|
|
|
Merhaba sevgili
dost,
Hepimiz kendi yarattığımız zamanın esiri olduk, bu inanılmaz akışa seyirci
yaşayıp gidiyoruz. Yıllar beşer onar, koşar adımlarla ilerledikçe bir paniktir
başlıyor. Yaşamadıklarımız, yaşayamadıklarımız, özlemlerimiz ağır basıyor
geceler boyu içinde kaybolup yittiğimiz sessizlikler boyunca. Merhaba sevgili,
|
 |
Nerede başlıyor zaman? Senin için nerede değiyor akşama gün?
Gece hangi açmazlarla sorgularken geçmişi Sirius’un parlaklığında , hangi
ufuktan diğerine uzanan gök yüzü senin gözlerin?
Bir parça soluk almak ister misin, günlük koşuşturmaların, streslerin, pürüzlü
insan suretlerinin arasından sıyrılıp?
Benim sık sık yaptığım gibi , haydi bir deniz kıyısı bul diyeceğim sana ama , bu
senin için olanaklı değil biliyorum...
Gülümse o zaman; deniz kıyıları kadar sonsuz ve büyük bir tebessüm yerleştir
dudaklarına. Nereye gidersen git, kiminle olursan ol bir parça güzellik kat
yaşama...
Bir gün batımı düşle, hüzün verse de son ışıkları evrenin sen hep pembe
olanların izin sür sevgiyle . .
Binlerce öykü kurgula, sonunda tek bir hayat kalsa da elinde, öyküler biriktir,
insanlar, yüzler, mimikler, anılar...
Özgürlük türküsü çağı , kır zincirleri, al eline kağıt kalemi yaz yazabildiğin
ne varsa içinde, dök sevdanı.
Yersiz yurtsuz bir hurma ağacının gölgesinde yeni bir günün serüvenini düşle,
sokak lambalarının solgun sarı ışıklarına yönelen bir pervanenin yazgısını
yaşayacak olsan bile...
Rakı kadehinde balık ol mesela, bir hüzünlü göz, bir özlemli yürek... Tüm
dünyayı ele geçir, ruhunu yitirmeden, yeni türküler söyle, ezgiler; hiç kimse
duymasa da.
İnce uzun bir kayığın ucunda ağlarını onaran yaşlı balıkçıya el salla uzun uzun
Doğanın yeni gizlerini keşfet; örneğin bir papatyanın yapraklarındaki naif’liği,
bir gelinciğin kırılganlığını. Yağmur sonrası ıslak çimenlerde yürümenin
doyulmaz tadına var.
Bir sabah gün doğumunu Nemrut’un zirvesinden izle dev kayaları işleyen usta
yontucuların ellerinde. .
Yola düş bir gece vakti hiçbir şey almaksızın yanına, MÖ 3000 yılına git
mesela... Olympus Tanrılarının şenliklerine katıl elinde alevden meşalelerle.
Kafa tut Yüce Zeus’a, al kaçır Helena’yı Paris’in yatağından. Gün doğarken
evreni selamla Apollon’un doğduğu güneş kenti Lykia’dan.
Yol boyunca irisler, çiğdemler, orkideler topla, taç giydir düğün çiçeklerine
siklemenlerden
Serin derelerde yüz kelebeklerle, sessizlik konuş şelalelerle, ılgınlar yağsın
üzerine...
Bir çamın gölgesine uzan ya da koca bir çınarın, sevgilinin yatağına uzanır
gibi, yabani hanımelileri kokuları al yanına.
Sevda zamanı gelmiştir artık, çan çiçekleri açmıştır. Yakala hayatı kayıp
gitmeden ellerinden... Bir daha zamanın olacak mı bakalım?
Sev sevebildiğin kadar...
Hoşça kal sevgili dost
|