AĞLAMA BAĞDAT

Ortalık zifiri karanlık, şafağı vuruyor saat,

Bomba yağdı, gülle yağdı yine ağladı Bağdat.

 

Kustu zehrini ehli salip, masum halkın üstüne,

Gökten ölüm yağdı, anaların, balaların üstüne.

 

Yıllar geçse değişse de zaman zalim yine zalim,

Bu manzara, yürek yakar, dayanmaz buna kalbim.

 

Ölüm kusan bombalar yağarken artarda,

Ben de varım diyemem, bu fani dünyada.

 

Görünce kızıl kıyameti mazi geldi yadıma,

Fatihalar, yasinler gönderdim ecdadıma.

 

Bir şeyler yapamama ıstırabı kemiriyorken beynimi.

Titriyor, üşüyorum hafakanlar basıyor tenimi.

 

Ekranlardan fışkıran o çirkin manzaralar,

Hıçkırıklara boğuyor, ağlatıyor beni zar zar.

 

Hey ehli salip, hani insanlık diye dem tutardın?

Neden öyleyse böyle kızılca kıyameti kopardın?

 

Belli ki senin insafın kurumuş,

Gözünü; zalimce,haince canavarlık bürümüş.

 

İnsan hakları, demokrasi bunların hepsi palavra,

Senin niyetin belli, mal mülk ve bir yığın kadavra.

 

Petrol yerine içiyorsunuz mazlumların kanını,

Unuttunuz her nedense insanlığın adını.

 

Birleşip geldiniz, hunharca yığın yığın,

Ah Bağdat! Canım Bağdat! O şimdi darmadağın.

 

Ağlıyor yüreği yanık anaların, çaresiz babaların,

Cephede bilinçsizce vuruşan balaların.

 

Şimdi Bağdat’ta Musul’da ve Kerkük’te gönüllere kan damar.

İnsafsızların melunca saldırısıyla çocuklar ağlar.

 

Birkaç zalimin yüzünden yanıyor Bağdat!

Çıkıyor göklere ah-ı efkanlar kat kat.

 

Alevler semayı sarmış yanıyor bütün şehir,

Zalimin zulmü şimşek gibi iniyor bir bir.

 

Sığınaktaki sabi çocuğun bakışı kalbimi yaktı,

Taa ciğerime sanki sıcak kurşun aktı.

 

Korkak bakışlarla gökyüzüne bakan gözler,

Ses çıkarmamak için fısıltılı çıkan sözler,

 

Kırık kollar, yanık yüzler, kaybedilen gözler,

Bu manzarayı gören Allah’ım bu ne vahşet der.

 

Vahşetin en alasını kusuyor zalimler,

Düşen toplarla,yağan bombalarla sarsılıyor yer.

 

Ah canım Musul! Masum Musul, biçare Kerkük,

Ne oldu size? Niçin böyle boynunuz bükük?

 

Ecdadımın bıraktığı izler nerde?

Kim düşürdü sizi bu hain derde?

 

Her dem ağlarım sizin garip halinize,

Yalnız kalışınıza, efganınıza,sahipsizliğinize.

 

Yanar yüreğim, ağlayan analara kundaktaki bebelere,

Kanar yüreğim, Bağdat’a Musul’a Kerkük’e.

 

Bir yiğit çıkmalı, dur demeli bu vahşete,

Sürmeli atını zalimlerin üstüne, son vermeli dehşete.

 

Ama heyhat nerde o yiğit hani nerde?

Çıksaydı meydana müslümanlar düşer miydi bu derde ?

 

Ağlama Musul, ağlama Kerkük. Erbil , Bağdat,

Şimdi eller semada dualar kat kat.

 

Yükseliyor ulu divanın dergahına,

Yetişecek sekineler gariplerin ahına.

 

Zalimin zulmü varsa garibin de ahı var.

Çıkacak bu feryatlar ta yedi kat göklere kadar.

 

Dokunacak rabbimin rikkatine bu zulüm,

Ümitvar ol, çözülecek en sonunda bu kör düğüm.

 

Ağlama Bağdat, ne olur ağlama,

Ağlayıp da ciğergahı dağlama.

 

Ercan KURBAN

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı