|
YAĞMUR ALTINDA STRES (2. Bölüm)
Ne olduğunu anlayamadan, anlamasına fırsat tanınmadan bir un çuvalı gibi koyu
renk bir arabanın içine onu fırlattıklarında, birşeylerin ya yanlış olduğunu, ya
yanılgı içinde olan bu tanınmaz tanınsa faydadan çok zarar getirecek insanların
ciddi bir hataya yuvarlandıklarını düşünmeye çalışıyordu Feray. Ama bunu
anlatabilecek kadar Rusça bilip bilmediğini de ölçüp biçmeliydi ya da bu garip
şahıslar belki de sadece Romence biliyorlardı. Ya da kendilerince karanlık bir
dil kullanıyorlardı dünyaya karşı. Bu yüzden hiç konuşmadı, sadece korku dolu
bakışlarını bir sağa bir sola çeviriyor, “bir yol bulsam da kurtulsam” diye
telaşlanmaya başlayan kalp atışlarını bir düzende tutmaya çalışıyordu.
Arabalar ardı ardına ve hızla yollardan geçtiler. Yollar her zamanki gibi başka
yollara bağlanıyor, başka yollar da başka yollara açılıyordu. Şehrin hiç
bilmediği tarafına geçtiklerinde artık bildiği hayattan bir böcek gibi çekilip
alınmıştı izinsiz, sorgusuz, sualsiz. Feray sinirlenmek istiyordu şimdi.
Bağırmak, haykırmak, birilerine vurmak istiyordu. Ama eli, kolu, ayağı hiç
hareket etmek istemiyordu. Bu bir dumurdu.
Yanındaki adam “Anastasya” dedi. Feray’a bakarak “Anastasya” dedi ikinci kere.
“Benim adım Feray” diye karşılık verdi Feray öfkeyle.
“Sen Anastasya’sın. Bundan böyle senin adın Anastasya.”
Feray afallamıştı. “Sen aklımı koru Ya Rabbi!” diye geçirdi içinden. “Bana Feray
adını dedemin üvey annesinin büyük ablası Terime koymuş. Feray adında bir kızı
varmış. On üç yaşını doldurduğu gün evin hemen altında çağlayarak akan Başerin
Dere’sinde boğulmuş. O gün de ben doğmuşum. Acı güne doğan ben. Adımı Feray
koymuşlar. O koymuş ya da. Bir Feray gitmiş. Bir Feray gelmiş. Annem karşı
çıkmış adımın Feray olmasına. “Onun da başına kötü şeyler gelecek. Yazgısı iyi
olmayanın adı alınıp da koyulmaz. Kötü yazgısı benim kızıma geçecek bu adla.
Olmaz. Olmaz.” Kimse dinlememiş annemi. Bir odaya kapatmışlar. “Ağla ağla,
susmak istediğinde, bütün yaşların kuruduğunda gelirsin yanımıza” demişler. Kim
demiş? Bütün eltiler. Tam yedi eltisi varmış annemin. Bir evde yedi elti...”
“Anastasya” diye mırıldandı kendi kendine Feray. “Anastasya.”
Şehirden çıkmışlardı. Şimdi araba teneke evlerin, ahşap barakaların, bina
yıkıntılarının arasından geçiyordu. “Nereye götürüyorsunuz beni?” diye sordu
Feray.
“Soru sorma Anastasya” dedi adam.
Üçüncü Bölüm
Naz FERNİBA |