|
|
|
Şairler, Şiirler, Antolojiler
Kültürümüzün baş komutanı şiirin kadim tarihten başlayarak günümüze kadar uzayan
bir geçmişi var. Yani insanlık tarihi kadar uzun bir yolculuk yapmış oluyor
şiir. Böyle bir avantajı ve böyle bir kısmeti var şiirin. Zaman zaman da gönül
ehli ve gayretli zatlar kalkar üşenmeden sabırla bu geçmişi bir araya toplar,
milletin bilgi edinmesi için önüne koyar. Bu sunumu yaparken de bir emek sarf
etmiş, şiir zevkini de ortaya koymuştur. Bu bir seçme işidir çünkü. Emekçinin
emeği de yansımış olur böylece sayfaların arasına. |
 |
*
Kaç
tane şiir antolojimiz var kimbilir. Dökümanını yapmaya kalksak eksik bilgi
vermiş olacağız. Bunların içinde sözü edilen, gündeme gelen antolojiler var
elbet. Memet Fuat’ın “Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi”, Ataol Behramoğlu’nun “Son
Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi”, Mehmet Çetin’in “Tanzimat’tan Bugüne Türk
Şiiri Antolojisi” ve Mehmet H. Doğan’ın “Yüzyılın Türk Şiiri Antolojisi”.
Kimileri objektif olmayı gereksiz görüp şiir dünyasını tek kutuplu sayarak
öylece oluşturur antolojisini. Kimileri de iyi bir iş yapayım ister. Objektif
olsun ister ve o gayret içinde çalışmasını yürütür. Gerçi günümüzde bunları
bilmeyen şair hemen hemen yok gibidir. Klanlar, kolhozlar, cemaatler, guruplar,
çeteler, dergiler almıştır başlarını birer site devleti olmuşlardır. Varsa yoksa
kendileri vardır. Kendileri dışında ise kimsecikler yoktur bu alemde. Böyle
garip bir edebiyat dünyası oluşmuştur maalesef. Eksikleri olmakla beraber Özcan
Ünlü’nün hazırladığı “Yüzyıllık Türk Şiir Atlası” da şiire objektif bakışından
dolayı adından söz ettiren bir antoloji oldu. Yepyeni bir çalışma ise hikâyeci
Mehmet Ay’ın hazırladığı “Türkçe Şiirler Antolojisi”.
*
Antolojiler; şairlerin toplu olarak göründükleri güldesteler. Bu sayfalara
taşınmadan önce tuhaf bir handikapları oluyor şairlerin. Ayrı olmayı, tek
olmayı seviyorlar. Şair milleti zaten acaib bir millet özelliğini hiçbir zaman
atamıyor üzerinden. Hep aykırı, hep rijit bir tavır.
Bir
çok şeyde olduğu gibi bu mümbit topraklarda yetişen şairlere de bulaştı bu
benlik davası. Parça parça olmak daha avantajlı geliyor herhalde. Getirisi daha
fazla olmalı ki neredeyse her mahallede böyle bir oluşum var. Yani neredeyse
yeni baştan bir eylem tavrı geliştirip şairleri de birbirleriyle
tokuşturacaklar. Onlar da seviyor aslında böyle bir kapışmayı. Düşünecek olursak
ortalık biraz şenlenir hiçte fena olmaz yani. Biraz da öylece oyalanmış olur en
azından bu necip millet ki oyunu kuran kurucular kurulu rahat hareket etsin.
Kendine bir manevra kabiliyeti bulsun dosta düşmana karşı, dik dursun, oyunun
kuralları işlesin.Ve daha ne kadar sayılamayacak faydaları olacaktır kimbilir
şiiristandaki kapışmalar.
*
Antoloji hazırlamak işi meşakkatli bir iştir. Hele günümüzde bunu göze almak bir
hayli sıkıntılar yaşatıyor ve çok sabırlı olmayı gerektiriyor. Bu sabır ve
gayretler şiirlerin seçimi için değil de daha çok şiiri yazan şairden izin almak
için gerekiyor. Kitaba veya şiire bu işe gönül veren insan bir şekilde
ulaşabiliyor. Zaten şiir dünyasını dikkatle takip etmek gerekiyor ilk şart
olarak. Antolojiler şiir dünyası için gereklidir. Şiirin doğası gereği de
gereklidir. Bir dönemi, bir devri, bir çağın gelişimini toplu bir şekilde
gözlemlemek mümkün oluyor böylece. Hani diyeceksiniz ki tam yansıtabilir mi
Antolojiler şairler hakkında bütüncül sağlıklı kanılara varmak için. Hayır,
burada kuşkularım olacaktır elbet. Şiiri seçen kişinin şiiri algılama durumuyla,
şiir zevkiyle orantılı bir gerçeklikle, ancak o kadarıyla. Yalnız oradan da esas
kaynağa, şiirin kendisine ulaşma imkânımız doğmuş olur ve bir yakınlık kurmuş
oluruz. Şiir antolojileri şairleri bir arada görmek için birer vesiledirler
*
Burada ilgimizi çeken, üzerinde konuşmak istediğimiz Mehmet Ay’ın hazırlamış
olduğu “Türkçe Şiirler Antolojisi” oldukça geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Dokuz
ciltlik bir çalışma olmuş. Antolojiyi incelemeye başlarken bile hayretler içinde
kalıyor insan. Ne kadar çok şairimiz varmış meğer. Ne kadar çok şiir döktürmüş
bir halkız. Yoksa şöyle mi demek lazım: ne kadar çok şiir yazılıyormuş
ülkemizde. Bunca zamandır edebiyat dünyasının içinde olduğum halde şaşmadım
desem yanlış olur. Bu kadar bilinmeyenli bir dünyanın içine dalmak da cesaret
işi doğrusu. Yanılmıyorsam üç yıl gibi bir zaman dilimi ve günde on- oniki saat
bir çalışma. Dökümanların toplanması, sistematik bir düzenlemeye gidilmesi,
metinlerin seçillmesi; hiç te kolay bir iş değil. Büyük bir çaba ve sabır
gerektiriyor.
*
Birde
iş bittikten sonrası var bunun. Eksiklikler, fazlalıklar, şunlar bunlar. Mehmet
Ay’ı tebrik etmek bir şair olarak görevimiz elbette. Öyle anlaşılıyor ki “Türkçe
Şiirler Antolojisi” şiire bulaşmış, şiir kitabı yayımlamış kim varsa Türkiyede
ona ulaşmaya çalışmış. Hani bir dönem hasbelkader şiirler yazmış da bir iki de
kitap yayınlamış ve sonra peşini bırakmış heveskârlar. Kitaplar yayımlamış ama
edebiyat dünyasında pek üzerinde konuşulmamış, tanınmamış şairler. Şiiri bırakıp
başka alanlarda isim yapmış şahsiyetler. Komutansız ordu gibi şuraya buraya
dağılmış asi ruhlu neferler. Boşuna değilmiş meğer o meşhur laf: Türk
milletininin üç kişiden dördü şairdir, diye. Bu değerli, geniş kapsamlı, hacimli
antoloji bunları tekrar anımsattı bana. Daha bir keyif aldığımı söyleyebilirim
antolojiyi incelerken. Çünkü şiir yazmak hiç kimsenin tekelinde değildir. Her
kim arzu duyarsa kaleme sarılıp, şimdilerde ise bilgisayarın başına oturup
rahatlıkla şiirini yazabilir. Yani biraz da şunu hatırlatmak istiyorum. Mehmet
Ay hazırladığı antolojide şairleri seçmeye tabi tutmamış. Burada önemli olan
şiirin ortada olması, şiirin bir yerlerde yayımlanmış olması yeterli görülmüş.
*
Antolojiler için bir önemli mesele de güttüğü amaçtır şüphesiz. Yani neden gerek
görülmüştür böyle bir eseri hazırlamak, ortaya çıkarmak. Yetersiz de olsa her
cildin arka kapağında iki paragraflık bir açıklama var elbet: “Türk şiirine yön
veren, şiirin nabzını tutan şairlere olduğu kadar kıyıda köşede kalmış,
unutulmuş, önemleri yeterince kavranamamış isimlere de yer veren; “şiirin
tarihi”ne ayna tutma çabası güden bu antoloji, 1900’den günümüze kadar şiiri
yayınlanmış, dergilerde görünmüş, kitapları basılmış yüzlerce şairi içeren son
derece kapsamlı bir derleme.” Bu açıklamaya bakarak şiirin tarihinin eksik
verildiğini söylemek sorumluluğumun olduğunu belirtmek istiyorum. 9. Cildin
sonuna konulmuş olan Türk şiirinin gelişimini tahlil eden metinler okunduğunda
Mehmet Akif ve Necip Fazıl’dan başlayarak gelen yerli - İslamcı şiir akımının
hiç üzerinde durulmadığı ve bu konunun, bu konumdaki şairlerin hiç irdelenmediği
görülecektir. “Türkçe Şiirler Antolojisi”nin en büyük açmazı buradadır.En büyük
eksikliği budur. Diğer bazı eksiklikler önemli değildir. Bu kadar emek verilen
böyle bir derlemeyi bu ayıptan kurtarmanın çaresine bakılmalıdır bence. Bu
dönemi kapsayan, Türk edebiyatı içindeki inkârı mümkün olmayan bu akımı detaylı
bir inceleme yazısıyla “Türkçe Şiirler Antolojisi”nde görmek hakkımızdır
elbet.Yoksa antolojinin bu kadar çok şairi bir araya getirmesinin hiçbir önemi
kalmayacaktır.
*
Meraklısına Not: Türkçe Şiirler Antolojisi (9 Cilt), Mehmet Ay, Kesit Tanıtım
Ltd. Şti. Tlf: 0312 447 04 57
|