|
dudaklarımız âyetlerle kıpırdar
gözlerimiz işâretine bakardı
bedir’de, uhut’ta, hendek’te
melekler aramızda kanat çırpar
mus’ablar, hamzalar şehadete koşardı
sen düşerdin önümüze, gönlümüze
seni seyrettikçe sıkıntımız kalkar
sevdikçe imanımız artardı
b.
“bugün merhamet günü” demiştin
fetih günü sancağı
sa’d’den alıp oğluna vermiştin
yol üstüne yavrulayan köpeğin
başına nöbetçi dikmeş
mekke’ye kansız girmiştin
o gün süheyl’i gördüm ya resulallah
hani şu, hudeybiye’de adını sildireni
savrulan zülüflerinden
bir demet gül kapmaktı umudu
eliyle kumları eşeliyor, sanki
tel tel saadet topluyordu
|