BİR GÖNÜL YOLCULUĞU 17

Nalan Kara

Merhaba ,

Özlemelerle geçen bir haftanın ardından sevgiyle merhaba !..

Kente yağmur düştüğünde, okaliptüs ağaçları sonbaharın hüzünlü şarkısını fısıldıyordu ilk vedayla. Yıldızlara ve yollara açılan fallarla kuytu sütunların arkasında kaybolan zaman, bütün ihtimalleri boşa çıkarıyordu. Sevdalar, hüzünler, ayrılıklar hep bu gri mevsimde yağmur yerini değiştirmeksizin yaşanıyordu. Derken, bir açılıp bir kapandı gece bütün unutulmazlardan geçerken. Gideceğini biliyordum. Birkaç ay öncesinden hazırlamıştım kendimi, bu ne kadar süreceği belli olmayan sensizliğe.

Sesler, kokular, soluklar bir başka zamana ertelenecekti çaresiz. Akşamlar - gelmeyeceğini bilerek seni beklemekle - geçecekti artık... Henüz bu ayrılığın zor olan yanının sensiz eve geri dönüşüm olacağını bilmeden son kez sarıldık birbirimize. Bu en uzun ayrı kalacağımız ve artık kendi hayatlarımızın yeni başlangıçlarına yol alacağımız bir zamana sürüklüyordu ikimizi.

O gün yağmurun ardından yaseminler bir başka kokuyordu, bu kent hasretten öldürecekti beni. Bütün bunlar olup biterken senin bana ilk merhaba deyişinin yine bir sonbahara rastladığını düşündüm. Hayatıma girdiğin o Ekim gecesi sana ilk sarıldığımda, yanaklarına ilk kondurduğum öpücükte hasretin kapımı çalacağı günler o kadar uzaktı ki. Bir ışık gibi dolmuştun uzun ve esmer gecelerime. Benim için önemliydin. Seninle aramızdaki ilişki - hesapsız, koşulsuz, sevgi yüklü, dikkatli ve özenliydi - hep. Beni güldürdüğün, açmazlarını, çıkmazlarını yalnızlıklarını paylaştığımız akşamlarımız henüz tazeliğini yitirmemiş görüntüler. Ben hep senin için vardım, hep var olan olacaktım. Sen bunu bilmenin güvencesiyle karşı koyabildin belki de fırtınalarına, içindeki gök gürültülerine med-cezir zamanlarında...

 

Bir akşam şiddetle tartıştık. Ben çok sinirliydim. Hayatın, yaşamın, geleceğin üzerine karar vereceğin çok önemli bir yol ayrımındaydın. Tek başına vermek istiyordun bu kararı, haklıydın da ilk kez yaşanıyordu aramızda bu kadar uç noktalara varan bir tartışma. İkimiz de çok üzülmüştük ama ikimiz de gururumuza yenilip geri adım atmamayı tercih etmiştik. Şimdi ne kadar anlamsız geliyor bana ve şimdi yokluğunla birlikte ne kadar da üzücü... Oysa, aramızdaki sevgi tartışmadan da sorunları kolayca çözülebilecek kadar güçlüydü. O zamanlarda bir gece ölümden bahsettin bana, militan bir

umutsuzlukla - kendime kavuşacaktım - dedin. Hüzünle dokundum yüzüne; - Bana yapacağın en büyük ihanet, habersizce gitmendir ölüme - dedim; asırlar kadar uzak gözlerine bakarak.

 

Şimdi rahatça söyleyebilirim; çok korkutmuştu o sözlerin beni, bu kadar yabancılaşmamalıydık oysa birbirimize, paylaştığımız bunca yıldan sonra o geceyi hiç yaşamamış olmayı isterdim.

 

Oysa sen, sen de seversin beni biliyorum!...

 

Bir daha gelsem bu dünyaya biliyorsun ki bu ömrü yine seninle yaşarım ben. Gözümün çifte bebeği bilsen ne çok özledim seni. Bilsen, iki el kavramış yüreğimi parça parça!....

Şimdi düşlerimde bin karmaşık anı, sokaklarda bin uzun yağmur, yığılıp kalıyor üstüme akşamlar. Sonrası düşlerime giriyorsun gizlice, yağmurlarla çıkıp gelecek gibi çaresiz kalıyorum böyle gecelerde. Ah gözümün çifte bebeği, sen gideli hüzün solukları kirpiğimin ortasında üç iri damla.Yalnızlık ağır, yokluğun zor. Kime sorsan dört yanım kan.

 

Yolları vuruyorum yalnızlığıma...

Daha yolların başındayız sevdiğim...

Ağlasam olmaz, söylesem olmaz...

Dönülmez yolların başında... Şimdi; iki hasrete ad oldu  güneyde Akdeniz’e

uzanan bir ada ...

 

Hoşça kal ,

Seni öperim, yüreğini de...

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...