|
Oluyor... Oluyor... Yine Olacak
......................
Uzak yarınlar değil bahsettiğim. Yarınların ardındakini
geçiniz, ben yarından habersizim. Bazen rüyalarımda karşılaşıyoruz,
uzaktan uzağa, pus girmiş aramıza, selam veriyoruz birbirimize biraz
ürkek. Ürkmek elbette, insan tanımadığından ürküyor. İnsan bilmediğinden
ürküyor. İnsan yaşadıklarını anımsayıp yaşabileceklerine karşı temkinli
davranmak zorunda kalıyor. |

|
... Sana ben’den bir parça
verebilmiş miydim hiç,
ekilmemiş
tarlanın yalnızlığı gibi bir yalnızlık mesela...
Ben’den ben’i küçük bir
çıkına yerleştirip
bir cami önüne
terkettim mi içinde küçük bir not:
‘lütfen ona iyi
bakın, incitmeyin onu’...
Evet ne zamandı, günlerden
bir gün olduğu muhakkak
aylardan bir ay
ve yıllardan bir yıl
hatta an’lardan bir an...
‘O gün bugün ben’siz ben’i
aramadayım’ desem
açılmamış laleler büker mi boynunu...
Sana bıraktıklarım yanıma aldıklarımdan fazla...
......................
Neyi niye yaptıklarını bilmiyoruz. Bir avuç insan
milyonlarcasının kaderini çizmeye çalışıyor.
‘Hangi yetkiyle?’
Neyi niye yaptıklarını bilmiyoruz? Medeniyetin merkezinden gelen
insanlar küçümsedikleri her şeyi yakıp yıkıyor. Bir avuç insan güç gösterisi
yapıyor.
‘Kime?’
Neyi niye yaptıklarını bilmiyoruz. Ölüm onları hiç de rahatsız
etmiyor, kendilerine yaklaşmadıktan sonra. Dünyanın hakimi olduklarını
sanıyorlar.
‘Hangi hakla?’
... Şu fotoğraftaki acının
çizgilerine baktığında göreceksin,
biriktirilen her
ne olursa olsun birgün patlar.
‘Bir daha olmasın’ dediğimiz
yine oluyor, yine oluyor
ve yine olacak...
......................
‘Bilemem kaç küsur asır ama,
yazılmışlar birgün mutlaka okunuyor.’
|