|
SAKLAMBAÇ
Hayatı elinde sıkıca tutan, sıka sıka avuçlarını kanatan biriydi. Her iki tarfı
ağaçlarla kaplı yolları arkadaş edindi. Yürüdüğü zamanlar arada bir arka cebine
uzanırdı eli. Çekip çıkarırıdı cüzdanını, kimliklerini, henüz kapısı çalınmamış
adreslerin yazılı olduğu kağıtlarını, telefon numaralarını, fotoğraflarını, az
ama öz parasını karıştırırdı. Sıkıldığında, cüzdanını yine arka cebine koyar,
yavaşlayan adımlarını hızlandırırdı. Çılgın bir çizgi film kahramanının resmi
vardı cüzdanında; onu eline her alışında çocuklaşırdı.
Hayatı hiç ama hiç kendine bırakmadı. Tokatladı, tekmeledi, iki üç şekerli çay
sohbetlerinin dibi de eritti. Kendini anlatmasını, anlattırmasını sohbet
aralarına adını karıştırmayı öğrendi. Karşısındakinin yüzünü sahte
tebessümleriyle çizdi; yabancı yüzlerde sevecen anlar, anılar bıraktı,
sevindi...
Hayatı mavi tuğlalarla ördüğü duvarla çevirdi, duvarın üstüne bulutlar ve martı
resimleri çizdi. Bulutlarla oyun hamuruyla oynayan çocuklar gibi oynadı,
martılara ekmek attı gerçek tebessümler edindi.
Hayatı satıraralarında, tamamlanmamış cümlelerinde, yarım kalmış öykülerinde
gizledi. Parçlı bulutlu düşledi, üç noktalı düşler edindi. Küçük harflerle
yüksek sesle düşündü. Ön kapısından girdi, arka kapısından çıktı hayatın.
Zamanın dışında kaldı, siyah beyaz oldu her şeyi.
Hayatı içini sıktı. Sigara içmeleri, gökyüzünü seyretmeleri cebindeki bozuk
paraları denize fırlatıp, etrafa deniz sıçratmaları, yorulana dek gezmeleri
oldu. Kaldırım çizgilerine kırıldı. Kaldırımsız ve çamurlu caddeleri sevdi.
Yalnızlığını çamura buladı, yağmuru sevdi. Yıldırımları kül rengi bulutları
içine çekti, ağladı.Yorulana dek ağladı, yorgunluğuna sarılıp uyudu.
Bir gece, elinde içtiği üç şekerli çayı, dudağıda sigarası balkona çıktı.
Gökyüzündeki bulutlara takıldı gözleri ve bir bulutun ardından Ay fısıldadı:
- SAKLAMBAÇ OYNAR MISIN BENİMLE?
- OLUR dedi ve gözlerini kapadı. Yüzünü bulutlardan birine yasladı ve
ardından kendini boşluğa bırakıp saymaya başladı;
- BİİİR,
- İ,,,
Tuncer CEM |