|
KÜR
Kadın tüm
ağırlığıyla kanepede yatıyordu. Şiddetli başağrısı görmesine engel oluyordu.
Söylediğine göre mide bulantısı, baş dönmesi, aşırı terleme, kusma, kalp
çarpıntısı vardı. Evin diğer üyeleri oturmuş tibetçe dualar mırıldanıyorlardı.
Ölümün yaklaştığını düşündükleri çok açıktı. Çadırın kapısı aralanıp içeri
Koreli olduğu bilinen ihtiyar girdiğinde herkesi boynubükük böyle mırıldanırken
gördü. Oldukça eski olduğu anlaşılan kahverengi deri el çantasını masanın
üzerine koyduğunda bile kimse onun gelişini farketmemişti.
Eski kahverengi deri
çantasını açıp bir tutam ot çıkardı, yanan beton sobanın üzerine bıraktı. Birkaç
saniye geçmişti ki reyhan kokusunu andıran bir koku yayan duman tütmeye başladı.
Yavaş yavaş çadırın her tarafını bu kokulu duman sarmıştı. Kadın doğrulup
kanepede oturduğunda mırıltılarını güçlükle duyduğu insanları gördü. Koreli
doktor eski kahverengi deri çantasını alıp çadırın kapısından çıkıp gitmişti.
Reyhan kokusunu andıran ot beton sobanın üzerinde tütmeye devam ediyordu.
Naz Ferniba |