|
Entel Ağbim Kızmasın!
Üsküdar’daki çınar altında küçük iskemlelere oturdular. Birisi uzun Marlboro
sigarasını çıkardı. Uzun boylu avurtları biraz çökmüş olanıydı. Bayağı eskimiş
adeta antika olmuş kurşuni çakmağını çıkarıp sigarasını yaktı. Derin bir nefes
aldı, dudaklarını mühürlemiş gibi yapıp bir müddet öylece dolandırdı sigaranın
dumanını avurtları arasında. Sonra rahatlamış bir mizansen içinde dumanını
havaya savurdu. Fuuuff yaptı. Sağına baktı. Manalı bakış bıraktı öylece ortaya.
Daha ilerde esmer güzelce bir kız çay içiyordu. Yarım bir bakış daha fırlattı o
tarafa ve gayet mağrur bir eda ile arkadaşına döndü.
|
 |
Dudak
kırılması gibi yaptı ağzını.
Çıt
diye bir ses çıkardı.
Garsona, iki çay, dedi.
Arkadaşı o arada Piposunu çıkarmış içini tekrar gözden geçirmiş, hatta o narin
temizleme aletiyle birazcıkta olsun kanırtır gibi de temizlemiş ve Hollanda’dan
arkadaşının gönderdiği markası meşhur Pipo tütününü doldurmaya çalışıyordu. Çok
hoş bir tütündü bu. Çok meşhurdu zaten. Keyfini çıkarmalıydı canım tütün
içmenin. Herifler nasıl da güzel becermişler ve dünyaya pazarlamışlardı
tütünlerini. Gerci artık onun tarihçesini dahi biliyordu ama gene de zaman zaman
aklına geliyordu. Ya da birisi sorduğunda o muhteşem bilgisiyle cevabın
veriyordu. Her ne kadar biraz şarabi bir kokusu varsa da önemli değildi. Belki
de o tadı veren o şarabi katılım olmalıydı. Birkaç arkadaşı, o tütünü şarapla
yıkıyorlar, biliyor musun dedilerse de tınmamıştı bile.
Piposunu yakmak için biraz uğraştıysa da sonunda yaktı. Azıcık rüzgârın olması
piposunu yakmasını birazcık zorlaştırmıştı. Rüzgâr işte ne zaman eseceği belli
mi olurdu!. Gerçi meteoroloji çok yakın tahminler yapıyordu son yıllarda lâkin
aklında kalmıyordu ki adamın. Olsundu canım bu kadarı da olacaktı elbet.
Piposunu şöyle bir çekti ki görülmeye değerdi doğrusu. Sonra bir daha, adeta
Piponun ağza giren ucunu ısırır gibi yaparak canını çıkarırcasına sıktı ve bir
okkalı nefes daha çekti ciğerlerine.
Eee,
azizim anlat bakalım, dedi ardından. Ne var ne yok piyasada. Piyasa son günlerde
bir konu üzerinde şiddetli bir tartışma başlatmıştı. Bu öylesine dal budak
salmıştı ki adeta bir görüş belirtmeyen zatı muhterem kalmamıştı ortalıkta.
Piyasa epeyce karışmış bir vaveyladır gidiyordu. Yeni bir felsefi akım ortaya
çıkmış gibi bir heyecan sarmıştı ortalığı.
Marlboro içeni, hiç dedi, ne olsun, bildiğin şeyler. Bıkkınlık veren şeyler. Hep
aynı tantana. Hep aynı absürd mesele. Yeni bir fikir yok, yeni bir hareket yok,
hep aynı şeyler üzerinde kafa patlatmak olmaz ki canım. Bana ne, dedi biraz da
öfkelenerek, adamın kitabı re kadar satmış. Hep onları konuşuyoruz. Ama ben
bunlara bir son veriyorum artık. Bir roman üzerinde çalışıyorum azizim.
Göreceksin dedi. Fırtınalar koparacak. Bundan sonra onlar konuşacaklar beni.
Bilbordlarda ismim olacak.Yakışıklı fotoğrafım süsleyecek Istanbul caddelerini.
Deme
yahu, dedi Pipo içeni. Anlat bakalım nasıl bir şey olacak romanın?
Marlboro içeni sigarasından bir nefes aldı.
Esmer
güzel kız dalgın dalgın baktı.
Genç
sempatik garson iki çay daha getirdi.
Can
sıkıntısı işte. bunalımlarımız, dedi. Oturuyoruz konuşuyoruz. Her şeyimiz var
lâkin mutlu değiliz. Merak etmeye başladım. Neden sıkıntıyla boğulacak gibi
oluyorum. Bir çözümleme romanı diyebilirim. Son zamanlarda bir hoşgörü dalgası
içinde dönüp duruyorum. Yeni bir şey yani. Hümanizm.
Hııım!.. dedi Pipo içeni. Anladım. Varoluşçu bir felsefeden yola çıkacaksın
herhalde?..
Bilemiyorum, dedi, daha kesin bir bütünlük sağlamış değilim. Ama çok umutluyum.
Güzel bir roman olacak.
Kişiler, olaylar, mekânlar falan, diyecek oldu Pipo içeni.
Kolay
canım dedi. Marlboro paketinden bir sigara daha çıkardı yakacaktı ki; garson
yanlarından geçerken Abi, dedi, Amerika Felluceyi bombalamış duydun mu?.
|