|
Yollarda yârin gözlerinin hayaliyle yürümek
“Gözlerindir aşkın zekatını veren yoksul yanaklarına”
Nisanur D.
|
 |
- Gözler kalbin aynasıdır değil mi dostum? Hani hiç yalan söyleyemezler!
- Evet öyledir de; peki kalp neyin aynasıdır? Daha doğrusu gözler kalbe bakar,
ondan geleni izah eder, bazen parıldar bazen ağlar.... Ya.. Ya kalbin baktığı
nedir?
- Eğer kalp mâsivayla doluysa; o kalp gözlere nefret tohumları serper, o kalp
gözlere simsiyah bir perde örter..
Eğer ki; kalp aşk ile müsemma ise, her dem aşk diye atıyorsa, titriyorsa Allah
deyince tüm bedenin, o kalp gözlere cennetleri sunar, o kalbe hiçbir zamana,
hiçbir mekana sığmayan dahi sığar..
- Eyvallah dostum. Sözlerine yüreğin aksetmiş. Sanki duyduğum en güzel
melodileri duyuyorum. O halde Kalp neden sızlar ve neden ferahlar?
- Kalbi sızlatan acıdır, özlemdir/ hasrettir. Kalbi sızlatan kavuşamamaktır,
kalbi sızlatan anlaşılamamaktır, kırılmaktır, yoksul yanakları görememektir ve
kalbi sızlatan vicdanını dinlememektir..
Kalbi ferahlatan ise Acziyetle gelen tevazudur, hiç koşulsuz inanmaktır. Kalbi
ferahlatan,bir yudum da olsa sevgilinin elinden su içmektir..
* * *
Dışarıda hâlâ kar yağıyor.. Üç gün oldu başlayalı, tipiyle belli etti geleceğini
ve hep yaptığı gibi aniden geldi. Şimdi hava öyle soğuk ki, kuşlar uçamaz
dışarıda. Ben en çok Üveyk’lerin uçamamasını düşünürüm. Onlara üzülürüm. Onlar
güvercinler gibi hep bir arada yaşamazlar. Bu hâlimi anlayan birileri var elbet.
Kuş olmak isteseydin hangisi olmak isterdin? Sorusuna Üveyk yanıtını önceden
bilircesine: “Onlar yalnızlığı sever, onlar hüzünlüdür” demişti. Evet onlar gibi
göç edip gitmek isterim, yani uçmak.. Mahcup olup, sevgilinin ardından
gözlerinin içine bakarak şu mısraları fısıldayabilmek bir de: Ya bu kez ölenleri
görmeliysek/ Ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle.(*) Gitmek ahh gitmek.. Bir
bulut kadar nazlı ve bir o kadar umutla...
Gözleri aşkın zekatını veremez artık, ihtiyarların. Yanakları yorgunluktan
örülmüş kıvrımlarla çevrilmiştir. Oysa Ölüm bile devrediliyor, gidenlerin miras
bıraktığı birkaç şeyin ardından. Lakin Aşk Devredilemez ki..
Beyazın tüm tonlarıyla yeryüzüne, kalbimi sızlatırcasına usul usul inmeye devam
ediyor kar. Elleri de yanakları kadar yoksul ve narin olan bir çocuk hayalime
düşüyor. Ancak üşümüyor gözleri; çünkü gözyaşları Kevser ırmaklarıyla ıslanıyor.
Şimdi düşlerim Filistin, şimdi düşlerim Mescidi Aksa ve Çeçenya..
Yarın belki Irak! Irakta yaşamaya çalışan, hayata tutunmaya ellerinin gücü
yetmez bir çocuğun.. Bırakır kendini kurşunları bir kar hüviyetinde kabul
ederek.. Gözleri çocuğun; melek olur ve gider bir Üveyk misali...
Kurumaya yüz tutmuş bir nehrin kıyısında, gözyaşlarım, billurlaşır ve bir Bahri
Umman olur Yââr diye dalgalanarak...
(*) : Cahit Zarifoğlu
|