MÜREKKEP LEKESİ 36

Naz Ferniba

Fala İnanma, Falsız Kal

Bu aralar ne çok konuşuluyor bu konu. Birileri geleceği okumanın bir yolunu bulmuş ve geleceği raflara yatırmaya koyulmuş telaşla. Üstelik kesinliği söz konusu olmayacak bir konu bu: Gelecek... Kendi az sonrasını bile göremeyecek kişilerin falda umut arayacak kadar umutsuzluk içinde çırpınanlara bir ışık sunması gibi görünse de kaostan başka bir şey değil.

 

 

İşin diğer bir tarafı da, falda umut arayacak kadar umutsuz mu bu insanlar? Ya da falda kazanç arayacak kadar çaresiz mi bu insanlar? Ya da geleceğin insanlara gösterilmeme hikmetini anlayamayacak kadar düşüncesiz mi bu insanlar? Ya da gelecekte olacakları ille de öğrenme çabasına girecek kadar meraklı mı bu insanlar? Ya da zamanın hiçbir şeye yetmediğinden şikayetlenip duran onca insan yanında, fala zaman ayıracak kadar bol vakitli mi bu insanların? Ya da... ya da... ya da...

 

Falınızda, bir apartmanın yanından geçerken başınıza, o yanınızdan geçtiğiniz apartmanın tepesinden bir saksı düşeceği çıksa, bir daha hiçbir apartmanın yanından yürümeyecek misiniz? Ya da falınızda, gece başınıza kötü bir şey geleceği çıksa, gece bir daha hiçbir yere gitmeyecek misiniz? Ya da falınızda, bir top yüzünden bir kuyuya düşeceğiniz çıksa, bir daha hiçbir topa dokunmayacak mısınız? Ya da... ya da... ya da...

 

Fal...

Herkes kendince bir fal yöntemi bulmuş. Herkes insanların kafasını bulandırmak için didinip duruyor. Ben merak ediyorum, neden? İnsanlara kesinliği hiçbir zaman kanıtlanamayacak geleceklerini satmaya çalışmanın anlam derecesi var mıdır, varsa hangi safhaya yerleştirilmelidir, yerleştirirken hangi ince ve hassas kurallara itina gösterilmelidir, itinanın baş harfinin büyük mü küçük mü yazılması gerektiğine dikkat edilmeli midir, dikkat edilirken ayrıntıların ehemmiyeti üzerinde durulmalı mıdır, durulacaksa kaç saniye ya da kaç dakika ya da kaç saat orada zaman yitirmelidir; yitirmekse şu zamanda her bir şeyimizden azar azar da olsa bizden uzaklaşandır, uzaklaştıkça biz kim olduğumuz sorusu içinde kaybolmaya yüz tutmaktayız, ‘tutmak’ dediğim herhangi bir cismi ellerimiz arasına almak mıdır, yoksa başka başka anlamları var mıdır her bir şeyin birden çok anlamı olduğu gibi, ‘gibi’ kelimesini kullanmak demek herhangi bir şeyi herhangi bir şeye yakın görmek midir, yakınlık akrabalık gibi bir şey midir ya da  kapı komşusu, bahçe komşusu vesaire ve vesaire gibi bir şey midir, ‘şey’ konuşurken durmadan hatırlamadığımız kelimeler yerine yineleyip durduğumuz üç harflik ve tek hecelik gereksiz bir kelime midir; kelimeler, kitapların arasında sürekli gözlerimizin önünde kayıp duran, cümleyi oluşturan yapı taşları mıdır... nedir yani?

 

Aslında sormak istediğim şu: ‘Fal nedir? Ne işe yarar? İnsana ne gibi faydaları vardır ya da ne gibi faydaları olabilir? İnsan falsız yaşayamaz mı? Fal gerekli midir su gibi, hava gibi? Fal ne zaman doğdu? Neden bu kadar çok gündeme gelmeye başladı? Kimler fala ihtiyaç duyar?

Bir Önceki Sayfa... Ana Sayfa Köşe Yazıları Arkadaşına Gönder

Yukarı Çıkmak İçin...