|
Dünyanın en güzel
sözü ile,bakışlarımın yapısını yukarı kaldıran,sarmaşık olmak özlemi ile
duvarlara tırmandıran,yalımları yüreğimi aydınlatan bir “merhaba!”
Sevinçli bir destan
okur gibi “merhaba!”
Bu güzel sözü
duyduğunda kendini mutlu hissetmeyen, aklını yenilemeyen, varoluşunun keyfini
çıkarmaya yönlenmeyen insan yoktur herhalde. |
 |
Güne ya da haftaya
bu denli sıcak bir kelimeyle başlamanın keyfi bambaşka. Çok uzun zamandır
yaptığım bir eylem var ki; o da sana her merhaba deyişimle birlikte kendimle de
merhabalaşmak...
Bu kandırmaca gibi
görünse de,bilsen ne denli güvence de ve mutlu hissettiriyor kendimi bana.Güne,
kendimle merhabalaşarak başlıyorum bu yüzden.
Ya sen?
Bir merhabayla, bu
güzel karşılama sözcüğü ile dünyayı keşfe ne dersin?
Ya da; rast gele,
zamanı düşünmeden insanoğlunun bu en yürekten buluşu kelime ile sevindirmek
istemez misin kırlangıçları?
Bir düşünsene,
apansız biriyle merhabalaşmak istiyorsun ve biliyorsun ki bu seni
yüreklendirecek.. Lütfen yap....
Göreceksin,
yüreğindeki sevgi bahçesinde, çiçeklerin nasıl özgürce büyüyecek. Kendini bu
sevgi çemberi içerisinde nasıl da güvencede duyumsayacaksın.
“Yılda bir veren
nar,bin verecek
Ateş gözlü çelik
Allahlar
Kara toprağı bir
yumrukta yere serecek”
Ve sen;
Böyle duyumsadığında
kendini özgür, büyük ve sonsuz; düşüncelerini, başarılarını, başarısızlıklarını
fikir gizlemeksizin paylaşıyor olacaksın öteki ile/benimle.
Suçlama, yargılama,
reddedilme korkusu olmaksızın nerede ve ne zaman olursa olsun bir “merhaba”ile,
o an yan yana uzanıp yaldızlı kumlara; yıldızlı suların türküsünü duyuran
sevdaya ulaşabileceksin.
Ve değerli dost, bir
gün bu denli uzun sürede birlikte oluşun ardından “sevgiye ne oldu?” sorusunu
sormak durumunda kalmayacak ayrıcalıklı tek kişi olduğunu anlayacaksın. Bu kaç
kişiye armağan edilen bir ayrıcalık ki? Senin yerinde olmak isteyen ne çok kişi
var kim bilir? Ben bile zaman zaman senin yerinde olmayı istemez değilim.. Senin
yerinde olmak, benim için deniz kıyılarının sonsuzluğu gibi... Sana bunun için
“merhaba”
Merhaba güzel insan
merhaba....
Böyle başlamışsın
senden son aldığım mektuba. Demişsin ki; bir gün senden gelen merhabalar
zamansızlığa yenik düşerse, senden mektup alamazsam bir gün, ne yaparım, bunu
düşünmek bile korkutuyor beni, şeklinde kaygılarını dile getirmişsin..
Bu sana yazdığım
28.ci mektup. 28 haftadır her hafta seninle merhabalaşıyor, her hafta ı yüreğine
dokunuyorum. Kelimelerim sana değiyor mu?
Eğer kelimelerim
sana değiyorsa,ben seninle merhabalaşmaya devam edeceğim. Hiçbir zamansızlık
buna set çekmeyecek inan bana.
Ben hayatta olduğum
sürece, sana yazabildiğim sürece benim için hep var olacaksın. Seninle aramdaki
bağ, sevdan hiç bitmeyecek. Bir gün yaşamımdan tamamen çıkıp gitsende, ben
yüreğine dokunmaya devam edeceğim, dudaklarımdan ak bir kağıda düşen
kelimelerle.
Bu hasretlik sana
yazdığım mektuplarla sürüp gidecek.
Bu hafta senden
ayrılırken, Nazım Hikmet’in Münevver Berk’e sene 48’de Bursa Cezaevinde yazdığı
bir şiiri armağan olarak bırakmak istiyorum. Sen dünyanın en büyük kudreti olan
aşka inancını yitirmeden bir oku derim bu şiiri. Tut ki; ”kadınım” hitabı geçen
yerde ”sevdiğim” yazmakta. Ve bil ki; bir gün geri döndüğünde bu şiirin dizeleri
tadında seni bekliyor olacağım.....
“Hoş geldin
kadınım(sevdiğim) benim hoş geldin
Yorulmuşsundur
Nasıl etsem de
yıkasam ayacıklarını
Ne gülsuyum,ne
gümüş leğenim var.
Susamışsındır,
Buzlu şerbetim
yok ki ikram edeyim
Acıkmışsındır,
Sana beyaz keten
örtülü sofralar kuramam
Memleket gibi
yoksuldur odam.
Hoş
geldin,kadınım (sevdiğim) hoş geldin.
Ayağını bastın
odama
Kırk yıllık
beton,çayır çimen şimdi.
Güldün,
Güller açıldı
penceremin demirlerinde
Ağladın,
Avuçlarıma
döküldü inciler;
Gönlüm gibi
zengin,hürriyet gibi aydınlık oldu odam.
Hoş geldin
kadınım(sevdiğim) benim, hoş geldin...
Dostlar ve sevdalar
için anlar ya da ömürler sonra buluşmak kaçınılmazdır...
Yeniden
buluşabilmenin güzelliği için hep bir sıcak”MERHABA” olacaktır...
Hoşça kal,seni
öperim.
Yüreğini de......
|