BİR GÖNÜL YOLCULUĞU 28

Nalan Kara

Dünyanın en güzel sözü ile,bakışlarımın yapısını yukarı kaldıran,sarmaşık olmak özlemi ile duvarlara tırmandıran,yalımları yüreğimi aydınlatan bir “merhaba!”

Sevinçli bir destan okur gibi “merhaba!”

Bu güzel sözü duyduğunda kendini mutlu hissetmeyen, aklını yenilemeyen, varoluşunun keyfini çıkarmaya yönlenmeyen insan yoktur herhalde.

Güne ya da haftaya bu denli sıcak bir kelimeyle başlamanın keyfi bambaşka. Çok uzun zamandır yaptığım bir eylem var ki; o da sana her merhaba deyişimle birlikte kendimle de merhabalaşmak...

Bu kandırmaca gibi görünse de,bilsen ne denli güvence de ve mutlu hissettiriyor kendimi bana.Güne, kendimle merhabalaşarak başlıyorum bu yüzden.

Ya sen?

Bir merhabayla, bu güzel karşılama sözcüğü ile dünyayı keşfe ne dersin?

Ya da; rast gele, zamanı düşünmeden insanoğlunun bu en yürekten buluşu kelime ile sevindirmek istemez misin kırlangıçları?

Bir düşünsene, apansız biriyle merhabalaşmak istiyorsun ve biliyorsun ki bu seni yüreklendirecek.. Lütfen yap....

Göreceksin, yüreğindeki sevgi bahçesinde, çiçeklerin nasıl özgürce büyüyecek. Kendini bu sevgi çemberi içerisinde nasıl da güvencede duyumsayacaksın.

“Yılda bir veren nar,bin verecek

Ateş gözlü çelik Allahlar

Kara toprağı bir yumrukta yere serecek”

Ve sen;

Böyle duyumsadığında kendini özgür, büyük ve sonsuz; düşüncelerini, başarılarını, başarısızlıklarını fikir gizlemeksizin paylaşıyor olacaksın öteki ile/benimle.

Suçlama, yargılama, reddedilme korkusu olmaksızın nerede ve ne zaman olursa olsun bir “merhaba”ile, o an yan yana uzanıp yaldızlı kumlara; yıldızlı suların türküsünü duyuran sevdaya ulaşabileceksin.

Ve değerli dost, bir gün bu denli uzun sürede birlikte oluşun ardından “sevgiye ne oldu?” sorusunu sormak durumunda kalmayacak ayrıcalıklı tek kişi olduğunu anlayacaksın. Bu kaç kişiye armağan edilen bir ayrıcalık ki? Senin yerinde olmak isteyen ne çok kişi var kim bilir? Ben bile zaman zaman senin yerinde olmayı istemez değilim.. Senin yerinde olmak, benim için deniz kıyılarının sonsuzluğu gibi... Sana bunun için “merhaba”

Merhaba güzel insan merhaba....

Böyle başlamışsın senden son aldığım mektuba. Demişsin ki; bir gün senden gelen merhabalar zamansızlığa yenik düşerse, senden mektup alamazsam bir gün, ne yaparım, bunu düşünmek bile korkutuyor beni, şeklinde kaygılarını dile getirmişsin..

Bu sana yazdığım 28.ci mektup. 28 haftadır her hafta seninle merhabalaşıyor, her hafta ı yüreğine dokunuyorum. Kelimelerim sana değiyor mu?

Eğer kelimelerim sana değiyorsa,ben seninle merhabalaşmaya devam edeceğim. Hiçbir zamansızlık buna set çekmeyecek inan bana.

Ben hayatta olduğum sürece, sana yazabildiğim sürece benim için hep var olacaksın. Seninle aramdaki bağ, sevdan hiç bitmeyecek. Bir gün yaşamımdan tamamen çıkıp gitsende, ben yüreğine dokunmaya devam edeceğim, dudaklarımdan ak bir kağıda düşen kelimelerle.

Bu hasretlik sana yazdığım mektuplarla sürüp gidecek.

Bu hafta  senden ayrılırken, Nazım Hikmet’in Münevver Berk’e sene 48’de Bursa Cezaevinde yazdığı bir şiiri armağan olarak bırakmak istiyorum. Sen dünyanın en büyük kudreti olan aşka inancını yitirmeden bir oku derim bu şiiri. Tut ki; ”kadınım” hitabı geçen yerde ”sevdiğim” yazmakta. Ve bil ki; bir gün geri döndüğünde bu şiirin dizeleri tadında seni bekliyor olacağım.....

“Hoş geldin kadınım(sevdiğim) benim hoş geldin

Yorulmuşsundur

Nasıl etsem de yıkasam ayacıklarını

Ne gülsuyum,ne gümüş leğenim var.

Susamışsındır,

Buzlu şerbetim yok ki ikram edeyim

Acıkmışsındır,

Sana beyaz keten örtülü sofralar kuramam

 

Memleket gibi yoksuldur odam.

Hoş geldin,kadınım (sevdiğim) hoş geldin.

Ayağını bastın odama

Kırk yıllık beton,çayır çimen şimdi.

Güldün,

Güller açıldı penceremin demirlerinde

Ağladın,

Avuçlarıma döküldü inciler;

Gönlüm gibi zengin,hürriyet gibi aydınlık oldu odam.

Hoş geldin kadınım(sevdiğim) benim, hoş geldin...

 

Dostlar ve sevdalar için anlar ya da ömürler sonra buluşmak kaçınılmazdır...

Yeniden buluşabilmenin güzelliği için hep bir sıcak”MERHABA” olacaktır...

 

Hoşça kal,seni öperim.

Yüreğini de......

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...