|
Bir Elma
Dira bahçedeki elma ağacının altına düşen elmaları
saymakla başlamıştı işe. “Onları bir bir sayarsam saymayı da hatasız
öğrenirim” diyordu kendi kendine. Her sabah uyanır uyanmaz bahçeye çıkıp
yere düşen elmalara bakıyordu. Her seferinde daha çok elma görüyordu
yerde. “Gece rüzgar hızlı esmış yine” diyerek saymaya başlıyordu. “Bir,
iki, üç...” |

|
Sayıları nedense hep unutuyordu Dira. Koşa koşa ablasının yanına
gidip “üçten sonra hangi sayı geliyordu?” diye sormak zorunda kalıyordu. Ya da
“yediden sonra...” Ya da “ondan sonra...” “Birgün hiçbirisini unutmayacağım”
dedi umutla ve yeniden saymaya başladı. “Bir, iki, üç, dört, beş...”
Böyle haftalar geçti. Dira istisnasız her gün sayma işlemini
yerine getirdi, ama her seferinde bir sayıya takıldı. Çok üzüldü. Bazen ağladı.
O kadar ki üzüntüsünden az yiyor, az konuşuyor, az gülüyor ve az oynuyordu
artık. Bütün bunlara karşılık basamaklardan birisine oturup çokça düşünüyordu.
Sessiz sessiz sayıyordu, ta ki sayıları karıştırıp durana kadar.
Bir sabah böyle üzgün yine bahçeye çıktı Dira. Yavaş yavaş elma
ağacının yanına gitti. O an oldu işte ne olduysa. Sevinçle bir çığlık attı. İlk
kez elmaları sayarken takılmamıştı. “Oldu, sonunda oldu. Başardım!” diye
bağırdı.
Dira’nın bu sevinç çığlıklarına ablası koşa koşa geldi. “Ne var?
Ne oldu?”
“Bak” dedi Dira ablasına elma ağacının altını göstererek. “Bak
bir tane elma var.”
Dira böylece beklemeyi öğrendi. Her sorunun bir cevabı olduğunu,
ama o cevabın biryerlerde saklı durduğunu, gerektiğinde saklandığı yerden çıkıp
geleceğini; bunun gibi her yapamadığını birgün gelip yapabileceğini artık
biliyordu.
“olduğunu varsayıp, bakışlarımı bırakıyorum meçhûl noktaya
kimsenin duyamadığı sorularımı diziyorum sonra alt alta, noktanın
tam altına
ay inse yere ilk nereye giderdi
deniz kızının olsaydı terlikleri, nasıl
giyerdi
kalem yazmasaydı, kitap silseydi bütün
satırlarını ne okunurdu
bileğimdeki bileklik üzerinde laleler,
kimin işçiliği
bulutlar sever mi yüzmeyi
sever mi yollar, duvarlar, aynalar beni
ağaçlar da küser, bırakmaz mı meyvelerini
say say bitmez mi toz taneleri”
“Her şeyin bir sonu vardır” dedi çizici Dira’nın gözlerinin
içine bakarak. “Bütün soruların da cevabı biz bilsek de bilmesek de bir yerde
yazılıdır.” Dira o an asl olanın hayat değil hayatı doğru geçebilmek olduğunu
düşündü. “Tutacaksın bir ucundan, en yüksek dalın ucuna oturup sallarken de
tuttuğunu, bildiğin en anlamlı şarkıyı söyleyeceksin; korkup kaçacak kuşlar.
Geri geldiklerinde soracaklar “sen de kimsin?” Diyeceksin “hayatı bir ucundan
yakalayabilmiş olanım.”
|
mor leke:
“Hermann Lauscher”
Hermann Hesse
“Ne kadar da güzelsiniz!” |
 |
|