DÜŞ ÇINARI 27

Nurettin DURMAN

Akif İnan’ı anlamak ve anmak vesilesiyle

 

Mavera dergisi şairleri arasında en geç yüzyüze tanıştığımız şairlerden biriydi Akif İnan. Cahit Zarifoğlu İstanbul’a taşındığında ona Beylerbeyi- Kirazlıtepe semtinde ev bulmuş yerleştirmiştik. Zaten kayınpederi de o civarda oturuyordu. Çamlıcaya çıkan yolun üzerindeydi Müftü efendinin evi. Cahit beyin taşınmasıyla beylerbeyine de bir trafik başlamıştı. İsmet Özel bey de Cennet mahallesinde oturuyordu o zamanlar. Bilahare Cahit Zarifoğlu’da Cennet mahallesi Cennet Camii  yakınındaki Mekke Apartmanında oturacaktı.

İsmet Özel bey 1980 yılında ihtilalden önce gelmişti. Zarifoğlu ise 1983 yılında gelmiş oldu. İki değerli ve ünlü şairimiz olmuştu. Cahit beyi ziyarete gelenler böylece benim dükkana da uğruyorlardı. Erdem Bayazıt beyle öyle tanıştık.  O tarihte Beylerbeyi Camii yanmış ve onarım görüyordu. Bir öğlen namazını camiin bahçe tarafında kılmış ve Beylerbeyi Sarayına doğru yürümüş sohbet etmiştik Cahit bey ile Erdem beyle. Bahri Zengin, Nazif Gürdoğan ve bilahare bir imza gününde Cağaloğlunda  da Rasim Özdenören. Ve tabii ki Maveranın genç yazarları. Cahit beyin etrafındaki yazarlar.

 

Akif beyle 1995 yılında Konya da karşılaştık. Esra Sanat Yayınları bir dizi şiir kitabı yayınlıyordu.  Bu diziye benim de şiir dosyamı almışlardı.”Uzun Beyaz Bir Çığlık” adlı şiir kitabım çıkmıştı orada. Kim beni önermişti hala bilmiyorum. Murat Kapkıner mi, Metin Önal Mengüşoğlu mu? Her kimse ona teşekkür borçluyum. Bu kitabımın orada çıkmasından değil. O kitap vesilesiyle bir çok değerli şairle tanışmamdan ve dostluklar kurmamdan dolayı teşekkür borcum var o arkadaşlara. Çünkü hala süren vede pekişen dostluklar kuruldu o Konya buluşmalarımızda. Konya Büyük Şehir Belediyesi Başkan Halil Ürün beyin direktifleriyle Konya fuar etkinlikleri çerçevesinde 1995 yılından başlayarak her yıl Konya şairler buluşması düzenlemiş oldu. Bu da birbirimizi yakından tanıma fırsatı oldu biz şairler için. Esra Sanat Yayınları da üç yıl içinde otuz tane şiir kitabı yayımlamış oldu. Mustafa Çalışkan ile Akif bey güzel bir koordine içinde idiler.

 

Akif İnan’ı Mavera dergisinde yayımlanan şiirlerinden tanıyordum. Oradaki şiirleri daha değişikti diğer şairlerden. Ayrı bir tarzı ayrı bir havası vardı yazdıklarının. Bilahare  tanıştığımızda belki bu yüzdendir ki şahsiyeti ve fiziki durumu hakkında hayrete düşmedim. Cüssesi yazdıklarının kanıtı gibi duruyordu. Kalıplı ve tok sesli bir şair. Zaten şiir okumalarında da ayrı bir havası vardı. Belki öyle çok popüler değildi lakin takdir gören ve sevilen hal içinde karşılanıyordu her yerde. Eğitimci kişiliğini de buna eklediğinizde mutlaka çevresinde birkaç kişi olurdu ve mutlaka birkaç kişi de onu görmeye gelirdi gittiğimiz yerlerde. Tok sözlü hoş bir adam.

 

Ben Nurettin Durman dedim ve şiir kitabımı uzattım.

Kitabı aldı yüzüme baktı ve kitabı öptü alnına koydu. Adeta hürmete layık bir zatın elini öpmesi gibi. Sonra bana bakarak; “niye bu kadar geç tanıştık Nurettin” dedi. “Nasip bu güneymiş abi” dedim. M.Atilla Maraş’ın bizi canlı yayın için götürdüğü radyonun oturma odasındaydık. Atilla Maraş; Akif beyi, Vahap Akbaş’ı ve beni söyleşi için götürmüştü. Doğrusu iyi de etmişti, çünkü Akif beyle sıcağı sıcağına konuşma  ve tanışma vesilesi oldu benim için.

 

Sonraki karşılaşmalarda hep samimi  ve candan bir şair olarak, bir büyüğümüz olarak hep saygı gördü. Son yıllarında çok az şiir yazdı. Sanıyorum o sendikal faaliyetlerden fırsat bulup şiir yazamıyordu. Şiirleri ve yazdıkları ve diğer kitapları ve de yayınlanmamış, kitaplaşmamış yazıları mütevazı bir sessizlik içinde bekliyorlar şimdi.  Yazmak lazım olacak bir gün elbet Akif İnan şiiri nedir?.. Nereden başlar ve nereye doğru gider?..

 

 

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...