GÜZ YORUMCUSU 10

Özcan Ünlü

'Şair Çağından Sorumlu...'

Savaşı yazmak kolay aslında. Zor olan, barış...

Patlayan bombaları, ölen çocukları, sönen ocakları, yanan evleri, dağılan aileleri, gözyaşlarını, sürgünleri yazmak kolay...

Şiirin imkanı her zaman savaşı yazmaya yetti.

Ama barış?...

Dünya edebiyatı ilk çağlardan itibaren kaleme alınan yüzbinlerce savaş (ve barış) şiiri kaydetti sayfalarına. Savaşa karşı hayatın sesini yükselten dizeler her zaman daha fazla oldu. Siyaset hazırlayıcı ve uygulayıcılarının aksine, şairler, savaşları yıkım ve dram olarak yansıtsa da, sürekli beslenen savaş ekonomisi yüzünden insanlık tarihi savaşlardan bir türlü  kurtulamadı. Terörü, zengin yeraltı zenginliklerini, sınır ihtilaflarını, tüketim çağının tuzaklarına düşerek tahrik edilen şirketlerin uydurduğu çatışmaları bahane ederek başka insanların yaşama hakkını elinden almaya çalışan egemen güçler, insanlığın en eski ve en kanlı oyununu bugün de oynuyor.

 

Bebeklerin, çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların, hayvanların, doğanın, tarihi zenginliklerin umurunda bile olmayan haris ruhların başlattığı savaşların belki de en anlamsızı, en iç burkucu olanı kapımızda.

 

Bugüne kadar, Dünya ve Türk edebiyatında savaş ve barış üzerine kaleme alınmış şiirlerin envanteri çıkarılamadı. Fakat yüz milyonlarca dizeyi bulduğunu tahmin ettiğim bu şiirlerin hemen hepsinde, hamasetle bütünleşen bir kahramanlıktan öte, savaş karşısında insan acılarının dile getirilmiş olduğunu düşünüyorum; en azından benim okuduğum şiirlerde böyle idi... Bertolt Brecht, "Çağrı" isimli şiirinde, "Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. / Bilin kuvvetinizi. / Bir tabiat kanunu değildir savaş, / Barışsa bir armağan gibi verilmez / insana: / Savaşa karşı / Barış için / Katillerin önüne dikilmek gerek, / "Hayır yaşayacağız!" demek. / İndirin yumruğunuzu suratlarına! / Böylece mümkün olacak savaşı önlemek" derken, aslında, örneğin Tevfik Fikret, Nicolas Guillen, Demyan Bedniy, Necati Cumalı, Sezai Karakoç, Cevat Çapan, Markos Çirimokos, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Paul Eluard, Nâzım Hikmet, İsmet Özel, Max Jacob vb. yüzlerce şairin de ortak dili olmaya çalışıyordu. Çünkü bütün şairler çok iyi biliyor ki, bütün insanlık, aynı şeyler için ağlıyor yeryüzünde ve aynı şey için seviniyorlar...

 

 

Yaşlı dünyamız büyük savaşlar yaşadı tarihi boyunca. Milyonlarca insanın hayatını kaybettiği savaşlardı bunlar. Yakın tarihimizde ise Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Vietnam Savaşları, atom, nötron bombası denemeleri, Afganistan Savaşı, İran-Irak Savaşı, Yugoslavya İç Savaşı, Rus-Çeçen Savaşları, İsrail-Filistin Savaşları yaşandı, yaşanıyor.

 

İnsanlık tarihi kadar eski bir medeniyet olan Bağdat ise yeni ve anlamsız bir savaşın eşiğinde. Savaşa karşı hayatı, barış ve sevgi dolu bir hayatı öngören şairler, bıkmadan usanmadan bu ideal için oynatıyorlar kalemlerini. İnsani olana karşı duran yazma eylemini edebiyatın imge ve anlam gücüyle birleştiren şairler, çağlarından sorumlu olduklarının da bilinciyle seçiyorlar bütün söylemek istediklerini.

 

Şairler, "barışı yalnızca savaşın ve acıların olmadığı bir dünya olarak değil, bütün insanların ve yeryüzünün kardeşliği olarak görürler." Son zamanlarda, savaş karşıtı söylemlerin ve küresel eylemlerin temelinde, şairlerin "savaşa karşı hayat" felsefesiyle söylediği şiirlerin yattığını söylemek yanlış olmasa gerek. Şimdilik bir fantazya da olsa, silahtan arınmış bir dünyanın savaştan da arınabileceğini düşünüyorum. İnsanlığın, son aylarda geliştirdiği savaş karşıtı söylem bilincini, silahsızlanma ve dünya kardeşliği için de kullanacaklarına inanmak istiyorum.

 

 

Anlamsız ve kirli bir savaşa doğru adım adım giden dünya, neredeyse tekvücut olmuş durumda; şairler de üzerlerine düşen görevi yerine getirmeye çalışıyor hiç şüphesiz. Türk şiirinin yaşayan önemli ustalarından Ebubekir Eroğlu, yazdığı "Haber ve Savaş" adlı son şiirinde, bütün tepkilere rağmen yavaş yavaş savaşın içine çekilen insanlığın nasıl alçaltıldığını dile getiriyor adeta: "var bir imha endüstrisi/ adına savaş dedikleri/ ne korunası doğa insafa getirebilir/ ne yeni keşfedilmiş çevre muhabbeti/ inceltilmiştir çocuk ve kadın resimleriyle/ dopdolu haberler karmaşası/ sarf malzemesi ve bedeliyle/ hesaplanmıştır üreticisi ve tüketicisi/ ülkeleri borçlandıran ve borçlandığı sürece/ kaldırmak için duran/ alçaltmak için dönen değerleri/ büyük kırımlara yol açan büyük oyuna/ barış denildiğini de öğrendik yirminci/ yüzyılda uluaşırı kanalları paranın/ zora girip damar daralması hastalığına/ yakalandığı her defasında/ kapasite artırdı imha endüstrisi/ (ateşini düşürmeye yetmediyse/ elbet aldığı silah siparişi)/ ne mücadele payı bıraktı bir tarafa/ ki anlamı artsın geride kalan hayatın/ eski savaşlardaki gibi/ ne saldıranda can pahasına olmanın şerefi..."

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...