MÜREKKEP LEKESİ 39

Naz Ferniba

Uranüs’ten Dünya’ya

 

“Koridorun sonundaki küçük sınıfa tıkıştırılmış sıralara üçerli oturmuş, bir yığın lacivert formalı öğrenci bana uranüs’ten gelmişim gibi bakıyordu. Uranüs’ten gelemeyecek kadar cılız, ürkek, suskun, tedirgin, yeteneksizdim halbuki. (Boynuma bütün özelliklerimi yazan bir ‘ne’ asmalıydım? ‘Ne’ derlerdi ona?)

Yani o kadar yolu birbaşıma hiç kaybolmadan gelemeyecek bir pasiflikteydim. Pasif ben: Dizlerime varan formam pasif, ayakkabılarım pasif, beyaz gömleğim pasif, mavi hırkam pasif, siyah çantam pasif; kaşlarım, kahverengi gözlerim, uzun parmaklarım pasif; cümlelerim, cümlelerimdeki edatlarım, nesnelerim, sesim pasif; çantamdaki kalemim, silgim, defterim pasif...

 

Her şeyim uranüs ürünü olamayacak kadar dünyalı.

 

Annem şubat’lardan birinde bu dünyaya geldiğimi söylemişti. O günden bu yana dünyadan olan pek çok şeyi öğrenmem gerekti: Perşembeden sonra cumanın geldiğini (sürekli üstelik), ay’ın devamlı şekil değiştirdiğini, solucanların yağmuru çok sevdiğini, altının sarı ve çok değerli olduğunu, bebeklerin yürümeden önce emeklediğini, adımın anlamını, büyüdükçe ayakkabı numaramın da büyüdüğünü...

 

Bakın ne kadar da dünyadanım: Dünya düz bir tepsi değildir. Bir öküzün boynuzlarında asılı durup, öküz her sallanışında ‘deprem’ denen tabiî afet gerçekleşmez. Tam ortasından, insanların ‘ekvator’ dedikleri çizgi geçer. Bu çizgi, güney ile kuzey yarımküreyi birbirinden ayırır. Dünyada pek çok yanardağ bir koni biçiminde gökyüzüne doğru uzanır. Bunlardan bazıları (etna gibi) hâlâ kaynayıp lav püskürtmektedir. Hasan Dağı başı dumanlı da olsa uzun zamandır sönmüş izlenimi vermektedir. Denizler çok, karalar denizlere göre azdır. Kara parçaları parsellenmiştir. Ülkeler tel örgülerle sınırlarını çizmiş, o sınırlara el ya da dil uzatanların bir yolunu bulup haddini bildirmiştir. Uzak Doğu çok uzak, Orta Doğu çok orta, Kafkasya çok kafkas, Anadolu çok dolu... yaşayıp gitmektedir. Dünya bastonsuz yürüyemeyecek kadar yaşlıdır. Bir ayağı çukurda, asırları sırtlanmış bir çınar ağacıdır. Üzerinde insan haricinde pek çok canlı hayatına devam etmek için binbir çaba harcamaktadır. Dünya hayatını koruma altına almak adına kimi insanlar çalışma yaparken, kimi insanlar da bu hayatı hiç umursamadan dünyayı yerlebir’lemektedir. Yeraltı zenginlikleri bir kavga sebebidir. Dünya, yeraltı zenginliklerini ‘arayan bulur’ havasında bir sır gibi saklamaktadır...

 

Uranüs hakkında bilgim: O bir gezegendir, üzerinde –söylendiğine göre- herhangi bir canlı yaşamamaktadır. Dolayısıyla bana, hepiniz lacivert formalıyken hatta, uranüs’ten gelmişim gibi bakmayın.”

 

                                                diye anlatmaya başlamıştı, otobüsteki kız yanındaki hiç tanımadığına. Bütün otobüs de dinlemek zorunda kaldı. Koltuklar, camlar, vidalar, metaller, kapılar, direksiyon, fren, debriyaj ve ibreler...

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...