MÜREKKEP LEKESİ 55

Naz Ferniba

Devrim

Açlık her şeyi yaptırabilecek kadar büyük bir acıydı. Otları yediler, bitti. Ağaçların yapraklarını, dallarını, bir de gövdelerini yediler; bitti. Toprağı eşelediler solucanlar çıktı karşılarına. Onları da yediler, bitti. Aç topraklara artık yağmur düşmüyordu. Sular çekildi. Kurudu her şey. Kurudular bir bir. Derileri kemiklerine yapıştı. Yiyecek hayvan kalmadı bahçelerde. Böcekler, kurtlar, kuşlar, köpek ve kediler bitti. İnsanlar birbirlerine bakmaya başladılar.

Açlık her şeyi unutturdu onlara. Merhamet, ahlâk, amaç tümü birden silinip gitti. Korkunç görünüyor, korkunç bakıyorlardı. Kimisi çocuklarını öldürdü acıyı sonlandırmak için, kimisi kendini astı. Aileler yok oldu birer ikişer. Sesi soluğu kesilmiş üç beş kişiden başkası kalmadı geriye. Birisi kürsüden sürekli bağırmaya devam ediyordu: “Açlık insanlara Allah’ı unutturmanın en iyi yolu.”

 

Şimdi her nereye bassam “devrim” nidası

yükselir gibi gelir bana.

Yeniçağ’ın 1917 Devrimi...

Nikolay II neden çekildi tahtından?

Marx şimdi nerede?

Devrim proleterleri sınıfsızlaştırabildi mi?

Kaç sınıf vardı, kaç sınıf kalktı,

kaç sınıf geldi yerine?

Kim sınıfta kaldı?

 

Bugün devrimi hatırlayan yok ama, devrim

sonrasını yaşayanlar anlatabiliyorlar hâlâ. Konuşurken

sesleri gittikçe kısılıyor, evin duvarlarına

bakıyorlar, bakışlarına korku yerleşiyor. “Konuşsam mı,

acaba?” duraksamaları titreyen ellerinin titreyişini daha bir arttırıyor.

                        Yaşlandıkça yaşadıklarını daha sık yaşadıklarını, hayatın bir kap prinçten

                        ibaret olduğu günlerinin yok’la yetinmeyi öğrettiğini, ama neden yok’luk

                        olması gerektiğini sorgulama haklarının ellerinden alındığını, boyun

                        bükmekle dikkat çekmeden yaşanırsa kara bulutların hiç çökmeyeceğini

                        bildiklerinden görmediklerini, duymadıklarını, sustuklarını; susa susa

                        yaşlandıklarını fısıldıyordu kulağıma babuşka Luda.

 

Diyordu sonra: “Tutumlu ol. Azla yetin. Konuşma, dinle. Bir kap yemekle doy. Hiçbir şeyin fazlasını isteme. Kendine bile güvenme. Kimseyi evine alma. Misafir kabul etme. Evinden ayrılma. Bahçeni ek. Hayatta kalmaya çalış. Hiçbir şeyi atma. Sevme. Özleme. Arama. Bekleme.”

 

mor leke:

 

“Ramses : Ebu Simbel’in Kraliçesi”

Christian Jacq

 

“Biri başkaldırdı mı

ondan her şey beklenir.”
Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...