|
Hep böyledir.
Çorak topraklarda zamanında, bundan kim bilir kaç asır önce, zengin
ormanlar, dağlardan dökülen şelaler, şırıl şırıl akan nehirler varmış.
Bozkırlar çok zaman önce yemyeşil verimli topraklar imiş. Çöller; insanı
kavuran, içine aldı mı yutan yol yordam bilmeyen çöller dinazorlara mesken
olacak büyüklükte vadilere yeşilliklere sahipmiş.
İşte
dik ve çıplak dağların arkasında boyluboyunca uzandığı Bişkek de zamanında
böylesine vahşi bir ormanın bulunduğu yerde kurulmuş anlatıldığına göre.
İnsanların içine girmekten çekindiği bu ormanın etrafına yığılan halk
Kokon Hanedanının emri altına alınmış. Kırgız halkı onlar tarafından köleleştirilmiş
uzun yıllar boyunca.
O
vakitlerde Bişbek adında bir adam yaşarmış Kırgızlar’ın arasında. Cooçalış
şehrindenmiş diye anlatılagelir yaşlılar arasında. Hiçbir şeysiz yaşamlarını
sürdürmeye çalışan kırgızlara yardımcı olmaya başlayan Bişbek öyle
çalışmış ki her ne lazım ise yapmaya koyulmuş gecelerce.
Birgün
bir kalabalığın orta yerinde otururken Bişbek der ki: Dostlarım! Bir rüya
gördüm dün. Benim adım doğu ile batı arasında uzanacak. Varın siz yorun
hayra!
Gel
zaman git zaman halk arasında ‘Bişbek’e vardık, Bişbek’e yattık’
gibi bir söz yerleşmeye başlar. Ve şehir Bişbek adını alır. Pişpek iken
Bişbek... İsimler böyledir kulaktan kulağa, dilden dile kayar da kayar.
Şimdilerde
Bişkek bu şehrin adı. Kırgızıstan’ın başkenti Bişkek. Kimileri der Bişbek’ten
dönmüş Bişkek olmuştur. Kimileri der kımızın çalkalanarak ekşimsi tat
almasını sağlayan ahşap kaptan almıştır adını.
1917
devriminde adı Pişpek olan Bişkek, zamanında ruslar ile kırgızlar arasında
çıkan savaşta bir kahraman olarak anılan Frunze’nin adını alır sonraları.
Ta ki 1993 yılına değin bu isim ile anılagelir. Bağımsızlığın ikinci yılında
adını Bişkek olarak değiştirirler. Şimdilerde havayollarında Kıgızıstan’a
gelmek isteyen yolcuların valizlerine FRU kısaltmasını yapıştırmaya devam
ederler. İşte bu Frunze’den kalan bir anıdır.
|