|
FIRTINA
Saatlerdir, her
kımıldadığında yıllardır ıstırap çekercesine gıcırdayan yataktaydı. Oda sanki
üzerine sonsuzluğun yorgunluğu çökmüş gibi sessiz, tozlu ve hüzünlüydü.
Gözlerini tavana sabitledi. Her dakika ona ıstırap vermekten zevk alırmışçasına
sürünerek ilerliyordu. Zaman yavaşladı yavaşladı ve sonunda durdu. Sonra hızla
geriye akmaya başladı ve malum yıla geldiğinde biraz göz atmaya karar verdi.
Oysa o ne kadar isterdi zamanın durmadan akmasını... Ta ki o doğana kadar. Tüm
günahlar, tüm yanlışlıklar, tüm acılar kaybolurdu. Tabi aynı zamanda mutluluklar
ve güzelliklerde... Düşündü bunlar yeni bir başlangıç için riske girilecek kadar
azdı. Feda etmeye hazırdı hepsini... Gözlerini kapattı. Rüzgar beyninde neşeli
ıslıklarla dört dönüyordu. Tıpkı bu yaşlı odadaki tozlar gibi beynini ve ruhunu
savuruyor zaten dengesiz olan benliğini darmadağın ediyordu. Birde bunlar
yetmezmiş gibi hayatının yazılı olduğu tozlu kitabın sayfalarına yağmur
yağıyordu. Birden bir fırtına patlak verdi.Her şey dönüp duruyordu içinde.
Hayatı boyunca hiç bu kadar kötü hissetmemişti kendini. Sadece bir kez... Ah
yıllardır peşini bırakmayan o an! Hep gözünün kenarında bir yerde havada asılı
duran o an! Nasılda sadıktı, onu terk etmeyi yüzlerce kez denemesine karşın o,
onu bir kez bile bırakmamıştı sıkı sıkı sarılmıştı, yinede sanki bu sarılış
piton yılanının kurbanını öldürmeden önceki kucaklamasını hatırlatıyordu.
Nasılda zalimdi, yıllardır ruhuna sadistçe işkenceler yapmıştı ama hala
sıkılmamıştı, anlaşılan hala bu işten zevk alıyordu ki onu bırakıp gitmiyordu.
Beynine sancılar giriyordu ne yani ruhundan sonra bedenini de mi ele geçirmişti!
Her şey dönüp duruyordu beyninde, deliliğin sınırlarına dayanmıştı, farkındaydı.
Yıllar önce lanetlediği tanrısına yalvarmaya başladı. Artık sınırlar yanı
başındaydı, onu çağırıyorlardı. Sadece küçük bir adım... Sonra, sonra her şey
bitecekti tüm bu acılardan kurtulacaktı, her şeyi unutacaktı, her şeyi... Zaten
istediği de bu değil miydi? Yeni bir başlangıç? Her şeyi unutup yeniden
başlamak... Ama yo onu kandıramazlardı belki uzun zamandır sağlıklı
düşünemiyordu ama onlara kanmayacaktı. Bu yeni bir başlangıç değildi ki, unutmak
çözüm değildi bunu içkide denemişti. Üstelik kim garanti edebilirdi ki her şeyi
unutacağına? Elinde bir tek aklı kalmıştı, belki hastaydı, yorgundu ama onundu
işte, elinde kalan tek şeydi. Hayır onu da vermeyecekti! Ama hala her şey
dönüyordu, baki olan tek şey vardı o da O AN. Elindeki son kozunu kullanacaktı,
son umudunu...Tekrar tanrısına yalvardı, yıllar önce inkar ettiği
tanrısına...
Birden kepengin
cama çarpmasıyla sıçradı yataktan. Dışarıda fırtına başlamıştı, Rüzgar sanki
yıllardır hiç böyle eğlenmemiş gibi dans ediyordu, dar ve pis sokağı ıslatıyordu
yağmur. Karşı taraftaki dükkanın adının yazılı olduğu levha deliler gibi
sallanıyor ve beyinsiz bir köpek bu yeni eğlencesinin karşısına geçmiş aralıksız
havlayarak onun gürültüsüne eşlik ediyordu, yalnızca arda bir o da fırtınaya
yeni oyuncağından dolayı teşekkür demek için ulumalarıyla kesiliyordu.Sonra yeni
dostuyla sohbetine devam ediyordu.
Kepenkleri kapattı
ve odaya döndü. Her şey yerli yerindeydi. Yıllardır eski tanrılardan kalma bir
mabette ki kutsal varlıklarmışçasına dokunulmamış tozlar eski yerlerinde belki
de ilk kez kendilerinden memnun olarak ikamet ediyorlardı. Ve o, ruhu yılların
ıstırabından yorgun düşmüştü ama mutluydu. Dışarıda fırtına tüm gücüyle devam
ediyordu, ama ruhunu kasıp kavuran, aklını deliliğin sınırlarında şöyle bir
dolaştırıp gelen fırtına sonunda dinmişti.
Yatağa geri uzandı,
gözlerini tavana dikip tanrısına seslendi. Bu kez adını lanetlemek yada onu
müritlerinin hayatlarıyla bir piyon umarsızlığıyla oynamakla suçlamak için değil
sadece hayatında ilk kez yaptığı bir şeyi yapmak için af dilemek içindi.
Öznur 'Aredhel' IŞIR |