|
|
|
Uranüs’ten Dünya’ya
“Koridorun sonundaki küçük sınıfa tıkıştırılmış sıralara
üçerli oturmuş, bir yığın lacivert formalı öğrenci bana uranüs’ten
gelmişim gibi bakıyordu. Uranüs’ten gelemeyecek kadar cılız, ürkek,
suskun, tedirgin, yeteneksizdim halbuki. (Boynuma bütün özelliklerimi
yazan bir ‘ne’ asmalıydım? ‘Ne’ derlerdi ona?)
|

|
Yani o kadar yolu birbaşıma hiç kaybolmadan gelemeyecek bir
pasiflikteydim. Pasif ben: Dizlerime varan formam pasif, ayakkabılarım pasif,
beyaz gömleğim pasif, mavi hırkam pasif, siyah çantam pasif; kaşlarım,
kahverengi gözlerim, uzun parmaklarım pasif; cümlelerim, cümlelerimdeki
edatlarım, nesnelerim, sesim pasif; çantamdaki kalemim, silgim, defterim
pasif...
Her şeyim uranüs ürünü olamayacak kadar dünyalı.
Annem şubat’lardan birinde bu dünyaya geldiğimi söylemişti. O
günden bu yana dünyadan olan pek çok şeyi öğrenmem gerekti: Perşembeden sonra
cumanın geldiğini (sürekli üstelik), ay’ın devamlı şekil değiştirdiğini,
solucanların yağmuru çok sevdiğini, altının sarı ve çok değerli olduğunu,
bebeklerin yürümeden önce emeklediğini, adımın anlamını, büyüdükçe ayakkabı
numaramın da büyüdüğünü...
Bakın ne kadar da dünyadanım: Dünya düz bir tepsi değildir. Bir
öküzün boynuzlarında asılı durup, öküz her sallanışında ‘deprem’ denen tabiî
afet gerçekleşmez. Tam ortasından, insanların ‘ekvator’ dedikleri çizgi geçer.
Bu çizgi, güney ile kuzey yarımküreyi birbirinden ayırır. Dünyada pek çok
yanardağ bir koni biçiminde gökyüzüne doğru uzanır. Bunlardan bazıları (etna
gibi) hâlâ kaynayıp lav püskürtmektedir. Hasan Dağı başı dumanlı da olsa uzun
zamandır sönmüş izlenimi vermektedir. Denizler çok, karalar denizlere göre
azdır. Kara parçaları parsellenmiştir. Ülkeler tel örgülerle sınırlarını çizmiş,
o sınırlara el ya da dil uzatanların bir yolunu bulup haddini bildirmiştir. Uzak
Doğu çok uzak, Orta Doğu çok orta, Kafkasya çok kafkas, Anadolu çok dolu...
yaşayıp gitmektedir. Dünya bastonsuz yürüyemeyecek kadar yaşlıdır. Bir ayağı
çukurda, asırları sırtlanmış bir çınar ağacıdır. Üzerinde insan haricinde pek
çok canlı hayatına devam etmek için binbir çaba harcamaktadır. Dünya hayatını
koruma altına almak adına kimi insanlar çalışma yaparken, kimi insanlar da bu
hayatı hiç umursamadan dünyayı yerlebir’lemektedir. Yeraltı zenginlikleri bir
kavga sebebidir. Dünya, yeraltı zenginliklerini ‘arayan bulur’ havasında bir sır
gibi saklamaktadır...
Uranüs hakkında bilgim: O bir gezegendir, üzerinde –söylendiğine
göre- herhangi bir canlı yaşamamaktadır. Dolayısıyla bana, hepiniz lacivert
formalıyken hatta, uranüs’ten gelmişim gibi bakmayın.”
diye anlatmaya
başlamıştı, otobüsteki kız yanındaki hiç tanımadığına. Bütün otobüs de dinlemek
zorunda kaldı. Koltuklar, camlar, vidalar, metaller, kapılar, direksiyon, fren,
debriyaj ve ibreler...
|