ÜTOPYA TUANA

Gelip geçen bir ruh ve gelip geçen bir insanlığın masalıdır bu... ütopyadır kimilerine göre ya da bir resmin anlaşılmaz fikirler içerisinde incelenmesi gibidir... ya da herkesin söylediği bir yalan gibi bir masaldır bu... Bir masal ya da bir masalımsı yalan...

Tuana sabah uyandığına gözlerinin ne kadar çok şişmiş olduğunu gördü aynaya bakınca, etraftan sesler geliyordu herhalde geceleyin yağmur yağmıştı ve etraftaki çukurların gene sularla dolduğunu düşünerek okula gitmesinin gene zor olacağını düşündü. Tuana iki senedir yüksek idare konsey tarafından oluşturulmuş eğitim okullarına gidiyordu. Bu okulların bir güzelliği vardı, herkes gidiyordu ve hangi konu hakkında bilgi alışverişinde bulunmak istiyorsa birşeyler öğrenmek istiyorsa gidip derslere giriyor ve dersleri alıyordu. Herkese açık bu okullarda eğitim konusunda uzman düşünürler ve bilgeler tarafından veriliyordu ve bunun karşılığında hiçbir şey talep edilmiyordu. Zaten bu dünyada hiçbir şey için talep yoktu. Herkesin içinde bir bilinç vardı. İstese Tuana bugün okuluna gitmeyebilirdi ama bir bilince sahip olduğundan gitmesi gerektiğini öğrenmesi gerektiğini biliyordu. Herkeste büyük bir bilinç vardı bu dünyada. Tuana’nın annesi tarlasında ürettiği mahsulleri depolamakla meşguldü, annesi ise o özel eğitim veren okullardan birinde öğretmendi uzmanlık alanı çocuklardı. Tuana da annesine karşı çıkarak felsefe dalında okuluna devam ediyordu. Bugün üç saat geç kalkmıştı her zamanki kalkma vaktinden, çünkü dün gece arkadaşlarıyla eğlenmişti. Herşey özgürdü bu dünyada fakat işin güzelliği ise herşey mükemmel derecede yolunda gidiyordu, herkeste büyük bir bilinç vardı kimse kimsenin haklarına müdahale etmiyor başkalarına zararlı olacak hareketleri yapmıyordu ve bu sayede güzel yaşanabilir bir yaşam tarzı oluşturulmuştu. Bu dünyada para yoktu, kimse zaten paranın ne olduğunu dahi bilmiyordu ve zaten hiçbir zaman bilmeyecekti. Bu ülkede sonsuz bilinçli bir özgürlük olmasına rağmen işleri düzenine sokmakla yükümlü bir bilgeler konseyi vardı, bu konseye her isteyen çıkıp düşüncesini söyleyebiliyordu ve fikirler öne sürülebiliyordu. Bu dünyada insanlarda çıkar düşüncesi bencillik kavramı kaldırıldığından (aslında insanların kendilerini geliştirerek bu kötü yanlarını bırakabilmesi ve bu şimdiki kusursuz toplumun oluşması için vaktinde çok büyük sorunlar yaşamışlardı) herkes birbirine saygı gösteriyor ve en geçerli en işe yarar fikir oy birliği ile kabul ediliyordu. Tuana’nın da 18 yaşından sonra (bilgeler konseyince 18 yaşından sonra bir insan olgunlaşıyordu ve düzgün düşünmeye düzgün kararlar almaya başlayabiliyordu) bu konseyde çok söyleyecek şeyi olduğunu biliyordu belki de bu yüzden felsefe okuyordu. Geçenlerde bu bilgelik konseyi ilk defa konuşacak bir durum bulamamış ve sonunda yeni teknolojik gelişmelere yönelinmesi kararına varmışlardı. İnsanlar mutluydu, huzur güven içindeydi. Bu ülkede silah, asker yoktu çünkü bencillik ve çıkar denen duygular kökünden kazınmıştı. Herkes birşeylerle ilgiliydi sokaklarda birisi orada kitap okuyor, birisi resim çiziyor iki filozof bir konu hakkında kafa yoruyordu... bu dünyada isteyen birisi özel üretim ofislerinden istediği erzağı bulabilirdi, bilgelik konseyi, çok eskiden aldığı bir kararla her gün belli sayıda bir insan gidip o tarlalarda, fabrikalarda çalışıyordu herkes çalışıyordu büyük bir bilinç içinde, bu sayede insanlar iki gün çalışıp haftanın diğer beş gününde istediklerini yapabiliyorlardı. Tüm üretim insanların hepsinin katkısıyla yapılıyordu, bilgelik konseyi bir liste belirtmişti ve her gün belli insanlar gidip çalışacakları yerde çalışıyorlardı. Bilgelik konseyindeki filozoflar, ressamlar, yazarlar ve on-sekiz yaşını geçmiş herkes büyük bir istek, heves ve bilinçle görevlerini yerlerine getiriyorlardı. Herkes eşitti, kimse görevden kaçmıyordu ve düzenin devamlılığı böylece sağlanıyordu.1On-sekiz yaşını geçmeyen herkes çocuk sayılıyordu ve işlerden muaf tutuluyordu, eğitim merkezlerinde istedikleri konularda derslere giriyorlar ve geleceğin bilinçli insanları olmak için öğreniyorlardı. Herkes vardı bu öğretim kurumlarında, ressam olmak isteyenler müzisyen olmak isteyenler, mühendis olmak isteyenler... herkes isteğine göre eğitim alıyordu ve bu insanların mutlu olmasını sağlıyordu...

Tuana sabah uyandığına gözlerinin ne kadar çok şişmiş olduğunu gördü aynaya bakınca, etraftan sesler geliyordu herhalde geceleyin yağmur yağmıştı ve etraftaki çukurların gene sularla dolduğunu düşünerek okula gitmesinin gene zor olacağını düşündü.... bu sahneyi sanki daha önce de yaşadığını düşündü bir an için ve sonra sabahın köründe okuluna doğru yola çıktı önünde onu koskocaman, zor, yorucu, adil olmayan ve savaşması gereken bir hayat bekliyordu...

Tuana kahvaltısını yaptı ve okula doğru gitti... aslında daha önce de yaşadığını düşündüğü bu sahneyi yaşamadığını anladı... çünkü düşlerde kendisi gibi koskocaman bir yalandı...
 

Bülent KURT

 

Geri Ana Sayfa Arkadaşına Gönder

Yukarı