MÜREKKEP LEKESİ 53

Naz Ferniba

Seksen kavanoz macerası

 

Zihni karmakarışık Mayakovski, kendini yolun sonuna getirdiğinde, şiirlerle şekillendirdiği hayatının otuz-yedinci yılındaydı. Ünlüydü, aşıktı ve hâlâ Puşkin’e hayrandı.

Şiirlerini fransızca yazmaya başladığında henüz bir çocuk olan Puşkin, sürgünlerde geçecek yıllarının sebebi gerçekçiliği ile pek çok edebî şahsiyeti etkileyecekti. Dostoyevski’ye göre o, gelecekten bir haberdi. Bir düelloda vurulduğunda otuz-sekiz yaşındaydı. İlk şiiri “Toly’nin Destanı”, başyapıtı “Yevgeni Onegin”di; dizelerinde de Voltaire’ın izleri vardı.

 

En büyük eseri sayıldı “Pantolonlu Bulut”. Mayakovski 1915’te öfkeli söyleminde mütevaziye hiç de yer vermeden, dizelerinde “gitmek”ten bahsediyordu.

 

            “sizleri,

            ki dalıp gitmiştiniz sırılsıklam gönül işlerine

            gözyaşı dökerek

            kaç yüzyıldan beri,

            bırakıp gideceğim sizleri

            ...”

 

Bir baloda Natalya ile karşılaştığında Puşkin, aşk ile bağlanacağı bir evlilik yapacağını henüz bilmiyordu. Yasaklar içinde yaşadı. Orduya girdi. Yazdı.

 

            “Tüm arzularımı yaşadım ben

            Hayallerime de soğudum artık”

 

dedi. Ve gitti.

 

*          *          *

 

Çok zaman oldu ben meraklısıyımdır Rus edebiyatı’nın. Daldan dala kona kona okuduğum şahsiyetleri arasındaki bağ beni hep hayrete düşürdü. Birileri birilerinden etkilendi, ama etkiledikleri yeni yollar çizdiler kendilerine. Başkalarının söylemlerinden başka söylemler çıkardılar dillerince. Geride çok söz bırakarak gittiler.

 

Ben “seksen kavanoz macerası” üzerine yazmaya çalışıyorum onları düşünerek.

 

            “uykusunda rüya gören çocuk

            ağlayarak uyandı.

            bir top peşinde koşuyordu

            dokununca

            eli yandı.

            uyumak istemiyordu bir daha.

            her uyuduğunda

            top elini yakacak sandı.

            evdekiler

            büyümesini beklediler.

 

            kadın

            sokakta yürüyenlere bakıp

            düşündü

            Mayakovski’nin Rusya düşünü.

            gri göğün altında

            bir yaz, öğle sonrası

            düş çöktü.

            insanlar

            kalakaldılar.

 

            dizi dizi kavanozlar balkonda

            konuşuyorken aralarında

            yolculuk kararı aldılar.

            -bir macera-

            seksen kavanozun sekseni

            özgürlük adına el çırptı.

            şarkı söyleyerek

            meydana kadar

            -uzun bir yoldu bu-

            yürüdüler.

            eğer görseydi Puşkin onları

            cesaretlerine

            -büyük ihtimal- hayran kalırdı.”

 

mor leke:

 

“Tehanu”

Ursula K. Le Guin

 

“... bizler

kendi özgürlüklerimiz kadarız.”

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...