|
|
|
'Şair Çağından Sorumlu...'
Savaşı yazmak kolay aslında. Zor olan, barış...
Patlayan bombaları, ölen çocukları, sönen ocakları, yanan
evleri, dağılan aileleri, gözyaşlarını, sürgünleri yazmak kolay...
Şiirin imkanı her zaman savaşı yazmaya yetti.
Ama barış?... |
 |
Dünya edebiyatı ilk çağlardan itibaren kaleme alınan yüzbinlerce
savaş (ve barış) şiiri kaydetti sayfalarına. Savaşa karşı hayatın sesini
yükselten dizeler her zaman daha fazla oldu. Siyaset hazırlayıcı ve
uygulayıcılarının aksine, şairler, savaşları yıkım ve dram olarak yansıtsa da,
sürekli beslenen savaş ekonomisi yüzünden insanlık tarihi savaşlardan bir türlü
kurtulamadı. Terörü, zengin yeraltı zenginliklerini, sınır ihtilaflarını,
tüketim çağının tuzaklarına düşerek tahrik edilen şirketlerin uydurduğu
çatışmaları bahane ederek başka insanların yaşama hakkını elinden almaya çalışan
egemen güçler, insanlığın en eski ve en kanlı oyununu bugün de oynuyor.
Bebeklerin, çocukların, gençlerin, kadınların, yaşlıların,
hayvanların, doğanın, tarihi zenginliklerin umurunda bile olmayan haris ruhların
başlattığı savaşların belki de en anlamsızı, en iç burkucu olanı kapımızda.
Bugüne kadar, Dünya ve Türk edebiyatında savaş ve barış üzerine
kaleme alınmış şiirlerin envanteri çıkarılamadı. Fakat yüz milyonlarca dizeyi
bulduğunu tahmin ettiğim bu şiirlerin hemen hepsinde, hamasetle bütünleşen bir
kahramanlıktan öte, savaş karşısında insan acılarının dile getirilmiş olduğunu
düşünüyorum; en azından benim okuduğum şiirlerde böyle idi... Bertolt Brecht,
"Çağrı" isimli şiirinde, "Sizsiniz uluslar, kaderi dünyanın. / Bilin
kuvvetinizi. / Bir tabiat kanunu değildir savaş, / Barışsa bir armağan gibi
verilmez / insana: / Savaşa karşı / Barış için / Katillerin önüne dikilmek
gerek, / "Hayır yaşayacağız!" demek. / İndirin yumruğunuzu suratlarına! /
Böylece mümkün olacak savaşı önlemek" derken, aslında, örneğin Tevfik Fikret,
Nicolas Guillen, Demyan Bedniy, Necati Cumalı, Sezai Karakoç, Cevat Çapan,
Markos Çirimokos, Fazıl Hüsnü Dağlarca, Paul Eluard, Nâzım Hikmet, İsmet Özel,
Max Jacob vb. yüzlerce şairin de ortak dili olmaya çalışıyordu. Çünkü bütün
şairler çok iyi biliyor ki, bütün insanlık, aynı şeyler için ağlıyor yeryüzünde
ve aynı şey için seviniyorlar...
Yaşlı dünyamız büyük savaşlar yaşadı tarihi boyunca. Milyonlarca
insanın hayatını kaybettiği savaşlardı bunlar. Yakın tarihimizde ise Balkan
Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Vietnam
Savaşları, atom, nötron bombası denemeleri, Afganistan Savaşı, İran-Irak Savaşı,
Yugoslavya İç Savaşı, Rus-Çeçen Savaşları, İsrail-Filistin Savaşları yaşandı,
yaşanıyor.
İnsanlık tarihi kadar eski bir medeniyet olan Bağdat ise yeni ve
anlamsız bir savaşın eşiğinde. Savaşa karşı hayatı, barış ve sevgi dolu bir
hayatı öngören şairler, bıkmadan usanmadan bu ideal için oynatıyorlar
kalemlerini. İnsani olana karşı duran yazma eylemini edebiyatın imge ve anlam
gücüyle birleştiren şairler, çağlarından sorumlu olduklarının da bilinciyle
seçiyorlar bütün söylemek istediklerini.
Şairler, "barışı yalnızca savaşın ve acıların olmadığı bir dünya
olarak değil, bütün insanların ve yeryüzünün kardeşliği olarak görürler." Son
zamanlarda, savaş karşıtı söylemlerin ve küresel eylemlerin temelinde, şairlerin
"savaşa karşı hayat" felsefesiyle söylediği şiirlerin yattığını söylemek yanlış
olmasa gerek. Şimdilik bir fantazya da olsa, silahtan arınmış bir dünyanın
savaştan da arınabileceğini düşünüyorum. İnsanlığın, son aylarda geliştirdiği
savaş karşıtı söylem bilincini, silahsızlanma ve dünya kardeşliği için de
kullanacaklarına inanmak istiyorum.
Anlamsız ve kirli bir savaşa doğru adım adım giden dünya,
neredeyse tekvücut olmuş durumda; şairler de üzerlerine düşen görevi yerine
getirmeye çalışıyor hiç şüphesiz. Türk şiirinin yaşayan önemli ustalarından
Ebubekir Eroğlu, yazdığı "Haber ve Savaş" adlı son şiirinde, bütün tepkilere
rağmen yavaş yavaş savaşın içine çekilen insanlığın nasıl alçaltıldığını dile
getiriyor adeta: "var bir imha endüstrisi/ adına savaş dedikleri/ ne korunası
doğa insafa getirebilir/ ne yeni keşfedilmiş çevre muhabbeti/ inceltilmiştir
çocuk ve kadın resimleriyle/ dopdolu haberler karmaşası/ sarf malzemesi ve
bedeliyle/ hesaplanmıştır üreticisi ve tüketicisi/ ülkeleri borçlandıran ve
borçlandığı sürece/ kaldırmak için duran/ alçaltmak için dönen değerleri/ büyük
kırımlara yol açan büyük oyuna/ barış denildiğini de öğrendik yirminci/ yüzyılda
uluaşırı kanalları paranın/ zora girip damar daralması hastalığına/ yakalandığı
her defasında/ kapasite artırdı imha endüstrisi/ (ateşini düşürmeye yetmediyse/
elbet aldığı silah siparişi)/ ne mücadele payı bıraktı bir tarafa/ ki anlamı
artsın geride kalan hayatın/ eski savaşlardaki gibi/ ne saldıranda can pahasına
olmanın şerefi..."
|