|
İKİ ÜÇ ŞEY....
BİR;
Biliyorum, bugün üç beş cümle kandırmayacak seni. Yazıyorum kara kalem mi, yoksa
çalakalem mi? bilmiyorum. Yazıyorum içimden geldiği gibi.
Sana şimdi borçluyum çünkü sen \"Geleceğimsin\", dolu dolu yaşamaya ve borcumu
ödemeye çalışıyorum. Bunu yaparken gözlerim yaşardığı ve umudumun tükendiği
anlar olmuyor değil, oluyor pek tabiî; ama her günün sabahında biraz daha
yaklaşıyorum sana.
İKİ;
Bugün okuduğum kitabın sayfalarında şu söze rastladım: \"En değerli şeyler bile
göstereni olmazsa, değersizdirler. \"Bunu düşündüm, daha doğrusu seni bana kim
gösterdi diye düşündüm. Mutluluğun ve kenarı katlanmış tebessümlerin geldi
aklıma. Seni ne zaman görsem - ki bu aralar hiç olmuyor bu - yüzüme en sevimli
en gerçek tebessüm çizilirdi. Konuşmaya başlardın ben ezilirdim. Ezilirdim çünkü
bir \"Şimdi\" asla yetişemezdi sana ve sen ezip geçmeliydin beni. Sana
yakışanda bu.
ÜÇ;
Seni ağlarken gördüm. Etrafında üç beş kişi vardı. Sen ağlıyordun onlar da,
boşver gitsinlerle, takma kafana değmezlerle, hepsi biteceklerle seni
avutuyorlardı; daha doğrusu avuttuklarını sanıyorlardı. O an utandım kendimdem
çünkü ben de aynı boş sözlerle avutabilirdim seni; bu kadar yabancıydık
birbirimize. Seni üzen sıkıntıya sokan o ağlama sesinle dolu anları düşündüğümde
küfrediyorum kendime; ama o etrafındaki üç beş kişiden daha iyi bir şey
yapıyorum senin için ve senden habersiz. Tatlı bir dille yalvarıyorum Tanrıya,
seni hiç üzmesin diye. Şimdi nasılsın bilmiyorum. Ama ben sana yetişemediğim
için hep mutlu düşledim seni...
Tuncer CEM |