YAĞMUR  ALTINDA  STRES  (3. Bölüm)

 

Bu yol Orheiul Vechi’ye gidiyordu. Peştere mağara manastırını bu güne kadar ziyaret edemeyişini düşündü Feray. “Ben ailemle gitseydim oraya” dedi. Ona karşılık veren olmadı. “Beni geri götürün, yeter artık” dedi. Adam ona yan yan bakmakla yetindi. “Derdiniz ne sizin?” diye bağırdı bu sefer Feray. “Sus Anastasya. Yaşayacaklarını anlatmaya gerek yok” dedi adam dişlerinin arasından.

 

Feray korkunun içinde gezindiğini biliyor, onu sakinleştirmeye çalışıyor, “bir telefon edip haber verseydim” diye aklından geçiriyor, elleri ayakları hafif hafif uyuşuyordu stresten. “Gitmek istemiyorum” dedi.

 

“İstesen de istemesen de gitmen gereken yere gideceksin.”

“Bırakın beni!”

“Buna yetkili değiliz.”

“Kimsiniz?”

“Anastasya’yı geri götürenleriz.”

“Kim bu Anastasya?”

“Sensin.”

 

Feray çıldırma noktasına yaklaşıyordu. Bir çığlık atsa belki ferahlardı. Var gücüyle bağırdı. “Aaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa!”

 

Arabada bulunan herkes sanki Feray tiz bir çığlık bırakmamış gibi hareketsizdiler. Sanki bu sahneleri evvelden çok kere yaşamış da biliyorlarmış ki tepkisizdiler. Garip amaçlar uğruna yaşayan insanlar. Hedefleri şaşmış, kötünün içlerinde yer etmesine mahal veren insanlar.

 

Feray.

Hiçbir şey yapamayacağını anladığında olacakları görmek için sakinleşmesi gerektiği sonucuna varıp sustu. Arabalar Manastır’ın yakınında durana kadar sustu. Kendisine bir şey sorulana kadar sustu. Konuşması gereken an’a kadar sustu. Sus oldu. Sus olunca daha çok gördüğünü, daha çok duyduğunu, daha çok anladığını farketti.

 

Bir bardak meyve suyunu içmesi için ona uzattıklarında Feray geri çevirdi. “Susamadım” dedi.

“Bunu içeceksin” dedi adam.

“İçmek istemiyorum” dedi Feray.

“Senin isteklerin artık önemsiz” dedi adam.

“İçmeyeceğim” dedi Feray.

İki adam ellerini sıkıcı tutuverdiğinde içinde kaynar kazanların döküldüğünü sandı. “Bırakın beni” diye bağırdı. Bırakmadılar. “İçmeyeceğim” diye bağırdı. Dinlemediler. “Alt tarafı bir meyve suyunu reddetmek saygısızlık” dedi adam. “İçmeyeceğim” dedi yeniden Feray.

Ama ancak yarım saat direnebildi.

 

“Tanımadığın insanların verdiği yiyecek ve içecekleri kabul etme.” Feray ne zaman yolculuğa çıkacak olsa annesi hep böyle tenbihlerdi. “Kendini koru. Kendini sakın herkesten.”

Olmuyordu ki. İnsan kendisini korumayı beceremiyordu ki. Artık her yerde yolkesenler vardı. Dünya karanlığa saplanıyordu.

Devam Edecek

Naz FERNİBA

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı