|
Mayısa Akan Bulutlar
Küçük bir kız çocuğun mavi gözlerinde okudum ben sevdalı gülüşleri. Tuz-buz
olmuş güvercinler uçarken yıldızlar düşüyordu bakışlarından. Sonra uçuk
mavilerde yürüdük elele öperek adımlarını zamanın. Dalgaları çektik üstümüze ve
öylece uyuduk ay doğmamış yataklarda... Rüzgarları okşadık, kalbimizde
gezinirken ağrılı uzun türküler. Bir dilek tuttuk gözlerimizin kaydığı yerlerde
esmer günlere dair. Turkuaz alevlerde yandı ellerimiz, camları beyaza duran
aynalarda. Yürüdük peşisıra.. yürüdük özlediğimiz çınar gölgelerine o eşsiz
aşkın...
|
 |
Sahi sen gelince, neden kuruyor dilimdeki lekeler
Ve hızla geçip gidiyor zaman denen sırlı güç?
Söyler misin?
Bulutlar nasıl akıyor haziran gölgeli mayısların arasından, hangi
yangın çağırıyor dilimdeki sonsuz kırmızıyı? Kıskanç ağrılar tutuyor uzak
iklimlerde bekleyen sabırsız düğümleri. Mavi gözlü küçük kız, en çok yıldırımlı
gecelerde korkuyor sevmekten. Kırık bakışlarında ve sitem kokan sözlerinde
buluyorum telaşını. Dönüp duruyor başım, kokladıkça ter kokulu dallarından
nefesini...
Gitme diyor dilim, uymuyor adımlarım
Sen gelince geliyorum ıssız aydınlıklardan
Daha bir tutuyorum içimdeki volkanı
Daha da büyüyor yangını dudağımın
Adımların boşalttığı yollarda sürüyorum izini
Gövdemden fırlatıp atıyorum menekşeli fırtınaları
Yolları tutan kelebekler acımıyor bazen yüzüme
Ve ben daha çok ağlıyorum dağlara dayayarak gözlerimi
Sanki sen oluyorsun sımsıcak ekmeklerdeki maya
Tutuyorsun içimdeki boşluğu, doyurarak açlığımı...
Şimdi derin bir yara gibi kanıyor içimdeki şafak bozuğu gece.
Gürültüsüz ve çıplak sarmaşıklar sarıyor kan kırmızı uykularımı. Yüzümde mavi
bir tufan, gözlerimde kıvılcım, sokaklarımda matem.
Ben yürüyorum, ardımdan sözcükler döküyor arkadaşım küçük kız
Nice geceler geçiyor, boşluğu kucaklayan kollarımda
Buğulanan camlar şahittir buna...
Kalkıp gözlerine gelmek istiyorum, ellerini tutmak
Ve tam ortasından girmek sevdalı bir türküye
Oturup, gitmemek bir daha sıcaklığından...
|