DÜŞ ÇINARI 23

Nurettin DURMAN

Bahanelerin arkasına mı saklanıyorum yoksa

 

Başımı yukarıya kaldırdığımda kara bir belanın beni iliklerime kadar sarıp sarmaladığını görmemem için gözlerimin kör olması mı gerekiyor?.. Sahi ben kör mü oldum?.. Göremiyorum!..Yoksa gördüğümü yanlış görüyorum sandığım için mi kendimi böyle avutuyorum?.. Etrafımda kopan bunca vaveylanın bana kadar ulaşmasını mı bekliyorum yoksa?..

İllaki gelecek beni de boğazımdan yakalayacak, vuracak, kıracak, ortalığı perişan edecek ve öylece oturacak, ve üstelik oturduğuyla kalacak ve bütün haşmetiyle hükmedecek bana. Olacak şey değil bunlar insan onuru için. Katlanacak şey değil. Ola ki duygularımı da kaybetmeye başlıyorum, etrafımda olup biten veya bitmeyenlerle yakınlığımı da hesaba katmıyorum. Komşularımı,  dindaşlarımı, inançta bir olduklarımı, kardeşliğimi de kırıp geçirmiş oluyorum böylece. Birer bakar anlamaz olup çıkıyorum. Herhalde sese karşı da anlaşılmaz bir alerjim var ki  gökyüzüne doğru ellerini açıp haykıran insanları da etrafı gözyaşına boğan çığlıkları da duyamıyorum artık!...

 

 

Sahi ne oldu bana?..

Yoksa ben böyle miydim de kendimin aslında ne olduğumun farkına varamamıştım?. Yoksa bir bahanenin akasına mı saklanıyorum bu kadar rezilliğin ortasında?. Bir bozulmanın söküp getirdiği rehavetle birlikte benliğime işleyen kabullerin sonundaki mazeret bulma çabam da gün geçtikçe tabii bir alışkanlık halini alıyor bende.

Ne yapsam acaba?..

Biz, ben, sen, o diyerek mi bakacağım bundan böyle olaylara yoksa öncelikle BEN olarak mı bakacağım etrafıma. Yani kişinin kendinden başlayarak ortaya koyacağı bir hareketi olmalı mı?. Bir yol!. Bir kapı!. Bir mücadele hakkı!. Evet sanıyorum ki en önemli ve muteber olanı bu olmalı benim için. Bir mücadele hakkı. Bir gaspın ortadan kaldırılması hakkı. Bir işgalin bertaraf edilmesi hakkı. İnsanın kendi özgürlüğünün alınması hakkı.

Bütün bunlar ve dünyanın içinde bulunduğu karmaşa. Zorbalığı eline geçirenin hali. Silahın acımasız gücünü eline geçirenin yaptığı zulümler. Yaptığı haksızlıklar. Yaptığı zalimlikler.

İnsanın onurunu zedeleyen aşağılık şeyler.

 

 

İnsanı adeta çaresiz bırakan, insanı adeta tahakküme boyun eğmeye mecbur bırakan bu aşağılık uygulamalar karşısında dilsiz kalmak ne kadar kötü. O her şeyi yapıyor fakat karşılıksız kalıyor. O her şeyi alıyor fakat karşı koyan yok. O her şeyin sahibi olmak istiyor. Her şeyi almak onun hakkı olamaz elbet.

Onuru zedelenmiş Müslümanlar yavaş yavaş işi anlıyorlar ve bir hakiki uyanışın kıvılcımlarını saçıyorlar etrafa. Dünyanın düzeninin bozulduğunu görüyorlar. Buna karşı da çareler, yöntemler düşünüyorlar. Bunun böyle olmaması gerektiğini canlarıyla ortaya koyuyorlar. Kurtuluşun ancak mücadele ederek elde edileceğini çok iyi biliyorlar. Filistin’de, Felluce’de, Necef’te, Kerbela’da, Mezarışerif’te, Hindukuş dağlarında, Çeçenya’da akan kanların boşuna olmadığını dünyaya gösteriyorlar. Vatanlarını savunuyorlar. Onurlarını korumaya çalışıyorlar. Özgür olmak istiyorlar.

Lâkin düşman bütün acımazlığıyla zulmüne devam ediyor!.   

Acaba uzakta olanların dillerine bir dua da mı yakışmıyor?.

Bir şiirin mısralarında yer vermeye de mi tenezzül edilmiyor?. 

 

 

Bu kan denizine susarak bakmak acı veriyor bana.

Bana ne oldu Allah’ım, gafletimi kaldır Allah’ım.

 

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...