|
Bahanelerin arkasına mı saklanıyorum yoksa
Başımı yukarıya kaldırdığımda kara bir belanın beni iliklerime kadar sarıp
sarmaladığını görmemem için gözlerimin kör olması mı gerekiyor?.. Sahi ben kör
mü oldum?.. Göremiyorum!..Yoksa gördüğümü yanlış görüyorum sandığım için mi
kendimi böyle avutuyorum?.. Etrafımda kopan bunca vaveylanın bana kadar
ulaşmasını mı bekliyorum yoksa?.. |
 |
İllaki gelecek beni de boğazımdan yakalayacak, vuracak, kıracak, ortalığı
perişan edecek ve öylece oturacak, ve üstelik oturduğuyla kalacak ve bütün
haşmetiyle hükmedecek bana. Olacak şey değil bunlar insan onuru için. Katlanacak
şey değil. Ola ki duygularımı da kaybetmeye başlıyorum, etrafımda olup biten
veya bitmeyenlerle yakınlığımı da hesaba katmıyorum. Komşularımı, dindaşlarımı,
inançta bir olduklarımı, kardeşliğimi de kırıp geçirmiş oluyorum böylece. Birer
bakar anlamaz olup çıkıyorum. Herhalde sese karşı da anlaşılmaz bir alerjim var
ki gökyüzüne doğru ellerini açıp haykıran insanları da etrafı gözyaşına boğan
çığlıkları da duyamıyorum artık!...
Sahi
ne oldu bana?..
Yoksa
ben böyle miydim de kendimin aslında ne olduğumun farkına varamamıştım?. Yoksa
bir bahanenin akasına mı saklanıyorum bu kadar rezilliğin ortasında?. Bir
bozulmanın söküp getirdiği rehavetle birlikte benliğime işleyen kabullerin
sonundaki mazeret bulma çabam da gün geçtikçe tabii bir alışkanlık halini alıyor
bende.
Ne
yapsam acaba?..
Biz,
ben, sen, o diyerek mi bakacağım bundan böyle olaylara yoksa öncelikle BEN
olarak mı bakacağım etrafıma. Yani kişinin kendinden başlayarak ortaya koyacağı
bir hareketi olmalı mı?. Bir yol!. Bir kapı!. Bir mücadele hakkı!. Evet
sanıyorum ki en önemli ve muteber olanı bu olmalı benim için. Bir mücadele
hakkı. Bir gaspın ortadan kaldırılması hakkı. Bir işgalin bertaraf edilmesi
hakkı. İnsanın kendi özgürlüğünün alınması hakkı.
Bütün
bunlar ve dünyanın içinde bulunduğu karmaşa. Zorbalığı eline geçirenin hali.
Silahın acımasız gücünü eline geçirenin yaptığı zulümler. Yaptığı haksızlıklar.
Yaptığı zalimlikler.
İnsanın onurunu zedeleyen aşağılık şeyler.
İnsanı adeta çaresiz bırakan, insanı adeta tahakküme boyun eğmeye mecbur bırakan
bu aşağılık uygulamalar karşısında dilsiz kalmak ne kadar kötü. O her şeyi
yapıyor fakat karşılıksız kalıyor. O her şeyi alıyor fakat karşı koyan yok. O
her şeyin sahibi olmak istiyor. Her şeyi almak onun hakkı olamaz elbet.
Onuru
zedelenmiş Müslümanlar yavaş yavaş işi anlıyorlar ve bir hakiki uyanışın
kıvılcımlarını saçıyorlar etrafa. Dünyanın düzeninin bozulduğunu görüyorlar.
Buna karşı da çareler, yöntemler düşünüyorlar. Bunun böyle olmaması gerektiğini
canlarıyla ortaya koyuyorlar. Kurtuluşun ancak mücadele ederek elde edileceğini
çok iyi biliyorlar. Filistin’de, Felluce’de, Necef’te, Kerbela’da,
Mezarışerif’te, Hindukuş dağlarında, Çeçenya’da akan kanların boşuna olmadığını
dünyaya gösteriyorlar. Vatanlarını savunuyorlar. Onurlarını korumaya
çalışıyorlar. Özgür olmak istiyorlar.
Lâkin
düşman bütün acımazlığıyla zulmüne devam ediyor!.
Acaba
uzakta olanların dillerine bir dua da mı yakışmıyor?.
Bir
şiirin mısralarında yer vermeye de mi tenezzül edilmiyor?.
Bu
kan denizine susarak bakmak acı veriyor bana.
Bana
ne oldu Allah’ım, gafletimi kaldır Allah’ım.
|