|
SÜREKLİ KANAYAN O İNCE YARA
Yüreğime sıcak bir şiir damlıyor Tanrım
Altın sürüsü kelimelerden tanıyorum parıldayan dizeleri
Bir dua gibi mırıldanıyorum acıya dönüşen günahları
Her şey gidiyor
Bir tek aşk kalıyor sesimin siperinde |
 |
Nefesimin külünden yeni bir türkü yükseliyor
Fırtınalar dövüyor suskun dudaklarımı
Işığa açılan söğüt dallarından ay kokulu kelimeler dökülüyor
Suyun ayak sesinde patlıyor üç aykırı kardelen
Kurşun harfler dizen bir tipo makinesinin altında
Ölüm ve intihar üzerine ağlıyorum kelimeleri
Gizli ve soğuk cesetleri yeniden kurşunluyorum
Ağrıyan yanlarını yorumluyorum acının
Kuduz bir köpek kemiriyor sanki bedenimi
Her şey gidiyor ve her şey
Külrengi sokaklara atarak yoksul bakışlarımı
Bir tek aşk kalıyor sesimin bozkırında
Yakıcı bir nefesle içiyorum sevgilinin soluğunu
Titreyen yüreğimde ölümün çürük eti
Kafesine sığmayan dilimde beylik kelimeler
Ve kelimelerden gizlenmiş azametli bir şiir
Kanser gibi kemiriyor damarımı ayrılık otu
Nasıl düşerse şehir
Öyle düşüyor kalesi ıskalanmış günahların
Patlıyor damarımda biriken ateş
Korkuyu, korkarak yeniyorum korkudan
Seslendikçe düş bozgunu adını
Sevgiliye dönüyor bütün insanlığın yönü
Telaşlanıyorum
Oysa her şey gidiyor
Ilık bir alev düşüyor yalnızca gözlerimden
Geriye bir tek aşk kalıyor
Ve rüzgar yemiş inmeli bir şiir
Bir bozgun yaşıyorum tam da burasında kelimelerin
Gizlerimi okumaya çalışan gözlerden kaçıyorum
İri kıyım bir hammala yüklüyorum sözlerimi
Aldırmıyorum.
Biliyorum, nasılsa kalbim kanamalı bir hasta.
Ne çıkar herhangi bir üçüncü sayfa haberi olmaktan?
Kitabı açtım,
Bir su gibi aktığını gördüm kelimelerin
Tövbe ettim eskimiş yanlarına yalanların
Bu şiire kafiye arıyordum, bıraktım
Ben duruyordum, oysa gidiyordu her şey
Eskimiş yanlarıma dokunaklı bir türkü kalmıştı
yalnızca
Bir de pencereden uçuruma sarkıttığım ip
Bu şiirin bittiği yerde vuracaklar beni tanrım
Düştüğüm çukurda birikecek cüzzamlı tenha kalabalık
İnkarcı ve lanetli gülümsemeyle içecekler kanımı
Al yüzlü çocuklar çınlatacak yarım kalmış düşlerimi
Sevgilim ellerimi ölümün gölgesinde tutacak
Paslı bir siyaha çalacak gökyüzü, şimdiden görüyorum
Bir bıçak saplanacak tam da gözbebeğine şiirimin
Oysa öperken şiirden parmaklarını sevgilinin
Sırılsıklam kelimelerdi dilimin tattığı çağlayan
Sanki bahardı nefesime karışan buğusu yüzünün
Her şey gidiyor tanrım
Kanlı ıslıklardan dökülen ninniler bile
Şehrin izbe sokaklarında yatan çocuk cesetleri
Deniz dolusu çirkin yüzler
İlkyazı beklemeyen aceleci bilekler
Ölüm ve intihar
İ n t i h a r v e i m t i h a n!
Her şey gidiyor Tanrım
Geriye kalan sadece bu kuru şiir
Ve sürekli kanayan o ince yara...
|