GÜZ YORUMCUSU 3

Özcan Ünlü

SÜREKLİ KANAYAN O İNCE YARA

 

Yüreğime sıcak bir şiir damlıyor Tanrım

Altın sürüsü kelimelerden tanıyorum parıldayan dizeleri

Bir dua gibi mırıldanıyorum acıya dönüşen günahları

 

            Her şey gidiyor

            Bir tek aşk kalıyor sesimin siperinde

 

Nefesimin külünden yeni bir türkü yükseliyor

Fırtınalar dövüyor suskun dudaklarımı

Işığa açılan söğüt dallarından ay kokulu kelimeler dökülüyor

Suyun ayak sesinde patlıyor üç aykırı kardelen

 

Kurşun harfler dizen bir tipo makinesinin altında

Ölüm ve intihar üzerine ağlıyorum kelimeleri

Gizli ve soğuk cesetleri yeniden kurşunluyorum

Ağrıyan yanlarını yorumluyorum acının

Kuduz bir köpek kemiriyor sanki bedenimi

           

Her şey gidiyor ve her şey

            Külrengi sokaklara atarak yoksul bakışlarımı

            Bir tek aşk kalıyor sesimin bozkırında

 

Yakıcı bir nefesle içiyorum sevgilinin soluğunu

Titreyen yüreğimde ölümün çürük eti

Kafesine sığmayan dilimde beylik kelimeler

Ve kelimelerden gizlenmiş azametli bir şiir

 

Kanser gibi kemiriyor damarımı ayrılık otu

Nasıl düşerse şehir

Öyle düşüyor kalesi ıskalanmış günahların

 

 

Patlıyor damarımda biriken ateş

Korkuyu, korkarak yeniyorum korkudan

Seslendikçe düş bozgunu adını

Sevgiliye dönüyor bütün insanlığın yönü

Telaşlanıyorum

           

Oysa her şey gidiyor

            Ilık bir alev düşüyor yalnızca gözlerimden

            Geriye bir tek aşk kalıyor

            Ve rüzgar yemiş inmeli bir şiir

 

Bir bozgun yaşıyorum tam da burasında kelimelerin

Gizlerimi okumaya çalışan gözlerden kaçıyorum

İri kıyım bir hammala yüklüyorum sözlerimi

Aldırmıyorum.

Biliyorum, nasılsa kalbim kanamalı bir hasta.

Ne çıkar herhangi bir üçüncü sayfa haberi olmaktan?

 

Kitabı açtım,

Bir su gibi aktığını gördüm kelimelerin

Tövbe ettim eskimiş yanlarına yalanların

Bu şiire kafiye arıyordum, bıraktım

 

Ben duruyordum, oysa gidiyordu her şey

            Eskimiş yanlarıma dokunaklı bir türkü kalmıştı yalnızca

            Bir de pencereden uçuruma sarkıttığım ip

 

Bu şiirin bittiği yerde vuracaklar beni tanrım

Düştüğüm çukurda birikecek cüzzamlı tenha kalabalık

İnkarcı ve lanetli gülümsemeyle içecekler kanımı

Al yüzlü çocuklar çınlatacak yarım kalmış düşlerimi

Sevgilim ellerimi ölümün gölgesinde tutacak

Paslı bir siyaha çalacak gökyüzü, şimdiden görüyorum

Bir bıçak saplanacak tam da gözbebeğine şiirimin

 

Oysa öperken şiirden parmaklarını sevgilinin

Sırılsıklam kelimelerdi dilimin tattığı çağlayan

Sanki bahardı nefesime karışan buğusu yüzünün

 

Her şey gidiyor tanrım

            Kanlı ıslıklardan dökülen ninniler bile

            Şehrin izbe sokaklarında yatan çocuk cesetleri

           

Deniz dolusu çirkin yüzler

                        İlkyazı beklemeyen aceleci bilekler

                        Ölüm ve intihar

                        İ n t i h a r  v e  i m t i h a n!

 

            Her şey gidiyor Tanrım

            Geriye kalan sadece bu kuru şiir

            Ve sürekli kanayan o ince yara...

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...