|
Sevgili Kasidesi
Ya Resulallah -
Mevlit -
Erkam’ın Evi -
Hicret - Fetih
- Umut -
Aşk - Özlem
- Sefer -
Fatıma |
|
|
|
Sefer
“başıma gelenler günlerin başına gelse, gündüzler kararıp geceye
dönerdi...”
Hz. Fatıma (ra.)
a.
ömer kılıcını çekti:
“-muhammed ölmedi
muhammed ölmedi!”
- yetiştirin ebubekir’i
minbere çıkıp birşeyler söylesin
kılıçlar kınına girsin
kalpler göğüslerin içine
|
 |
öldü mü? ölebilir mi? ölmemeli miydi?
dinleyin ebubekir’i
onun öne geçirdiğini
mağara arkadaşı
hicret yoldaşı
insanlardan dost tutsam o olurdu dediği
sırdaşını
ömer eğdi başını
gözler minbere çevrildi
âyetler yeni iniyor sanki
yeniden iniyordu:
“muhammed yalnızca allah’ın elçisi
ondan önce de elçiler gelip geçti
eğer o ölür / öldürülürse
dönecek misiniz geri?
kim geri dönerse bilsin ki...”
b.
ebubekir sustu
sustu ömer, sustu ali
sustu peygamber şehri
gül kurudu bülbül sustu
yer gök ketûm, cebrâil sustu
sus ey zamâne şâiri
bilâl’in dili tutuldu
hassan bin sâbit sustu
elvedâ
elvedâ sana
kırdın artık kafesini
uç artık dertli bülbül
hadi uçsana
göçsene refîk-i â’lâya
ey mekke’nin mücahidi
medine’nin öğretmeni
bütün zamanların sevgi pınarı
tarihin kalbi
sevgili
c.
o nurdan heykeli
son kez ali meshetti
gaslinden dökülen katreleri
eşsiz bir kolye gibi
hâlâ koynunda saklar yer
yüzlerce yıldan beri
bu kutsal emaneti
ey varlığı saadet
yokluğu felâket
yakub’un şefkâti
züleyhâ’nın özlemi
yûsuf’un iffeti
senden aldı babalar anneler merhameti
ey yûnus’un sahil-i selâmeti
kırık gönüllerin mimârı
çağları kucaklayan sonsuzluk çınarı
aşk ustası, sabır işçisi
mutluluk mühendisi
sevgili
d.
ölüm gazeli
1.
ölümü gelin gibi bağrına bastın gülüm
yanına sevgili gibi usulca geldi ölüm
ölüme hayat verdi onu kucaklayışın
uğruna derde düştü divâne oldu ölüm
bir ömür özleminle yandı kavruldu inan
seni tam bulduğunda elinden saldı ölüm
bilmem ki kaçıncı kez miraca yükselirken
üzerine bastığın küçük bir daldı ölüm
eğildi eğildi sanki yerlere değdi
peşinden yüzyıllarca uykuya daldı ölüm
uyanınca anladı ne çabuk gittiğini
hasretini tadınca kendini bildi ölüm
geçiyorken başını okşayınca sevindi
gidince hem yetim hem öksüz kaldı ölüm
senden sonra ölüme dünya bir zindan oldu
başını rast geldiği âşığa çaldı ölüm
2.
sevgili ölüm bile sana öyle yakıştı
öyle doğal ki sanki bir gül şuranda ölüm
ölüm hiç gülmemişti seni görene kadar
bir kez senin oldu ya sarhoş şu anda ölüm
kimseye senin kadar sevinerek gitmedi
ebediyyen kaybetti seni bir anda ölüm
sen “övülmüş makam”a adım adım yürürken
rüzgâr gibi savuştun öldü arkanda ölüm
diyorlar ki sevgili kapıya gelmiş ölüm
bilmem ki ben nerdeyim hani ne yanda ölüm
yanına sevgili gibi usulca geldi ölüm
ölümü gelin gibi bağrına bastın gülüm
|