|
Aşk nasıl bir bitkidir?
Erol Evgin’in meşhur bir şarkısı vardı. Belki de bu
şarkıyla yakalamıştı şöhreti, bilmiyorum: “Kim demiş ki ben bilmem aşkı
sevdayı/ Kim demiş ki ben sevmem yalan dünyayı?” Gerçekten de kime
sorsanız “aşk u sevdayı” bildiğini, hatta en iyi kendisinin bildiğini
iddia eder. Fakat esasında ne aşkı ne de sevdayı bilmeye imkan ve ihtimal
vardır. Herkes tattığı, hissettiğini bilir. |
 |
Belki de işte bu yüzden herkes kendi sevgisi ve sevgilisi
niyetine dinler bütün şarkıları... Kimi, dolmuşta çalan Orhan Gencebay
şarkısından bir kelime takılınca kulağına, cezbe krizine tutulur Hak aşkından...
Kimisi de Münir Nureddin “hatırla mazi-yi mes’udu” deyince kendi mesut mazisine
koşar; “sen de ben gibi yan” dese de şarkı, aslında herkesin yanışı kendine
özgüdür. Herkes, başkasının da yanma ihtimalini kendi hararetine kıyas ederek
anlamaya çalışır sadece....
Aşkı ve sevdayı bilmeye imkan ve ihtimal yoktur. Bir haldir
yaşanır. Yine de hakkında en çok konuşlan konulardan biridir aşk. Bütün
dillerdeki şiirlerin çoğu, aşka ve sevdaya dairdir.
Her aşk biriciktir, emsalsizdir. Öznel ve tekrar edilemez bir
tecrübedir. Hatta daha ileri giderek aşkın insan vücudu gibi, bir bitki gibi her
an değişmekte olduğunu tasavvur edebiliriz. Değişim büyüme yönünde de olabilir,
çökme yönünde de...
Şartları oluşmuşsa aşk ateşinin tutuşması için bir kıvılcım
yeterli olabilir. Ama bir kez tutuşmaya görsün, sönmesi neredeyse imkansızdır.
Söndüğünü zannettiğiniz kapkara kömür parçasının bile içten içe yanmakta
olmadığından asla emin olamazsınız. Odun odunken bir kez tutuştu mu, kül
oluncaya dek yanmak ister. Söndürseniz bile kül olma arzusunu içinde taşır. Önce
tutuşturulup sonra tam kor halindeyken söndürülerek kömür haline gelmişse bir
kez; artık eskisi gibi olmasına ihtimal yoktur. Çevresine karşı hassastır. En
ufak darbede ufalanma, yani kül değilse bile toz haline gelme temayülü gösterir.
Tutuşması da odunlara nispetle daha kolaydır.
Bitkilerin ömürleri farklı farklıdır. Odunlarının yanma süresi de
farklıdır. Saman alevi hemen geçerken bir meşe kütüğü akşamdan sabaha, hatta
öğleye kadar yanabilir; koru bir sonraki akşama devredebilir. İçin için, uzun
uzun yanar. Dönüp dönüp yeniden yanar adeta. Ağacının cinsine göre odunların
yanış tarzlarından söz edilebilir. Kavak çabuk tutuşup çabuk yanar ve çabucak
sönerken çam da çabuk tutuşur; fakat yanma süresi uzundur. Şıpsevdilerin
çıtkırıldım olması tesadüf değildir.
Bitkilerin ömürleri gibi büyüme şekilleri ve ihtiyaç duydukları
çevre şartları da çeşitlidir. Birkaç saatlik ömrü olan bitkiler bulunduğu gibi,
yüzlerce yıl yaşayan bitkiler de vardır. Aşklar da böyledir. İşte bu yüzden de
imkan ve ihtimal yoktur aşk u sevdayı bilmeye... Çünkü herkesin mikyası
kendisidir. Bununla birlikte hangi aşığa sorsanız Fuzuli’nin sözlerinin altına
hiç tereddütsüz imzasını atabilir:
“Mende Mecnun’dan füzun aşıklık istidadı var
Aşık-ı sadık menem, Mecnun’un ancak adı var.”
Gerçek Hayat
|