|
Akif İnan’ı anlamak ve anmak vesilesiyle
Mavera dergisi şairleri arasında en geç yüzyüze tanıştığımız şairlerden biriydi
Akif İnan. Cahit Zarifoğlu İstanbul’a taşındığında ona Beylerbeyi- Kirazlıtepe
semtinde ev bulmuş yerleştirmiştik. Zaten kayınpederi de o civarda oturuyordu.
Çamlıcaya çıkan yolun üzerindeydi Müftü efendinin evi. Cahit beyin taşınmasıyla
beylerbeyine de bir trafik başlamıştı. İsmet Özel bey de Cennet mahallesinde
oturuyordu o zamanlar. Bilahare Cahit Zarifoğlu’da Cennet mahallesi Cennet
Camii yakınındaki Mekke Apartmanında oturacaktı. |
 |
İsmet
Özel bey 1980 yılında ihtilalden önce gelmişti. Zarifoğlu ise 1983 yılında
gelmiş oldu. İki değerli ve ünlü şairimiz olmuştu. Cahit beyi ziyarete gelenler
böylece benim dükkana da uğruyorlardı. Erdem Bayazıt beyle öyle tanıştık. O
tarihte Beylerbeyi Camii yanmış ve onarım görüyordu. Bir öğlen namazını camiin
bahçe tarafında kılmış ve Beylerbeyi Sarayına doğru yürümüş sohbet etmiştik
Cahit bey ile Erdem beyle. Bahri Zengin, Nazif Gürdoğan ve bilahare bir imza
gününde Cağaloğlunda da Rasim Özdenören. Ve tabii ki Maveranın genç yazarları.
Cahit beyin etrafındaki yazarlar.
Akif
beyle 1995 yılında Konya da karşılaştık. Esra Sanat Yayınları bir dizi şiir
kitabı yayınlıyordu. Bu diziye benim de şiir dosyamı almışlardı.”Uzun Beyaz Bir
Çığlık” adlı şiir kitabım çıkmıştı orada. Kim beni önermişti hala bilmiyorum.
Murat Kapkıner mi, Metin Önal Mengüşoğlu mu? Her kimse ona teşekkür borçluyum.
Bu kitabımın orada çıkmasından değil. O kitap vesilesiyle bir çok değerli şairle
tanışmamdan ve dostluklar kurmamdan dolayı teşekkür borcum var o arkadaşlara.
Çünkü hala süren vede pekişen dostluklar kuruldu o Konya buluşmalarımızda. Konya
Büyük Şehir Belediyesi Başkan Halil Ürün beyin direktifleriyle Konya fuar
etkinlikleri çerçevesinde 1995 yılından başlayarak her yıl Konya şairler
buluşması düzenlemiş oldu. Bu da birbirimizi yakından tanıma fırsatı oldu biz
şairler için. Esra Sanat Yayınları da üç yıl içinde otuz tane şiir kitabı
yayımlamış oldu. Mustafa Çalışkan ile Akif bey güzel bir koordine içinde idiler.
Akif
İnan’ı Mavera dergisinde yayımlanan şiirlerinden tanıyordum. Oradaki şiirleri
daha değişikti diğer şairlerden. Ayrı bir tarzı ayrı bir havası vardı
yazdıklarının. Bilahare tanıştığımızda belki bu yüzdendir ki şahsiyeti ve
fiziki durumu hakkında hayrete düşmedim. Cüssesi yazdıklarının kanıtı gibi
duruyordu. Kalıplı ve tok sesli bir şair. Zaten şiir okumalarında da ayrı bir
havası vardı. Belki öyle çok popüler değildi lakin takdir gören ve sevilen hal
içinde karşılanıyordu her yerde. Eğitimci kişiliğini de buna eklediğinizde
mutlaka çevresinde birkaç kişi olurdu ve mutlaka birkaç kişi de onu görmeye
gelirdi gittiğimiz yerlerde. Tok sözlü hoş bir adam.
Ben
Nurettin Durman dedim ve şiir kitabımı uzattım.
Kitabı aldı yüzüme baktı ve kitabı öptü alnına koydu. Adeta hürmete layık bir
zatın elini öpmesi gibi. Sonra bana bakarak; “niye bu kadar geç tanıştık
Nurettin” dedi. “Nasip bu güneymiş abi” dedim. M.Atilla Maraş’ın bizi canlı
yayın için götürdüğü radyonun oturma odasındaydık. Atilla Maraş; Akif beyi,
Vahap Akbaş’ı ve beni söyleşi için götürmüştü. Doğrusu iyi de etmişti, çünkü
Akif beyle sıcağı sıcağına konuşma ve tanışma vesilesi oldu benim için.
Sonraki karşılaşmalarda hep samimi ve candan bir şair olarak, bir büyüğümüz
olarak hep saygı gördü. Son yıllarında çok az şiir yazdı. Sanıyorum o sendikal
faaliyetlerden fırsat bulup şiir yazamıyordu. Şiirleri ve yazdıkları ve diğer
kitapları ve de yayınlanmamış, kitaplaşmamış yazıları mütevazı bir sessizlik
içinde bekliyorlar şimdi. Yazmak lazım olacak bir gün elbet Akif İnan şiiri
nedir?.. Nereden başlar ve nereye doğru gider?..
|