllerin de adını hatırlattı
dedi
Nermin BARLA
|