|
ELMA AĞACI
Günaydın elma
ağacı... Nasılsın bugün? Başucunda oğlumu beklemeye geldim yine. Benden
sıkılmadın de mi? Ağaçsın sen, bir sürü meyven var... Çocuğun gibidir her biri..
Anne yüreği nasıldır bilirsin. Bilmesen dertleşmem zaten seninle. Benim canım da
toprağa bağlı. Mucizelere inanır mısın elma ağacı? Toprak mesela... En güzel
mucize... En güzel yaşam... Toprağı seviyorum ben. Üzerinde durduğum, içine
gireceğim toprağı seviyorum... Sana bir şey söyleyeceğim elma ağacı... Senin
dilin daha bir yakındır toprağın diline... Sor ona, 'bu kadının oğlu senin
üzerinde mi' diye sor... Varsın yerini yurdunu söylemesin toprak... Ama üzerinde
olup olmadığını öğreneyim oğlumun... Doğar doğmaz toprağa dokundu oğlum...
Yetiştirememişlerdi beni hastaneye... Kırmızıydı toprak... Akdenizdi iklim...
Denize yakındım.... Hem ağlayıp hem ninni söylüyodum. Ne zaman korksam ninni
söylerim kendi kendime. Bir büyü gibi bu... Sana da ninni söyleyeyim mi elma
ağacı? Görürüm, kocamansın... Ölümün bile ayakta olur, sesini çıkarmazsın...
Sanma ki anlamam halinden. Sen de yaşlar akıtırsın usul usul, sen de
umutlanırsın, sen de korkarsın... Oğlum denize karşı doğdu... İlk ağlaması
denize karşıydı... Toprağın üzerinde uyudu ilk uykusunu... Anlat bunları
toprağa... Unutmaz toprak, hatırlar oğlumun kokusunu... Yanımda ekmek somunu
getirdim. Güvercinler gelir birazdan... Oğlum güvercin mi oldu yoksa?
Güvercinlerin arasına mı karıştı dersin? Belki de her sabah görüyorum oğlumu
ben... Dün gece bir atlasa baktım elma ağacı... İnanmayacaksın ama koca dünyayı
bir sayfaya sığdırmışlar... Görsen üzülürsün.... Okşadım o sayfayı... 'Oğlum,
neredesin?' dedim... 'Seni özledim' dedim... 'Islık çalsana' dedim.... Oğlumun
ıslığını duydun mu elma ağacı? Sence ıslık çalabilir mi bir güvercin?
Sevindirmeyi bilirdi oğlum... Askere aldılar.. Gülümsetmeyi bilirdi... Silah
verdiler eline... Paylaşmayı bilirdi... Cepheye gönderdiler... Oğlumun
görebilenlerden olmasını istedim hep... Düşünüp ayırtedebilenlerden olmasını
istedim.. Gökkuşağına her baktığında gözleri ışıl ışıl parlayan bir oğlum var
benim... Bunu anlayabilir mi bir general? Bir senatör bunu anlayabilir mi elma
ağacı? Beklemek ne kötü şey... Babamı beklemiştim böyle... Oyuncak bebeğim
vardı. Myraydı adı.. Myraya sarılmadan uyuyamazdım ben.... Babamı düşlerimde
bulabildim elma ağacı... Benim gerçekliğim bir düştü.... Düşlerdi benim
gerçekliğim... Ne babama doyabildim ne de oğluma... Myra’yı daha çocukluğumda
terkettim ben... Beni duymuyordu... Ne desem değişmiyordu yüzündeki ifade...
Kızdın bir gün, 'sen yitirmemişsin' dedim ona, 'Bir kez olsun özlememişsin'
dedim... Kıra götürdüm onu... Gezmeye değil, terketmeye götürdüm... Bıraktım bir
çalılığın dibine. Yüzünde yine aynı ifade. Ama o an bana öyle kederli geldi ki
hali... İçime alacaktım Myra’yı... Öpüp koklayacaktım... Yapamadım elma ağacı...
Bütün gücümle koştum. Nefes nefese kalıncaya kadar koştum... Dilim damağım
kuruyuncaya kadar.... Bir daha gitmedim kıra... Hala orada mıdır Myra? Onun için
dua ediyorum ben... Beni affetsin diye bir oyuncağa dua ediyorum elma ağacı...
Hiçbir varlık yaşamasın beklemeyi... Tükenmesin hiçbir varlık bu yüzden... Bak,
güvercinler de geldi işte... Oğlum... İnsan bedeninde acı çeken oğlum.. Ruhunu
güvercinlere mi bölüştürdün? Onlarca, yüzlerce güvercinde misin şimdi? Gördün mü
elma ağacı, ürkmediler benden.. Bunların hepsi oğlum.... Yanılıyor olsam bile
oğlum hepsi... Bunlar oğlumun sevdiği canlar ... Ben doğaya dönmek istiyorum
elma ağacı... Bu bedenden çıkmak istiyorum ben... Bir tohum olmalıyım... Daha
çabuk ulaşabilirim oğluma böyle.... Oğlumu daha çabuk hissedebilirim... Her bir
varlığa annelik yapmalıyım ben... Ben anneyim.... Bu güvercinlerin annesiyim...
Bu çiçeklerin, bu böceklerin annesiyim. Senin de annen olayım mı elma ağacı?
Duyar mı beni anlı şanlı heykeller? Anlı şanlı heykelcikler duyar mı beni? Ben
anneyim... Bir kertenkelenin annesiyim, bir taşın annesiyim... İyileştirmeyi,
güzelleştirmeyi bilen bir oğulun annesiyim ben... Alın küçücük dünyanızdaki
kocaman savaş alanlarınızı.... Kocaman hırslarınızı, kavgalarınızı...
Bencilliklerinizi alın, başınıza çalın ....Ben anneyim....
Ergür ALTAN |