BEYAZ KÖŞE 8

Fatih Okumuş

 Sevgili Kasidesi

Ya Resulallah - Mevlit - Erkam’ın Evi - Hicret - Fetih - Umut - Aşk - Özlem - Sefer - Fatıma

 

Sefer

“başıma gelenler günlerin başına gelse, gündüzler kararıp geceye dönerdi...”

Hz. Fatıma (ra.)


a.

ömer kılıcını çekti:

“-muhammed ölmedi

muhammed ölmedi!”

- yetiştirin ebubekir’i

minbere çıkıp birşeyler söylesin

kılıçlar kınına girsin

kalpler göğüslerin içine

 

öldü mü? ölebilir mi? ölmemeli miydi?

 

dinleyin ebubekir’i

onun öne geçirdiğini

mağara arkadaşı

hicret yoldaşı

insanlardan dost tutsam o olurdu dediği

sırdaşını

ömer eğdi başını

 

gözler minbere çevrildi

âyetler yeni iniyor sanki

yeniden iniyordu:

 

“muhammed yalnızca allah’ın elçisi

ondan önce de elçiler gelip geçti

eğer o ölür / öldürülürse

dönecek misiniz geri?

kim geri dönerse bilsin ki...”

 

b.

ebubekir sustu

sustu ömer, sustu ali

sustu peygamber şehri

gül kurudu bülbül sustu

yer gök ketûm, cebrâil sustu

sus ey zamâne şâiri

bilâl’in dili tutuldu

hassan bin sâbit sustu

 

elvedâ

elvedâ sana

kırdın artık kafesini

uç artık dertli bülbül

hadi uçsana

göçsene refîk-i â’lâya

 

ey mekke’nin mücahidi

medine’nin öğretmeni

bütün zamanların sevgi pınarı

tarihin kalbi

sevgili

 

 

c.

o nurdan heykeli

son kez ali meshetti

gaslinden dökülen katreleri

eşsiz bir kolye gibi

hâlâ koynunda saklar yer

yüzlerce yıldan beri

bu kutsal emaneti


ey varlığı saadet

yokluğu felâket

yakub’un şefkâti

züleyhâ’nın özlemi

yûsuf’un iffeti

 

senden aldı babalar anneler merhameti

ey yûnus’un sahil-i selâmeti

kırık gönüllerin mimârı

çağları kucaklayan sonsuzluk çınarı

aşk ustası, sabır işçisi

mutluluk mühendisi

sevgili

 

 

d.

 

ölüm gazeli

 

1.

ölümü gelin gibi bağrına bastın gülüm

yanına sevgili gibi usulca geldi ölüm

 

ölüme hayat verdi onu kucaklayışın

uğruna derde düştü divâne oldu ölüm

 

bir ömür özleminle yandı kavruldu inan

seni tam bulduğunda elinden saldı ölüm

 

bilmem ki kaçıncı kez miraca yükselirken

üzerine bastığın küçük bir daldı ölüm

 

eğildi eğildi sanki yerlere değdi

peşinden yüzyıllarca uykuya daldı ölüm

 

uyanınca anladı ne çabuk gittiğini

hasretini tadınca kendini bildi ölüm

 

geçiyorken başını okşayınca sevindi

gidince hem yetim hem öksüz kaldı ölüm

 

senden sonra ölüme dünya bir zindan oldu

başını rast geldiği âşığa çaldı ölüm

 

2.

sevgili ölüm bile sana öyle yakıştı

öyle doğal ki sanki bir gül şuranda ölüm

 

ölüm hiç gülmemişti seni görene kadar

bir kez senin oldu ya sarhoş şu anda ölüm

 

kimseye senin kadar sevinerek gitmedi

ebediyyen kaybetti seni bir anda ölüm

 

sen “övülmüş makam”a adım adım yürürken

rüzgâr gibi savuştun öldü arkanda ölüm

 

diyorlar ki sevgili kapıya gelmiş ölüm

bilmem ki ben nerdeyim hani ne yanda ölüm

 

yanına sevgili gibi usulca geldi ölüm

ölümü gelin gibi bağrına bastın gülüm

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...