|
YENİ HAYAT
Genç kadın,
havaalanındaki gazeteciden, günlük gazeteleri alırken gülümsüyordu. Yıllardır,
ilk defa hiç okunmamış gazete sayfalarını kendi açacak, o sayfaları hiç
buruşmamış, dümdüz halleriyle okuma fırsatını elde edecekti. Bulduğu ilk boş
koltuğa oturdu ve baş sayfadan itibaren okumaya başladı.
Az sonra İstanbul'a
gidecek yolcuların, uçağa çağırıldığı anonsunu duydu. Okumaya başladığı gazeteyi
usulca katlayarak, el çantasına koydu ve ayağa kalkıp, kapıya doğru yürümeye
başladı. Yürürken gülümsüyordu.
Geride bıraktığı
hayatı unutmuş gibi görünüyordu. Aslında yalan da sayılmazdı. Unutmak için
elinden geleni yapıyordu. 18 yaşına girer girmez babası tarafından zorla
evlendirilişini, maddi durumlarını kurtaracak tek yolun bu olduğunu, kendinden
32 yaş büyük kocasıyla geçirdiği ilk geceyi ve onu takip eden, 7 yıl süren
birçok gün ve geceyi unutmak istiyordu. Çok istemesine rağmen üniversiteye
gidemeyişini, doğup büyüdüğü ve herşeyine aşık olduğu şehirden zorla koparılıp,
başka bir şehre götürülüşünü, maddi olarak çok zengin, ama insanlıktan yoksun
kocası tarafından sürekli ezilişini, çektiği eziyetlerin ağır faturasını
kendisinin ödemesi yetmezmiş gibi, annesinin de bu duruma üzülmekten kalp
hastası olup, ölüşünü unutmak istiyordu.
Henüz 25
yaşındaydı, ama kendini çok daha yaşlı hissediyordu. Zaten yıllardır, kendi
yaşlarında birisiyle oturup, konuşma fırsatı bulamamıştı. Hep kocasının
çevresinden insanlarla vakit geçirmek zorunda kalıyor, başkalarını görmesine
kocası tarafından izin verilmiyordu. Kocasını bile haftada sadece birkaç gece
görüyordu. Diğer geceleri nerede geçirdiği ise zaten herkesin dilindeydi.
Tek zevki,
küçüklüğünden beri yapmaktan hiç sıkılmadığı kumaş boyama işiydi. Düzinelerce
kumaş mendil, yastık, örtü boyamış, kendini boyamaya verdiği sürece en azından
çektiği acıları düşünmekten uzaklaşmıştı.
Zaten onu tekrar
hayata bağlayan da bu olmuştu. Yaklaşık 1 yıl önce, çılgınca şeyler düşünmeye
başlamıştı. Kocasını, evlerini, herşeyi bırakıp kaçmayı kafasına koymuştu. Zaten
kocasının asla peşine düşmeyeceğini biliyordu, onun umrunda bile değildi.
Yaşadığı hayata daha ne kadar tahammül edeceğini bilemiyordu. Artık sabrı
taşıyordu ve ömrünü daha fazla tüketmek istemiyordu. Her ne pahasına olursa
olsun, kendi hayatını yaşayacaktı, buna hakkı vardı.
Böylece planını
gerçekleştirmeye başladı. O güne kadar boyadığı ne kadar kumaş parçası varsa,
hepsini satacak, yenilerini de yapıp, en azından bir süre kendini
geçindirecek kadar para biriktirene kadar, çektiği işkencelere devam edecekti.
Ancak kendi çevresinde, bunları satabileceği kimse yoktu. Böylece bakkalın
karısıyla anlaştı. Kendisine küçük bir pay almak şartıyla, kadın kumaşları
satmayı kabul etti. Yaklaşık 1 yılın sonunda gerekli para toplandı ve genç kadın
küçük bir çantaya birkaç parça eşyasını doldurarak, arkasına bakmadan evden
uzaklaştı.
Biriktirdiği para,
hatırı sayılacak bir miktardaydı ve en azından bir süre sıkıntı çekmeyecekti.
İstanbul'a otobüsle gitmeyi düşünmüştü ama yol çok uzun sürüyordu ve yıllardan
beri ilk defa kendi rahatı için birşey yapmaya karar vermiş, havayollarını
arayıp, ilk uçakta kendine yer ayırtmıştı. Oraya varır varmaz kendine pek pahalı
olmayan, küçük bir pansiyonda yer bulacak, sonra da iş aramaya başlayacaktı. Ne
iş olsa yapmaya razıydı. Garsonluk, çocuk bakıcılığı, tezgahtarlık düşündükleri
arasındaydı. Kimbilir, belki daha ileride bir gün, başka bir hayalini
gerçekleştirir, üniversiteye girerdi. Ama herşeyin bir sırası vardı, önce
kendini geçindirmeyi düşünüyordu.
Uçağa binip,
koltuğuna oturduğunda, aklında sadece geleceği vardı. Geçmiş geride kalmış,
bitmiş, önemini yitirmişti. Artık sadece umut, istek ve gerçekleştirilmeyi
bekleyen hayaller vardı. Ömründe ilk defa kendiyle başbaşa kalabilmiş, hayatının
dizginlerini ele geçirebilmişti. İçinde en ufak bir korku bile yoktu. Uçak,
masmavi gökyüzüne doğru havalanırken, genç kadın sanki kanat takmış, tek başına
uçuyordu.
Hande AKPUL |